Yargıya kim haber verecek bunları?
Dezenformasyon suçunu düzenleyen kanunun ilk imzacısı, MHP'li Feti Yıldız. DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, bundan gözaltına alınınca tartışmayı ibretle izlediğini söylemişti.
Yıldız diyordu ki, dezenformasyonla mücadele yasasının haberle, haberciyle alakası yoktur.
Adliye haberleriyle tanınan Uludağ, 19 Şubat akşamı 'evinde yakalanarak' gözaltına alınmıştı. "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak"la suçlanıyordu."Cumhurbaşkanına hakaret" iddiasıyla da tutuklandı.
Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, bayram mesajında hukuk ve demokrasiyi güçlendirerek iç cepheyi nasıl güçlendireceklerini anlattı...
Mesaj; iç cepheyi güçlendirmenin öneminden, hayırlı oluşundan ve başlattıkları Terörsüz Türkiye sürecini tamamlama kararlılıklarından bahsediyordu.
Meclis Komisyonu'nun kabul ettiği ortak rapora, kapsamlı bir yol haritası sunduğuna, oradaki önerilerin gelecek günlerde hayata geçirileceğine, vakit kaybetmeden gerekli adımların atılacağına dair müjdeleyici ve sevindirici bir mesajdı.
Nasıl sevinmezsiniz böyle bayram müjdesine?
Komisyon raporu, tüm yargısal süreçlerde tutuksuz yargılamanın esas alınmasını, AİHM ve AYM içtihatlarıyla evrensel hukuka uyulmasını istiyordu.
Düşünce, ifade ve eleştiri özgürlüğü de genişletilecekti. "Demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak basın özgürlüğü" güçlendirilecekti. Her türlü eleştiri, suçlaştırılmaktan korunacaktı. Suç ve cezada kanuni belirlilik gözetilecekti.
Nihayet Anayasa ve yasalarda yazdığı gibi olacak, hukuka uyulacak, gazeteciler de tutuklu yargılanmaktan kurtulacaktı yani. Kim istemez; zil tak, oyna.
Derken bayram günü, bayramlaşmak için gittiği Tokat'ta bu kez Birgün muhabiri İsmail Sarı gözaltına alındı. O da halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suçundan.
Yolsuzluk haberleriyle tanınan Arı, soruşturmanın üç ay önceki bir videosuna dayandığını, yeni tivit ve eski videolarının dosyaya eklenmek istendiğini söylüyordu. Bayram tatili bitmeden de tutuklandı.
UYGULAYICILAR KANUN DİNLEMEDİKÇE NE DESENİZ BOŞ
İktidar ortağı MHP'nin hukuk kurmayı Feti Yıldız, dezenformasyon suçunu yasada nasıl tanımladıklarını hatırlatmıştı.
Bir yanıltıcı bilginin gerçeğe aykırı olduğunu bilerek, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla alenen yayılması gerekiyordu.
Yetmiyor, bunun ülke güvenliğiyle kamu düzenini, sağlığını bozmaya elverişli olma şartı aranıyordu. Yoksa suçun şartları oluşmuyordu.
Hiçbir sonuç doğurmamış eski video ve sosyal medya paylaşımlarının bu şartları karşılamadığı ortada.
Ama bir o mu? Tutuklanan gazetecilerin haber verme ve eleştiri amacıyla hareket ettiği de ortada.
Tanımlanan suçun ne amaç ne de sonuç şartları karşılanıyor.
Velev ki verdikleri bilgi doğru değil... Yine de dezenformasyonla mücadele kapsamına girmediğini, inanmazsanız Feti Yıldız'dan dinleyin. Şöyle uyarmıştı:
"Maddede yazılı suçun oluşması, beş şartın bir arada bulunmasına bağlıdır. Defalarca yazdık ve anlattık.
Haber verme sınırını aşmayan bildirimler, dezenformasyon suçunu oluşturmaz.
Dezenformasyonla mücadele kanununun haberle, haberciyle bir meselesi yoktur."
Haber yanlışsa yalanlanır, tekziple düzeltilir, o kadar.
Kanun koyucunun muradını, Feti Yıldız herhalde size, bana kızarak ihtar etmiyor. Kanunu amacına ters uygulayan kim? Üzerine alınacak biri varsa o da uygulayıcılar.
Güya tutuklu yargılamayı zorlaştırmak için kaç reform yapıldı. Ev hapsi ve yurt dışı yasağıyla karakolda imza gibi adli kontrol tedbirleri bunun için getirilmedi mi?
Kanuna göre aslolan zaten tutuksuz yargılama. Kanun değişikliğiyle çözülecek sorun değil. Uygulayıcılardan kaynaklanıyor. Uysalar sorun kalmayacak.
Sorun, kanunda yazdığı gibi olmaması. Suçla mücadelenin keyfi yorumlanıp kötüye, özgürlükler aleyhine kullanılmaya devam etmesi.
Yazmıştım; altına AK Parti'nin de imza attığı hukuk ve demokrasi önerileri süperdi ama uygulanırsa...
Uygulama düzelmedikçe yasa düzeltmenin fayda etmeyeceğini uygulayıcılara biri haber vermeli de, kim o?
