Osmanlı modernleşmesi

Muhafazakâr kesimde yaygın duygu, Osmanlı modernleşmesine, özellikle de Tanzimat’a en azından soğuk bakmalarıdır.

Meşrutiyet döneminde Türkçüler, Cumhuriyet döneminde Kemalistler ve solcular da Tanzimat’a şiddetle karşıydılar. Türkçülere göre Tanzimat kozmopolitti, Osmanlı kimliğini esas alıyordu. Kemalistlere göre, hem kozmopolitti hem “inkılapçı” değildi. Solculara göre Tanzimat emperyalizme kapıları açmış, Osmanlı sanayiini çökertmişti.

Başta ideolog Necip Fazıl’a göre Tanzimatçılar “sahte kahramanlar”dı. “Ruh kökümüze” ihanet etmişlerdi…

BİLİM İHTİYACI

Erdoğan’ın bakışı “tarihsel” değildir, “siyasal”dır.

Erdoğan, Osmanlı’nın geri kaldığını fark edince, teknoloji almak için Batı’ya öğrenci gönderdiklerini söyleyerek şöyle devam eder:

Bugün geriye doğru baktığımızda bu tercihin çok da isabetli olmadığını anlıyoruz. Mühendislik öğrensin diye Batı’ya gönderdiğimiz öğrenciler çoğunlukla zihinleri bize yabancı fikirlerle iğfal edilmiş olarak ülkelerine dönmüşlerdir…”

Erdoğan Abdülhamid’i bunun dışında tutar, ama devletin ömrünün yetmediğini söyler.

Evvela Erdoğan’ın “yabancı fikirler” dediği düşünceler, Osmanlı tarihinde Abdülhamid zamanında zirve yapmıştı çünkü eğitim gelişmişti. Tıp öğrenenler biyoloji ile, matematik öğrenenler yeni bir evren tasavvuruyla karşılaşıyordu.

Bugün muhafazakarlarımızın kutsadığı “milli irade” kavramı da Fransız Jakobenlerden bize geldi. “İğfal” mi edilmiştik?!

Erdoğan’ın aynı konuşmasında zikrettiği “Hezarfen, Ali Kuşçu, Uluğ Bey” Osmanlı’da gayet iyi biliniyordu. Ali Kuşçu’yu Fatih çağırmıştı.

İsmiyle müsemma Uluğ Bey’i kendi oğlu öldürtmüştü! Orta Asya’daki muazzam bilim güneşinin sönmesi ve karanlığın basması konusunda Frederic Starr’ın “Kayıp Aydınlanma” adlı eserini mutlaka okumak lazım. (Knonik Yay.)

YENİ BİLİMLER

Ali Kuşçu’yı baş tacı yapan büyük hükümdar Fatih’ten yüzyıl sonra, Takiyüddin’in İstanbul’daki rasathanesi, 1580’de Şeyhülislâm Ahmed Şemseddin Efendi’nin “uğursuzluk getirir” fetvası üzerine top atışlarıyla yıkıldı.

Oysa Batı’da Kopernik, Bacon, Galieo, Kepler, Bruno öncülüğünde yeni bir bilim anlayışı gelişiyordu.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun “Osmanlı Matematik Literatürü Tarihi”nde yazdığına göre, 19. Yüzyıla kadar Osmanlı’da matbaada basılmış tek matematik kitabı yoktu, var olanlar elyazmasıydı.

Osmanlı’daki geleneksel bilim anlayışının, Avrupa’yı şaha kaldıran yeni bilimleri üretme kapasitesi yoktu. Katip Çelebi’nin yakınmaları da bunu teyid eder.

Onun için Avrupa’ya öğrenci göndermek çok doğruydu. Japon ve Rus modernleşmesi de öğrenci göndererek başlamıştı.

Bugün ABD üniversitelerinde en büyük yabancı grup, Çinli öğrencilerdir.

VE TANZİMAT…

Dahası, yeni bir iktisat bilimi ve yeni bir hukuk bilimi de gelişiyordu. Devlet idaresi için bunlar mühendislik kadar gerekliydi.

III. Selim ve II. Mahmut gibi büyük reformist padişahlarımız, devlet yönetimi için gerekli kurumları bile bulunmayan Osmanlı’da reforma “askeriye” ve “mülkiye” ile başladılar.

Namık Kemal’e göre Osmanlı “derebeylikler devleti” haline gelmişti. Tanzimat, Osmanlı’nın kurumlar ve kurullar devleti haline gelmesinin büyük başlangıcıdır.

Padişahın emriyle “siyaseten katl” ve “müsadere” kaldırıldı. Askerlik ve vergi kuralları konuldu. “Rabita-i vatandaşî” ilkesi kabul edildi, devletin temeli fıkıh değil, “vatandaşlık bağı” olacaktı.

1869 yılında “Maarif-i Umumiye Nizamnamesi” ile ilköğretim mecburi hale getirildi.

Yargıtay, Danıştay, Sayıştay kuruldu. O günün şartlarında modern Ceza ve Ticaret kanunları çıkarıldı. Seküler Nizamiye Mahkemeleri kuruldu. Mecelle yayınlandı. Timar sistemi ilga edildi, “Arazi Kanunnamesi” ile özel mülkiyete geçildi. Bu büyük reformların beyni, büyük Cevdet Paşa’dır.

Bu reformları, Namık Kemal’in fikir öncülüğünde Meşrutiyet izleyecektir. Doğal sonucu Cumhuriyet... Cumhuriyet’in doğal evriminin gereği de hukukun üstünlüğüne ve kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik cumhuriyettir.

19. yüzyılda Osmanlı ekonomisindeki nisbî gelişmeyi, Şevket Pamuk ve Donald Quataert gibi değerli iktisat tarihçilerinden okumanızı tavsiye ederim.

Son söz, merhum Halil İnalcık Hocamızın:

Tanzimat, siyasi-iktisadi temelleri çürüyerek yıkılmaya yüz tutan bir imparatorluğun yeni prensiplerle yeniden kurulma teşebbüsünü gösterir.

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.