Darbe ve şair…

Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde askerin gerçekleştirdiği dört önemli darbe var: İlki 27 Mayıs 1960 darbesi, ikincisi 12 Mart 1971 muhtırası, üçüncüsü 12 Eylül 1980 darbesi, dördüncüsü, 28 Şubat 1997 post-modern darbesi… 15 Temmuz’da yaşanan ise “Fetö/PDY” organizeli ve asker destekli bir ‘darbe kalkışması’ydı. Sonuncusu, Türkiye’de, asker ve siviller arasında bir zümrenin hâlâ demokrasiyi sindiremediğini gösteriyor. Ayrıca son darbe girişimi ile öncekiler arasında önemli bir fark var! 15 Temmuz’daki ‘kalkışma/terör’ hareketinden önceki tüm darbelere karşı halk kitlesel bir tepki göster[e]memişti. Ancak yaşadığımız bu ‘darbe’ girişimine karşı halkın canı pahasına, çarpışarak tepki göstermesi önemli! Darbecilere -kanlı saldırılarına rağmen- halkın canıyla direnmesi ve bu eli silahlı/kanlı militer terör hareketini bastırması, Cumhuriyet tarihinde bir ilktir! Dolayısıyla gerçekten alkışlanacak, kahramanca bir ‘millet direnişi’ olarak tarihe geçmiştir!

***

Bütün bunlar, siyaset bilimcilerin, tarihçilerin ve sosyologların konusu… Benim konum başka! 15 Temmuz kalkışması olunca, 1960’tan bu yana kimi aydın, yazar ve şairlerin darbelere karşı nasıl tavır aldıkları geldi hatırıma. Karşı çıkanlar olduğu gibi, maalesef alkışlayan kalemler de çıkmıştır bizde. Yani Türk edebiyatının darbelerle ilgili geçmişi tamamen temiz değil!..

Evvelâ 1960 darbesi… Zamanın sol aydınları, özellikle Yön dergisi ve Doğan Avcıoğlu etrafındaki grup- 1960 darbesini açıkça desteklemişlerdi. Çünkü bu grup, orduyu, devrimci mücadelenin asıl gücü, DP iktidarını ise otoriter, halk karşıtı bir iktidar olarak görüyordu. Dönemin çoğu sol görüşlü şair ve yazarları da 60 darbesine böyle baktı. Örneğin Cemal Süreya!.. Süreya, “555 K” başlıklı şiirinde 1960 darbesini alkışladı. Çünkü ona göre DP dönemi; “Karanfil bıyıklı genç teğmenleri/Ak saçlı profesörler, öğrencileri” öldüren, sindiren bir dönemdi; “… millet hayınları Ankaralarda/ Çünkü İzmirlerde, çünkü İstanbullarda/ Çünkü başka yerlerinde memleketin/ Kanına girdiler masum gençlerin.” mısraları bu bakışı özetliyor. Aslında şiirin başlığı “555 K”, 27 Mayıs darbesinde solcu öğrenci grupların halkı, 5. ayın, 5’inde, saat 5’te, Kızılay Meydanı’nda eyleme çağıran bir parolasıydı. Şair, söz konusu şiiri, Turan Emeksiz’in öldürülmesini protesto eden bu eyleme katıldıktan sonra yazdı. Cemal Süreya 999. Gün Üstü Kalsın adlı kitabında da bilgi veriyor o günlere ilişkin. Bu kitapta verdiği bilgilere göre, 555 K eylemini yöneten yedi kişiden biri Siyasal’dan arkadaşı Turgut Erdem’di. Günlüklerinde anlattığı üzere Süreya ve arkadaşları, Kızılay’daki eyleme katılmış, o günlerde darbe yanlıların dilinden düşmeyen “Osman Paşa” marşını söyleyerek yürümüşlerdi.

***

Süreya’nın 1960 darbesine ilişkin bir başka şiiri de “Kısa Türkiye Tarihi II”. Bu şiirde şair, “Üç anayasa/ ortasında büyüdün/ Biri akasya/ Biri gül/ Biri zakkum” dizelerinde 60 Anayasasını “gül”e benzetir ve över. Daha başka şairler de var 1960 darbesini alkışlayan; Necati Cumalı, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Başaran gibi…

Hazindir, 1960’ta darbeyi alkışlayanlar, 12 Mart’ta silahlar bu kez kendilerine döndüğünde, darbenin gerçek yüzünü gördüler. Bir Düğün Gecesi, Yarın Yarın, Her Gece Bodrum, Yaralısın, Şafak vb. romanlarda, işkenceleri, baskıları anlattılar.

***

Artık anlamalıyız: Bizim veya sizin darbe diye bir ayırım yok! Tüm darbeler, şiddet, kan ve baskı içerir, kime, kim tarafından yapılırsa yapılsın. Ve şiir, özü gereği her türlü darbeye karşıdır; çünkü sivil bir etkinliktir ve “muvazzaf şairler”in devri kapanmıştır!..

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.