Dörtlü oluşum ümit veriyor mu?

Ak Pati iktidarları için henüz “Fabrika ayarlarına dönme” çağrılarının seslendirilmediği dönemde bile “Meclis’te bir muhafazakâr muhalefet bulunmasının gerekliliği”ni yazdım.

Saadet Partisi dışarda muhalefet yapıyordu ve bu, muhafazakâr kitleler tarafından yadırganıyordu.

Ne yani başında Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu, onun yanında Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi öteden beri tanınmış muhafazakâr simaların sıralandığı ve şunun şurasında büyük acılardan sonra iktidar olabilmiş bir yapıya muhalefetin zamanı mıydı?

“Milli Görüş”ün lideri, bu yeni kadronun “Hoca”merhum Erbakan bile yadırganıyordu.

Ben de muhafazakâr bir kadronun “Erdemliler hareketi” çıkışıyla iktidar olmasını Türkiye siyaseti için önemli bir sıçrama olarak değerlendiriyordum.

Ancak o günlerde ben, Meclis’te sadece CHP -Sol muhalefetin bulunmasının muhafazakâr bir iktidar için -Türkiye için yeterli- sağlıklı denetim oluşturmayabileceğini belirtiyor, farklı bir muhafazakâr kadronun Meclis’e girmesini gerekli gördüğümü yazıyordum. Erbakan ve Yazıcıoğlu çizgisinin meselâ…

İktidar cenahından bu tarz değerlendirmelere “Ya oylar bölünür, Ak Parti iktidarı kaybederse…” itirazları - tepkileri geliyordu.

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçti. Yüzde 50 artı 1 şartıyla karşılaştı. İttifaklar kaçınılmaz oldu.

Bu arada Ak Parti dışında siyasi yapılar oluştu. Fazilet’ten sonra Saadet gelmişti. O çizgide ikinci bir partiyi Yeniden Refah adıyla Erbakan Hoca’nın mahdumu Fatih Bey kurdu. Ak Parti’den kopanların kurduğu partiler vardı: Davutoğlu’nun Gelecek Partisi, Babacan’ın DEVA Partisi…

Bunlardan Saadet, DEVA ve Gelecek’in temsilcileri, CHP’nin öncülük ettiği Millet İttifakı bünyesinden, Yeniden Refah’ın temsilcisi ise Ak Parti’nin öncülüğündeki Cumhur İttifakı bünyesinden Meclis’e girdi.

Üç parti zaten muhalefet konumundaydı, Yeniden Refah ise, zaman içinde muhalif dile evrildi.

Meclis’teler ve iktidar tasarruflarını engellemekte zorlanıyor olsalar bile, -kaldı ki buna sistem gereği bütün muhalefetin bile gücü yetmiyor- yine de hem Meclis’te hem kamuoyunda dikkate değer duruş sergiliyorlar.

Türkiye siyaseti için şu söylenebilir: Mevcut sistem içinde muhafazakârların - milliyetçilerin oyunu almayan bir iktidar mümkün gözükmüyor.

Mevcut iktidar bir muhafazakâr – milliyetçi koalisyon niteliğinde. Ancak yeni bir seçimde iktidar olabilecek oy potansiyeli ciddi zaaf geçiriyor.

Diğer tarafta şu an durumu karışık olsa bile alternatif oy potansiyelini kontrol ettiği düşünülebilecek olan CHP (veya yeni parti) var.

Halen muhalefette bulunan muhafazakâr çizgi, 4 parti halinde… Bu partilerin yöneticileri de tabanları da böyle dört parça halinde herhangi bir etkinlik sağlanamayacağını biliyorlar. Bu halde ne iktidarın etkili bir parçası olabilirler ne de muhalefet blokunda tek tek etkinlik sağlayabilirler.

“Biliyorlar” dedim. Bu bilgi arayışı da getiriyor ama uzun süre arayışı potansiyel olmaktan çıkaramadı.

Şimdi…

Önce Saadet lideri Mahmut Arıkan anons etti, “Büyük oluşum”u... Öyle bir çalışma vardı ama ne olduğu tam açıklanmadı.

Sonra Ali Babacan “Büyük oluşum var” dedi. Babacan’a göre “En büyük mesele Saadet’le Yeniden Refah’ın uzlaşması idi, orada da büyük ilerleme gerçekleşmişti.”

En büyük mesele: Milli Görüş’ün temsili olmalıydı.

Demek ki orada bir yakınlaşma gerçekleşmişti.

Son gelişme o cenahtan gelen “Türkiye Buluşmaları” haberi oldu. Ali Babacan ile Mahmut Arıkan Antalya’da “Türkiye Buluşmaları” başlığı altında iş insanları, sivil toplum kuruluşları ve medya temsilcileriyle bir araya gelmişti. Bu, zaten Meclis’te birliktelik ifade eden “Yeni Yol”un bir başka halkla teması idi.

Babacan oradaki konuşmasında Türkiye’nin siyasette yeni bir nefese ihtiyaç duyduğunu belirterek temiz dil, temiz siyaset ve temiz yönetim çağrısı yapmış.

Sözlerini şöyle tamamlamış:

“Korkuyu değil, umudu büyüteceğiz. Gerilimi değil, kardeşliği büyüteceğiz. Keyfiliği değil, adaleti büyüteceğiz. Hep birlikte bu güzel ülkeyi hak ettiği yarınlara taşıyacağız.”

Anlaşılıyor ki, dörtlü birliktelik farklı kompozisyonlarla halkla buluşacak. Derece sıralaması yapmadan yazalım: Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Mahmut Arıkan ve Fatih Erbakan...

Ben sırf “Adalet” çıkışı ile siyaset meydanını hareketlendirecek bir “muhafazakâr” yapının, iktidarda özellikle de “Adalet” alanında ciddi aşınma yaşayan bir “muhafazakâr” yapının toplum vicdanında oluşturduğu hasara karşı panzehir olacağını düşünüyorum.

Bu yapı başarıya ulaşırsa hem iktidara anlayacağı dille uyarılarda bulunabilir hem de muhalefetin önemli – etkin bir parçası olarak muhalefetin kitlesel boyutta rövanş savrulmalarına karşı supap olur.

Bakalım ülke kendi içinden böyle dengeleyici bir siyaset çizgisi üretmeyi başaracak mı?

YORUMLAR (7)
7 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.