Fenerbahçe’nin kurtarıcı arayışı
Futbol dünyasının kadim tartışmasıdır: Yıldız oyuncu kimdir, efsane oyuncu kime denir? Yıllardır bitmeyen, nesiller boyu devreden kavgalarımız var bu yüzden. Akıllarda hep aynı sorular: Türkiye’ye gelen en büyük efsane Alex miydi, yoksa Hagi mi?
Dünya futbolu bu terazide Cristiano Ronaldo ile Lionel Messi’yi tartışır.
Eskiler; Pele’yi, Maradona’yı, Cruyff’u bir an olsun dilinden düşürmez. Bu konuda herkesin doğrusu kendine, yazılacak isimleri tabi vardır.
Bu konuyu Fenerbahçe’ye getirdiğimizde bu tartışma sadece bir nostalji ögesi olmaktan çıkıp, kulübün genetiğine işleyen bir formüle dönüşüyor: "Yıldız oyuncu getir, şampiyonluk gelsin; başarı gelsin, özgüven gelsin.”Sarı-lacivertli camianın geçmişi bu formülün tuttuğu şaşalı dönemlerle dolu.
7 Haziran’daki başkanlık seçimine gün sayan Fenerbahçe, tam da bu "yıldız" formülünün ve vadettiği büyünün içerisine sıkışıp kalmış durumda.
Seçim haftasına girildiğinden beri ekranlarda ve sosyal medyada tam bir vaat savaşı izliyoruz. Bir tarafta her gün yeni "sözde" yıldız ismi açıklayanlar, diğer tarafta ise "Bütçe durumu sıkıntılı, bunları nasıl alıyorlar?" eleştirisiyle mali gerçekçiliğe soyunup hemen ardından "Biz daha iyileriyle görüşüyoruz, bu işi geçmişte yaptık, yine biz yaparız" diye havayı değiştirenler…
Aday kanadından Hakan Safi’nin "Luis Suarez ve Merih Demiral ile anlaştık" çıkışının ardından sözde kulüplerinden gelen peş peşe yalanlamalar geldi. Oyuncular cephesinde derin bir sessizlik hakimken, kulüplerin bu iddiaları boşa çıkarması taraftarın aklındaki soru işaretlerini büyütüyor.
Dünya kupası öncesi milli oyuncularımızın transfer haberleri çıkartılması ne kadar doğru oda tartışılacak başka bir konu.
Aziz Yıldırım geleneksel, güçlü, "büyük başkan" figürünü ve camianın genetiğini iyi bilen isimleri arkasına alarak rüzgarı estirmeye çalışıyor.
Teknik Direktör ve Futbol Aklı: Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Volkan Demirel ve Selçuk Şahin gibi tamamen Fenerbahçe aidiyeti yüksek, kulübün dinamiklerini ezbere bilen bir yapı hedefleniyor.
Öncelikli sorunun forvet sıkıntısı olduğunu düşünen başkan ilk hamlesini Vedat Muriqi alarak yaptı.
Düşünülen; Serhou Guirassy ise Dortmund performansı sonrası şu an Avrupa'nın en elit santraforlarından biri; olarak görülüyor.
"Paramız var, Mbappe'yi bile alırız" espirili çıkışı, tamamen psikolojik üstünlüğü ele geçirme ve taraftara eski gücünü hissettirme hamlesi gibi.
Hakan Safi tarafı küresel, modern ve İtalya odaklı bir futbol aklıyla vizyon çizmeye çalışıyor. Teknik direktör adaylığı için Conte, Farioli, Mancini, düşünülen isimler.
Sosyal medya tarafı, “Mason Greenwood, Merih Demiral, başkan adayını takip etmeye başladı”.
Sporting CP Başkanı Frederico Varandas’ın, "Luis Suárez’in bonservis bedeli 80 milyon avro. Hakan Safi seçimi kazanır ve bu bedeli öderse oyuncuyu doğrudan alabilir. Bizimle görüşmesine bile gerek yok." sözleri de dikkat çekici bir çıkış olarak kayda geçti.
Hedef açıklama "Bugün 350 milyon euro olan geliri 1 milyar euroya çıkaracağız. Real Madrid'in üstüne çıkaracağız."
Bu hedef, Fenerbahçe’yi küresel bir dev haline getirme arzusudur ancak Türkiye Süper Lig gerçekleri (yayın gelirleri, kur farkı, ülke puanı) göz önüne alındığında, Real Madrid gibi küresel bir markanın gelir seviyesini aşmak kısa ve orta vadede ekonomik bir mucize gerektirir.
Real Madrid'in yıllık geliri, 1 milyar euronun üzerinde iken…
Fenerbahçe, tarihinin belki de en kritik virajlarından birine yaklaşırken, mali gerçeklerle tribünlerin yıllardır dinmeyen şampiyonluk özlemi arasında sıkışmış durumda. Havada uçuşan milyonlar, ardı ardına gündeme gelen dünya yıldızları büyük vaatler, kulübü ya yeni bir başarı hikâyesine taşıyacak ya da ağır bedelleri olan bir maceraya sürükleyecek.
Bazen seçimler sadece bir başkanı değil, bir kulübün geleceğini de belirler.
Sizce Fenerbahçe camiası bu kongrede yerli ve kulübü bilen güvenli liman (Aziz Yıldırım) mı seçecek, yoksa Avrupa vizyonlu, agresif, yüksek riskli vaatleri olan (Hakan Safi) mi?
