Başarılı olma ihtimali yüzünden tasfiye edildi
Ahmet Davutoğlu’nu 70’lerden beri biliyorum. Adını ilk Mustafa Özel’den mi işitmiştim? Emin değilim. Rahmetli Ramazan Dikmen’in “Boğaziçi’nde Ahmet Davutoğlu isminde bir arkadaş varmış. Birkaç dil bilen, entelektüel, kaliteli bir arkadaş” dediğini de hatırlıyorum.
Tanımam daha sonra. Cağaloğlu’nda karşılaşmış olabiliriz. Bilim Sanat Vakfı’ndaki programlardan birinde kendisini dinlemiş olabilirim.
Bazı konuşmacıları bir başında bir sonunda dinleseniz olur. Ahmet Hoca o konuşmacılardan değildi. Konuşmalarında boşluk olmazdı. Zihninizin sürekli uyanık olması gerekiyordu, yoksa konuyu kaçırırdınız.
Bunu tabii ilmi konuşmalar için söylüyorum. Politik konuşmaların böyle yoğun olması gerekmiyor.
Sonradan Yeni Şafak’ta teşrik-i mesaimiz oldu. Hayır, dirsek dirseğe değil. Ahmet Hoca yazarımızdı, biz gazetenin mutfağındaydık.
Stratejik Derinlik önemli bir uluslararası ilişkiler kitabıydı. Bir teori olarak kalmadı. Davutoğlu önce danışman sonra bakan olarak AK Parti hükümetlerinde görev alınca uygulama alanı da buldu.
Arkasından çok laf edenler, ileri geri konuşanlar oldu. Bilhassa AK Parti’den ayrıldıktan sonra. Birileri Ahmet Hoca’nın aleyhinde konuşana ecir mi veriyordu?
Muhtemel.
Mamafih Türk diplomasinin bugün doğuyla da batıyla da ilişki kurabilecek kabiliyette kalmasının ‘Stratejik Derinlik’le alakası vardır.
Suriye iç savaşı, Davutoğlu’nun omuzlarına yüklenmiş bir ‘bagaj’ olarak hatırlanır.
Kötü bir savaştı. Suriye halkı için büyük bir yıkımdı. Türkiye’ye maliyeti de ağır oldu.
Bütün faturayı Davutoğlu’nun mu ödemesi gerekiyordu? Başka hiç kimsenin, mesela Başbakan Erdoğan’ın sorumluluğu yok muydu?
Bence fatura bölüştürülebilirdi. Fakat faturanın tamamını Davutoğlu’na ödetmek herkesin kolayına geldi.
Davutoğlu ya da o zamanki Türk hükümeti Suriye rejimiyle ipleri koparmak yerine Beşşar Esed’in halkına saldırmasına mâni olmanın yollarını arasaydı daha doğru davranmış olurdu.
Bazen krizi yönetemezsiniz, kriz kendisini yönetir.
Hatta bazen kriz sizi de yönetir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Çankaya’ya çıkarken yerini Ahmet Davutoğlu’na bıraktı. Bu önemli bir tercihti.
Davutoğlu da başbakan olarak görevinin gereğini yaptı. Düşük profilli bir başbakan olarak değil, gerçek bir başbakan olarak.
Davutoğlu’nun başbakan olarak katıldığı Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti yüzde 49 oy almıştı. Yani arkasında kuvvetli bir oy desteği de vardı.
Fakat zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Başbakan Davutoğlu arasında ihtilaflar oluyordu.
Milletvekili aday tercihlerinde, bakan tercihlerinde. Hatta bakanlar kurulunu kimin toplayacağı gibi konularda.
Bunlar küçük ihtilaflardı, fazla gürültü çıkmadan bir şekilde çözülüyordu.
Daha büyük ihtilaf 17-25 Aralık’ta yolsuzlukla suçlanan bakanların Yüce Divan’a gönderilip gönderilmemesi konusunda çıktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müdahalesiyle bakanların Yüce Divan’da yargılanması önlendi.
Davutoğlu ‘siyasi ahlak’ yasasına önem veriyordu.
Türkiye’deki yolsuzluk piyasasını bozabilecek bir düzenlemeydi. Bunun için bir dizi reform yapılması gerekiyordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu reformlar için Başbakan Davutoğlu’nu
“Eğer bunu yaparsan teşkilatlarda görev yapacak il başkanı bulamazsın” diye uyardığı rivayet edilir.
Kısmen bu reformlar kısmen de Suriyeli göçmenlerle ilgili anlaşmalar Türk vatandaşlarının AB ülkelerinde vizesiz seyahat etmesinin yolunu açacaktı.
Böyle bir anlaşma Davutoğlu’nun hanesine yazılabilecek önemli bir başarı olabilirdi.
Tam bu sıralarda, başbakan ve AK Parti genel başkanı olan Davutoğlu’nu tasfiye için hiç de centilmence olmayan bir oyun oynandı.
AK Parti’nin 47 MKYK üyesi il ve ilçe teşkilatı atama yetkisini genel başkandan alıp MKYK’ya veren belgeyi Davutoğlu’nun gıyabında imzaladılar.
Davutoğlu birkaç gün sonra kongre kararı aldı.
Bu bir çeşit tasfiyeydi.
Siyasi ahlak yasası bu tasfiyede etkili olmuş mudur?
Olmuştur.
Ama zannediyorum Davutoğlu’nun başarılı olma ihtimali operasyonun arkasındaki esas motivasyondu.
Ahmet Hoca geçen hafta Gelecek Partisi’ni siyasi faaliyetlerine son verdiklerini açıkladı.
Hayırlı olsun.
Ama bu konuda başka diyeceklerim de var.
