Dilinizi tutun kimliklerinizi uzatın

CUMARTESİ YAZILARI

Bir önceki hafta bu sütunda çıkan Cumartesi yazısında (“Hakkı Paşa’nın Deniz Göktaş’a selamı var”) genç bir komedyenin başına gelenlere değinmiştik. Ardından da yüz küsur yıl önce kendisine ve hükümetine yönelik sert yayınlar yapan mizah dergisini “Bunlar çok güzel karikatürler. Bu güzel şeylere nasıl kıyarız” diye himaye eden dönemin başvekilinin tutumunu hatırlatmıştık.

Ne yazık ki bugünlerde toplumun da siyaset kurumunun da “tahammül çıtası” çok düştü. Her şeyden nem kapıyor insanlar. Siyasi atmosfer zaten ayrı alem. Bir de dikkat ederseniz, tahammül sınırını aşan mizah örnekleri çoğunlukla “kimlikleri dile dolayanlar” oluyor. Etnik ve dini kimlikler özellikle… Hatta siyasi kimlikler bile sıkı koruma altında şimdilerde.

Kimliklerin dokunulmazlığı” yalnızca bizde değil, son dönemlerde Amerika’da ve Avrupa’da da ciddi bir hassasiyet konusu. O kadar ki bu ülkelerde özellikle mikro kimliklerin korunması yolunda gösterilen iyi niyetli titizlik bazı toplum kesimlerinde “üst kimlikleri çözmeye yönelik komplo” kuşkusu uyandırdı. Woke ideolojisi denilen bu sol-liberal yaklaşım, kendi arzusunun aksi yönünde bir sonuca yol açtı. Amerika’da Trumpizm’i, Avrupa’da aşırı sağı besleyen toplumsal tepkinin altındaki unsurlardan biri oldu. Bizde de benzer bir anlayışın popülist siyasetin değirmenine su taşıdığı eleştirisi öteden beri yapılıyor.

Ancak bu tartışmalar bir yana, grup kimliklerinin siyasî ve hukukî statüleri bağlamında toplumsal hassasiyet konusu olması daha çok modern devirlerin meselesi. Demek ki modernitenin getirdiği yeni bir sosyolojik iklim belirleyici burada.

Geleneksel toplumlarda kişilerin alt grup aidiyetleri muhafaza altına alınması gereken değerler olarak pek görülmezdi. En azından bugünkü ölçülerde... Özellikle Avrupa dillerinde etnik ve dini kimliklere yönelik aşağılayıcı deyimler haddinden fazladır. İngilizcede mesela Hollandalılar hakkında çok sayıda olumsuz ifade var. İki ülkenin 17. yüzyıldan itibaren uluslararası siyasette ve ticarette sıkı rakipler olması bunun en önemli sebebi olmalı.

İngilizlerin önyargılarının tarihi, İngiliz dilinin içine kazınmıştır” diyen Mark Forsyth bu görüşte: “Hollandalılar eskiden Kuzey Denizi’nin karşı kıyısındaki önemli bir deniz ve ticaret gücüydü; dolayısıyla Hollanda ile Britanya doğal düşmanlardı. İki ülkenin savaş halinde olmadığı zamanlarda bile İngilizler kaba deyimler uydurarak düşmanlarını ustaca zayıflatırlardı.”

Alkol sayesinde kazanılan sahte cesarete İngilizcede “Dutch courage” (Hollandalı cesareti) denir. “A Dutch reckoning” (Hollandalı hesabı) şişirilmiş faturadır. Kaba saba kişilerden “A Dutch uncle” (Hollandalı dayı) diye söz edilir. “A Dutch widow” (Hollandalı dul) fahişe anlamına gelir. “Double Dutch” (İki kere Hollandaca) demek anlamsız, saçma laf demektir.

Buna mukabil, Hollanda dilinde de İngilizler hakkında aşağılayıcı bazı deyimler olduğu ama bunların aynı ölçüde zengin bir deyim hazinesi oluşturmadığı ifade ediliyor. (Mark Forsyth, “The Etymologicon”, 2013, Icon Books, sh. 76-79)

İngilizlerin ise Hollandalılar dışında, Almanlar ve Fransızlar başta olmak üzere, diğer Avrupa milletleri hakkında da benzer bir deyim hazineleri vardır. İrlandalılar, Galliler ve hatta İskoçlar da komşuları ve ortakları İngilizlerin dil teröründen paylarını fazlasıyla almışlardır.

the.jpg

Bazı dönemlerde bu terör doğrudan kamusal alana da taşmıştır. Özellikle 1950’ler Londra’sında kiralık evlerin kapılarında veya pansiyon camlarında “No Irish, No Blacks, No Dogs” (İrlandalılara, siyahlara ve köpeklere kiralanmaz) şeklinde yazılar okunabiliyordu. İş ilanlarında da “No Irish Need Apply” veya kısaca “NINA” (İrlandalılar başvurmasın) ibaresine rastlanıyordu.

Ülkeleri bataklıklarla dolu diye Hollandalılara “frog” (kurbağa) adını takmış olan kibar İngilizler, yakın komşuları İrlandalılara da medeniyetsiz anlamında “bog-trotter” (bataklık serserisi) diyorlardı.

İngilizcede bunlar gibi, bazıları hâlâ günlük dilde kullanılan, sayısız başka örnek de var…

Peki, bunlara benzer bir örneği Türkçede de görebiliyor muyuz? Başka milletleri veya kendi içimizdeki mikro kimlikleri aşağılayan atasözleri ve deyimler var mı dilimizde? Yani dile yansımış, dile yerleşmiş, dille yaşatılmış ve dille bugüne taşınmış nefret veya dışlama ifadeleri var mı?

Günümüzde “Welsh rarebit” denilen bir tür peynirli tost İngilizcede eskiden “Welsh rabbit” (Gallilerin tavşanı) olarak adlandırılırdı. Muhtemelen o zamanlar çoğu Galli ancak peynirli tost gibi ucuz ve basit yiyeceklerle karnını doyurabildiği için.

Şimdilerde “mutfak aşağılaması” (gastronomic insult) diyorlar bu hakaret türüne. İçinde hiç et bulunmayan bir İskoç yemeğine Scotch Woodcock (İskoç Çulluğu) adını takmak da bu kategoride görünüyor. İrlandalıların temel gıdası olan patatesle “Irish Apricots” (İrlanda kayısısı) diye alay etmek gibi…

Bizdeyse, etnik yemek isimleri şunlar: Çerkes tavuğu, Kürt böreği, Arnavut ciğeri, Boşnak mantısı, Acem pilavı, Türkmen çorbası, Laz böreği, Fellah köftesi… Bunların hiçbiri tahkir edici, alaycı veya küçümseyici adlandırmalar değil. Alman pastası veya Amerikan/Rus salatası da olumsuz bir ima içermiyor.

Öte yandan, orta oyununda ve Karagöz temsillerinde Karadenizli, Rumelili, Bektaşi, Acem, Rum, Yahudi vb. etnik, mahalli veya dini kimlikler -tıpkı kabadayı, beyzade, softa tipleri gibi- komedi unsuru olarak yer alır. Ama burada sahneye veya perdeye yansıyan stereotipleştirme yaklaşımının söz konusu kimliklere yönelik aşağılama ve nefret ifade ettiğini söylemek abartı olur. Aksine imparatorluk başkenti İstanbul’un çok kültürlü yapısı içinde birlikte yaşama tecrübesinin mizaha yansıyan yüzü burada gördüğümüz.

Türkçede “başka milletleri veya kendi içimizdeki mikro kimlikleri aşağılayan atasözleri ve deyimler” hiç yok değil. Ama bunlar da hem fazla sayıda değil hem de Batı dillerinde rastladıklarımız kadar ağır, incitici, küçültücü, nefret dolu görünmüyorlar.

Dilimizde “Ne Şam’ın şekeri…” diye başlayan olumsuz bir söz var ama “Arap saçı” ve “Anladıysam Arap olayım” gibi sözlerin herhalde nefret ve düşmanlık ifade ettiği söylenemez.

Neredeyse bütün dünyada aşağılanan Çingeneler hakkında tahkir edici bir laf var mı, hatırlayamadım. Rumlara veya Ermenilere ilişkin belki lokal olarak kullanılan bazı ifadeler olabilir ama genel kullanımda sık rastlanan, hele günlük konuşma diline geçmiş söz kalıpları yok sayılır.

Yahudilerle ilgili “çıfıt çarşısı” olumlu bir ifade sayılmaz tabii. Ama yine de Batı dillerine sinmiş olan Yahudi nefreti yanında bu bir şey değil. Söz gelimi -yine- İngilizcede Yahudi anlamındaki Jew kelimesi cümlede fiil olarak -to jew- kullanıldığında istifçilik yapmak, pazarlık etmek, kazıklamak gibi anlamlara gelir. (Benzer şekilde Galli (Welsh) sözü fiil olarak -to welsh ya da welching- kullanıldığında borcunu ödememek, sözünden dönmek demektir.)

Hatta, geçtiğimiz yıllarda bazı Yahudi kuruluşları kampanya başlatarak İngilizceki antisemitik terimlerin hiç değilse online sözlüklerden ayıklanmasını istediler. Bu çerçevede Google da Yahudileri rahatsız eden bazı ifadeleri arama sonuçlarından çıkardı.

Abartılı gibi görünüyor olsa bile bu hassasiyetlere de anlayış göstermek gerekiyor. Eleştiriyi ve mizahı düşmanlık gibi gören ve hatta hayatımızdan çıkarmaya çalışan siyasi yaklaşım medeni toplum için çok büyük bir tehlike. Ama eski asırların önyargılarını dilin içinde yaşatma mücadelesi vermenin de gereği yok.

Günümüz dünyasında bireyler ve gruplar arasındaki “karşılıklı saygı”ya dayalı toplumsal düzen ayakta tutulamazsa siyasi düzen de kolay kolay korunamaz.

Özellikle bugünlerde herkesin diline sahip olması lazım.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.