Tarihimizdeki yanlış işlerimiz
Ehl-i Sünnet alimlerinin genel eğilimi Peygamberimizin irtihalinden sonra tarihte ne vaki olmuşsa onu doğru kabul etmek ve hukuku tarihi vakıaya uygun hale getirmekti.
Bu yüzden, Beni Saide gölgeliğindeki biat, ardından Hz. Ebubekir’in kendisinden sonra halife olarak Hz. Ömer’i tayin etmesi, ardından Hz. Osman’ın Hz. Ömer’in atadığı şura tarafından halife seçilmesi ve son olarak Medineliler’in Hz. Ali’ye biatleri Müslümanların halife seçme yöntemleri olarak kurumlaştırıldı. Tarihi vakalar ‘halife nasıl seçilir?’ sorusunun cevapları olarak kitaplara geçti.
Yapılanlar doğru muydu?
Bunu pek tartışmadılar.
Yapılanların doğru olup olmadığını başka düşünce okulları tartıştı.
Düşünce okulları? Mezhepler. Bilhassa Hariciler ve Şia.
Şia açısından tartışılacak fazla bir şey yoktu. İmamet ya da halifelik halkın tercihlerine bırakılamazdı. Allah ile insanlar arasında bir makamın bulunması mecburiydi. Bu makam nübüvvet makamıydı. “Peygamber’den sonra da ahkamı koruyacak bir makam zorunludur. Bu ise İmamet makamıdır. Nasıl Peygamber’i Allah seçiyorsa imamı da Allah seçer.” (Prof. Dr. Ahmet Akbulut, Sahabe Dönemi İktidar Kavgası, OTTO.)
Şii anlayışa göre Hz. Ali Peygamberimiz tarafından vasiyet yoluyla imamete getirilmiştir. Dolayısıyla Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in hilafetleri ‘nass’a uygun değildir.
Hariciler ise “Devletin başına geçecek kişinin yani halifenin toplumun seçimine bırakıldığını savunmaktaydılar.” “Hariciler, ‘halifenin en layık kimseler arasından seçilmesini isteyen cumhuriyetçiler’di. (Bu son cümle, Vloten Gerlof Van’ın ‘Emevi Devrinde Arap Hakimiyeti’ kitabından alıntı. Bu kitap da OTTO’dan çıkmış.)
“Onlara göre imam olmak için soy sop meselesinin önemi yoktu. Müslüman ve ehliyetli olan herkes toplumun seçimi ile Müslümanların başına geçebilirdi.”
Haricilerin o dönemdeki Kureyş hegemonyasına karşı bir tepki olarak ortaya çıkmış oldukları da düşünülebilir.
“Haricilerin imamet konusundaki doğru ve tutarlı fikirlerinin diğer İslam fırkalarını etkilemesi gerekirken sosyal meselelerdeki bağnaz yaklaşımları, ibadet konusundaki aşırılıkları öteki fırkalara bulaşmıştır.”
Hariciler aşırı tekfirci, uzlaşmaz, zaman zaman bugünkü ‘Daeş’ tarzı eğilimlerle eşleştirilen bir siyasi akım.
Bütün tarafların mahkûm ettiği bir fırkanın bazı doğru tarafları olduğunu söylemek adetten değildir. Fakat Ahmet Akbulut Hoca’nın not ettiği gibi bazı isabetli görüşleri de var.
Prof. Dr. Ahmet Akbulut, kitabının başından sonuna kadar eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. Hemen hemen bütün görüşlerin zayıf ve kuvvetli taraflarını tartışıyor.
“Eş’ari’nin, Bakıllani’nin ve Nesefi’nin ileri sürdükleri gibi Hz. Ebubekir’in imameti konusunda ümmet icma mı etmiştir? İcma etmiş olsa bile dini değeri nedir? Bir zaman diliminde yaşayan insanların bir konuda görüş birliğine varmalarının daha sonra gelen nesilleri bağlamasının dini delili nedir?”
“Nesefi’ye göre Hz. Ebubekir’in imametinde sahabenin icmaı yani görüş birliği olduğundan buna karşı çıkan da dinden çıkmış olur. Başlangıçta siyasi bir niteliğe sahip olan yönetim konusu böylece tarihsel süreçte kelami ve dini bir içerik kazanmıştır.”
İmamet ya da halifelik konusundaki ihtilaflar sebebiyle sahabe toplumunun birbirini katletti. Bu hadiselerin faziletli, faydalı tarafını bulmak mümkün müdür?
“Sahabe arasındaki siyasi ve kanlı çekişmenin amacının din ve şeriatın sürekliliği olduğu görüşü dahi ileri sürüldü. (Şehristani, el-Milel.) Müslümanların birbirlerini öldürerek İslam’a nasıl hizmet ettiklerini anlamakta güçlük çekilmektedir. Sahabenin kanlı iç savaşlar yapması içtihat hatası olarak takdim edilirken onların yaptıklarının yanlışlığını ortaya koyanların kınanmasının mantığını kavramak mümkün değildir.”
Prof. Dr. Ahmet Akbulut’un bu nazik konuları tartışmasının birçok faydası olabilir.
Bu faydalardan biri, insanların sahabe dönemindeki siyasi ihtilafların, tartışmaların, kavgaların hatta savaşların dini değil siyasi bir mahiyet taşıdıklarını düşünme imkânı vermesidir.
Zaman zaman söylediğim gibi; bunlardan din yapılmaz, itikat yapılmaz.
Bunlardan din yaparsan sonucuna katlanırsın.
Şunu anlamak da faydalıdır.
Müslümanlarımızın, Peygamberimizin irtihalinden sonra bütün yapıp ettikleri doğru değildir. Yanlış işler de yapmışlardır.
