Back To Top
Dünya fokurduyor

Dünya fokurduyor

 - Son Güncelleme: 31.10.2019 Perşembe 23:36
- A +

Dünyanın dört bir köşesinde insanlar sokağa çıkıyor. Toplumsal tepkilerin bir yanı global dünyanın eşitsizliklerine ve gidişine, diğer yanı popülizme, onun ürettiği kaosa, kutuplaştırma politikalarına ve yönetim beceriksizliklerine yöneliktir.

Türkiye’de siyaset meydan okumaya indirgenmiş halde. Bu iklimde siyasi iktidarın tutumu ve güç gösterileri üzerinden beka meselesinden, dost-düşman ayrımından, başka bir şey konuşmaz halde.

Beka söylemi ve politikalarına coşkuyla destek verenler ile buna endişeyle itiraz edenler arasındaki yarılma malum.

Beteri, hemen her düzeyde, siyaset, basın, üniversite, düşünce dünyasında içimize kapanmamız, burnumuzun ucundan ötesini görememez hale gelmemizdir.

Gezi olaylarını darbe girişimi olarak tanımlayan resmi bir bakış, buna suçlu uyduran bir yargı politikasıyla simgelediği düzen olanca ağırlığıyla dünyamıza hakim. Toplumsal siyaset ve talep, ihanet, baskı, kandırılma, kırılma gibi tabirlerle karşılanıyor. İçeride itiraz etmek, yeni fikir üretmek, farklı öneride bulunmak, hatta düşünmek ile suç sınırlarında dolaşmak, işsiz kalmak anlamına geliyor. 17 rap müzisyenin yaptığı, genç neslin siyasetten ekonomiye, popüler kültürden ahlaka, çevreden geleneğe kadar itirazını ifade eden bir müzik parçası, “Susamam” bile böyle karşılanmadı mı? Bahçeli’nin, bu sayfada daha önce de hatırlattığım şu sözleri hiç unutulmamalı: “O rapi yeni yetişen nesil bütünüyle ya da parça parça kabul ederse yönlendiren çevre, grup veya kişiler dış destek bulurlar Türkiye’yi  karmakarışık hale getirirler. Rap adına Türkiye’de darbe yapmaya heveslenen insanlar türer. Yazacak başka bir şey mi bulamadılar?..”

Siyaset ve düşünce karşıtı bu savaş dili nafiledir.

Dünya fokurduyor. Irak, Şili, Cezayir, Bolivya, Ekvator, Haiti, Katalonya, Hong Kong, İspanya, Lübnan, Sudan sokaklarında büyük bir itiraz ve tepki havası esiyor. Ülkeden ülkeye nedenler farklı ama tepkiler benzer. Bunlar ne darbe girişimlerini ne de ihaneti temsil ediyor.

Ortak noktaları, memnuniyetsizlik, itiraz, değişim talebinden oluşuyor.

Değişim talebi sosyal-ekonomik-ahlaki unsurlara dayanıyor. Bu talebi üreten, globalleşmenin olumsuz etkileri, orta sınıflar üzerindeki ekonomik baskı, göç dalgaları, sert ve çatışmalı kültür karşılaşmaları, temsil düzenlerinin yaşadığı tahribat, iktidardaki kişiselleşme eğilimi ya da popülizmin yükselmesi.

Bunlar karşısında, adalet, şeffaflık, eşitlik, yaşanabilir bir çevre dört temel öge olarak öne çıkıyor.

Ahmet İnsel’in Birikim sitesinde yayınlanan ülkeler bazında ayrıntılı bilgiler veren ve tespitler içeren, önemli yazısının kimi kısımlarını birlikte okuyalım:

“‘Yeter Artık’ 2014’te Buteflika’nın yeniden ve dördüncü defa Cezayir cumhurbaşkanlığına aday olmasına karşı başlayan “Barakat” hareketi, “yeter artık” sözcüğünü bir muhalefet hareketinin adına dönüştürmüştü. Beş yıl sonra Cezayir’de Buteflika beşinci kez aday olmaya kalkınca, barışçıl halk ayaklanması aynı sloganla rejimi temellerinden çatırdatmaya başladı. Aynı slogan geçtiğimiz günlerde Bolivya’da Evo Morales’in anayasayı ve halk oylaması sonuçlarını çiğneyerek, dördüncü kez başkanlık seçimine aday olmasına karşı da kullanılıyordu. Seçimin birinci turunu, seçim sonuçlarındaki bir puan farkla ve muhtemelen sayım sırasında yapılan son an müdahalesiyle kazanan Morales’in taraftarlarıyla bu duruma isyan edenlerin arasında başlayan sokak çatışmalarında da slogan, “Evo, Basta!”. Ekvator Ginesi’nde başkan Alpha Conde’nin, anayasal kuralı çiğneyerek üçüncü kez seçilmek için manevralar yapmaya başlamasını protesto eden, ülke nüfusunun (1,2 milyon) belki üçte birini oluşturan göstericiler de başkent Konakri’de Susu dilinde “Amulanfe!” (≠Amoulanfe) diye bağırarak yürüyorlar...”

Şöyle devam ediyor:

“Elbette her ülkenin kendi öznelliği içinde kendini ifade ediyor bu ‘Yeter Artık’ isyanları. Haiti’de yoksulluk; Şili’de Pinochet ve Şikago çocuklarının ülkede yarattığı büyük sosyal tahribat ve diktatörlük devrildikten sonra bu tahribatın kurumlaşmasına devam eden hükümetlerin zengin dostu politikaları; Lübnan’da yolsuzluk ve cemaatler dengesine dayalı siyasal sistemin yarattığı koyu akraba/yandaş kayırmacılığı (nepotizm); Katalunya’da Kastillanların kibir, horgörü ve bürokratik savurganlığı; Cezayir’de petrol gelirlerinin başına çöreklenmiş asker-bürokrat-iş insanı kliğinin on yıllardır devam eden tahakkümü; Irak’ta kukla yönetimlerin yolsuzluk, kayırmacılık ve yağmacılık sarmalı (Irak’ta 2003’ten beri yolsuzluğun toplam maliyetinin dört yüz milyar dolardan biraz fazla, iki yıllık ulusal gelire eşit olduğu tahmin ediliyor)… Yeter Artık hareketlerinin hepsi, farklı biçimlerde ifade etseler de, bir demokrasi talebini öne çıkartıyorlar...”

İnsel’in son vurgusu özellikle önemli.

Demokrasi bir yandan geriliyor, diğer yandan demokrasiye talep artıyor.

Pek çoğu kentli bu büyük tepkiler, yaşadığımız dönem bakımından hafife alınmayacak önemde görünüyor. Eşitsizlik ve dengesizliğe, hoyratlık ve keyfiliğe, onları üreten siyasi anlayışa karşı, bu denli yangın, birbirinden bağımsız ve kesişen itiraz dalgaları her zaman oluşmaz.

Bu konuda Fransa’da yeni bir kitabı çıkan gazeteci Alexandre Devecchio, durumu “toplumsuz, halksız demokrasiler”e verilen tepkiler olarak değerlendiriyor. Kimi yerler, örneğin bazı Batı ülkeleri temel hak ve özgürlüklere saygılı olmakla birlikte, liderler politik kararlarıyla hoyrat, bunun sonuçlarına duyarsız, kurumların önüne geçen, yukarıdan aşağıya çalışan bir mekanizma inşa ediyorlar. Bu, Devecchio’ya göre geleneksel siyasi ayrımları altüst eden bir gelişme, toplumsal hareketler de bunun karşılığını oluşturuyor. Ve bunun popülist düzenleri terbiye edeceğini düşünüyor.

Terbiye edip etmeyeceği oldukça şüpheli ancak, bu reaksiyonlar sadece globalizmin etkilerine değil, popülizme, bu anlayışın ürettiği kaosa, kutuplaştırma politikalarına ve yönetim beceriksizliklerine yöneliktir.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Muhtefi. . 02 Kasım 2019 12:06
Gurultuler,patirtilar..Kemik kavgası bu başka da bişey değildir. Ne anlatırsan, anlatilirsa Hikayedir. :))..
musto 01 Kasım 2019 12:09
Türk halkı diğer halklara pek benzemez ileri görüşlü , sağ duyulu kurtuluş savaşı vermiş bir halk.Misal:Taksimde ,zorbalık yapılıyor beni,millet seçti benim her dediğim olur aynı millet karşı çıktı iktidara dünyayı dar etti ,iktidara geri adım attırdı.Halk bunları istemiyor sallasam yıkılacak,diyerek darbeye kalkışanların,Tanklarına,mermilerine,vucudunu, siper ederek geri püskürttü. Benim seçtiğim iktidarı ancak ben indiririm dedi.Egosu şişmiş iktidara,büyük şehirleri elinden alarak iradesini tanımayan aynı iktidara yenilenen seçimde,tokat gibi cevap verdi.Zamanı gelince bu halka güvenin.
KARAR OKURU 01 Kasım 2019 09:52
Dünya fokurdar mı? Sanmam. Bir Hristiyan devlet veya halk şu an dünyanın hiçbir yerinde çatışmaz, savaşmaz, haklı ya da haksız müslüman bir devletin saldırısına uğrama ihtimali ise zaten yoktur. Oysa Çin Uygur keser, sürer, kamplara doldurur, ibadetini engeller, kadınlara sistematik tecavüz eder çıt çıkmaz. Irak'ta 5 milyon insan savaşta öldü, sonuç? Myanmar budistleri bir miktar müslüman kesti, az rahat ettiler, Yemen 50 yıl geriye gitti, dünya hala fokurdamıyor. Filistin, Karabağ, Suriye say say bitmez. Bombalar, keser vs. fakat fokurdamazlar; onlar işini bilirler Ali Bey.
KARAR OKURU 01 Kasım 2019 09:01
Ben de Türkiye için "yeter artık" diyorum.
Ehl-i İrfan 01 Kasım 2019 07:48
Türkiye son üç yıldır, içeride PKK ile acımasız bir mücadele yürüttü. İçeriden vurma hesaplarını büyük ölçüde hafifletti. Batı’nın Suriye ve Irak’taki paralı ordusu PKK/YPG’ye askeri olarak buralarda da büyük bir müdahale başlatıldı.Fırat Kalkanı, Afrin Müdahalesi, Pençe Harekatı ve son Barış Pınarı Harekatı ile o “çokuluslu proje” sınırlarımızdan uzaklaştırıldı. Türkiye çevresini temizliyor.Küresel ölçekte güç inşa ediyor.Bölgesel düzeyde bütün harita taslaklarına müdahale ediyor.Sayın yazar bu ülke o saydığınız ülkelere benzemez.Hem demokrasiden bahsedeceksiniz hem de 'gezi' vahşetinden!!!
KARAR OKURU 01 Kasım 2019 07:47
Ali Bey, Ahmet İnsel'in yazısından alıntıladığınız kısımda Alpha Condé'nin Ekvator Ginesi'nin başkanı olduğunu yazmışsınız. Doğrusu, Alpha Condé Gine'nin başkanıdır. Ekvator Ginesi'nin başkanı Teodoro Obiang Nguema Mbasogo'dur ve 1979'dan beri ülkedeki tek adamdır.
KARAR OKURU 01 Kasım 2019 05:50
Dort dortluk bir analiz ama ben Devecchio'nun iyimserligini paylasmiyorum. Populist liderleri futbol takimi tutar gibi destekleyen insanlarin sayisinda buyuk artis var. Mesela Trump'in ABD gibi bir ulkede kanunlari ve anayasayi yok saymasi, muhaliflere ve muttefik ulkelerin devlet adamlarina surekli saygisizlik etmesi, hergun birkac kez yalan konusmasi, abuk subuk isler yapmasi kendisini destekleyenleri hic rahatsiz etmiyor. Sadece Trump degil, bircok ulkede otoriter hatta plebisit diktator olarak tanimlanabilecek liderler var. Demokrasi, insan haklari, hukukun ustunlugu oncelik degil artik.
KARAR OKURU 01 Kasım 2019 04:38
3.dünya ülkeleriyle Türkiye’yi bir mi tutuyorsun.
KARAR OKURU 01 Kasım 2019 09:24
0
herhalde.
KARAR OKURU 01 Kasım 2019 01:51
bizim halkımız hayatından çok memnun veya çok korkak....
Has Parti 01 Kasım 2019 01:37
Bizde böyle şeyler olmaz çünkü Akparti'de üç dönem kuralı var, genel başkan dahil en fazla onbeş yıl aktif siyasette olbilirler hatta dönemin genel başkanı onbeşyıldan fazla aktif siyaette kalmak isteyen genel başkanlar için, o zaman vardı böyle liderler, 'Doymdınız mı' bile demişti. O yüzden bizde mümkün değil Bolivya'da, Cezayir'de olanlar. Ama dış mihraklar işi başka. Acaba Ankara'ya bir 'dışmihrak taşı' koyup ara sıra taşlasak mı milletce? Hem paket içinde yerli ve milli taş satıp istihdam da yaratırız. Kosgeb destekler bence, start up projesi bile olur yatırım alabilir. Stone up.
Kararlı Karar Okuru 01 Kasım 2019 08:51
1
Üç dönem kuralı sadece bir kişi için geçerli değil sanırım. İstisnalar kaideyi bozmaz diyorsanız ayrı tabi. Biz milletçe işimizi gereğince değil, işimize geldiği gibi yaparız. Onun için vasat ve vasatın altı kalitede yaşamaya devam. Bunu her konu için söylüyorum, sokaktaki kaldırımdan siyasetçisine kadar.
Karar okuru 01 Kasım 2019 01:14
Onlar tencerede kaynıyor biz düdüklüde. Anladın sen onu.
hamza akyol 31 Ekim 2019 23:57
ali bey yapmayın! ezber yorum yazıyorsunuz. Öncelikle; globalizasyonun da, diğer bütün olgular gibi, olumlu ve olumsuz yönleri vardır. İkinci olarak ise; globalizasyonun olumlu yönleri, olumsuz yönlerinden katbekat fazladır. ayrıca o gösterilerin ortaya çıkabilmesinde aracılık eden ve yine gösterilerin ayrıntılı olarak bilinmesini ve uluslararası destek sağlanmasını vesile olan teknoloji, globalizasyonun oluşmasını sağlayan gelişmelerden bir bölümüdür. yani internet. durum bu kadar netken, ezbere yorum yazmanızı yadırgadım.
Köroğlu 01 Kasım 2019 11:59
1
Benim anladığım globalizasyon kötüdür demiyor. Bir yargı yok. Globalizasyonla ortaya çıkan eşitsizliklerden bahsediyor. Bu da doğru. Globalizasyon Çin, Hindistan, Türkiye, Polonya, Mısır gibi ülkelere büyük yararlar sağladı ama ABD, AB ülkelerinin mavi yakalıları zarar gördü. Bu ülkelerdeki sermayedarlar, beyaz yakalılar ve esnaf globalizasyondan yarar görürken mavi yakalılar tam tersine kırılgan işlere sahip oldular. İşçilik maliyetinde arbitraj oluştu, gini katsayısı yükseldi.
hamza akyol 01 Kasım 2019 15:23
0
sayın köroğlu, öncelikle bir olgudan bahsederken sadece olumsuz yönünü bahsediyorsan sıkıntı. Ayrıca, globalizasyon, tam tersine, dünyadaki eşitsizliği bir nebze olsun daha da azaltıcı özelliği var. bugün çin, hindistan ve diğer gelişmemiş ülkelerdeki yaşamın bir miktar daha iyi olması globalizasyon sayesinde. yani yine bayramoğlunun tespiti doğru değil.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN