Peki başkasını soyan bizden midir?

Diyanet’in dünkü cuma hutbesi, “bizi aldatan bizden değildir” hadisiyle Müslümanları uyarıyordu. Hileli, haksız, haram kazançtan uzak dursunlar diye.

Şimdi biraz geriden alalım...

Kibarcası ‘Altını kirletti Cafer, bez getir’ olan bir deyimimiz var. Eskiden “vatan, millet, Sakarya edebiyatı”yla bez yetiştirilirdi. O edebiyat bu dönem epey geliştirildi.

2018’de patlayan Çiftlik Bank skandalını hatırlayın. Mehmet Aydın, sanal çiftlik kurup yüksek kazanç vaadiyle örgütlü dolandırıcılıktan yargılandı. Hapse atılmasıyla bitti.

‘Tosuncuk’ lakaplı kahramanımız, saadet zinciri aksamaya başlayıp söğüşledikleri uyanınca bir kılıf uydurmuştu.

İşlerin bozulmasını, «lider ülkemiz Türkiye üstünde oynanan emperyalist oyunlar»a bağlıyordu.

Güya Çiftlik Bank’ta Kudüs’ü savunduğu, “dünya 5’ten büyüktür”deki 5’linin tezgahını devirdiği için hedef seçilmişti.

Çiftlik Bank›ın millet için, dava için yaptığı yatırımlara siyonistler saldırıyor, CIA ile MOSSAD operasyon çekiyordu.

Tosuncuk, kimden gördüyse bu örtünün altına saklanarak paçayı kurtaracağını sanmıştı.

Fıkıh hocası Hayrettin Karaman, Yeni Şafak’taki 2019 yerel seçim fetvalarında bir yalan propaganda kılıfı daha imal etti.

Dindarların iktidarına zarar, din düşmanı muhalefete de koz verecekse haksızlık, hırsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, yozlaşma ve çürüme gibi yanlışları dillendirmek caiz değildi. Doğruyu söylemek dinen sakıncalıydı bazen.

Hem hırsızlık son 20 yılda mı çıkmıştı, bin yıldır vardı, başkası iktidara gelse yapılmayacak mıydı?

İlahiyat hocalarının hocası, Dimyat›a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım diye kaygılanıyordu. İktidarı kaybetme riskini almaktansa kurtlu bulgura kaşık sallamayı tercih etmeye çağırıyor, aksini dinen doğru bulmuyordu.

Çok Caferlerin altına bez olarak serilen, çok Tosuncukları örten o doktrin galiba degişiyor mu ne?

Adâlet Bakanı Gürlek, dün X’ten şu bilgiyi veriyordu:

“Vatandaşımızın alın terini, emeğini ve geleceğini kendi çıkarı için istismar etmeye çalışan hiç kimseye göz yumulmayacak, hukuk önünde hesap sorulacaktır.”

Borsada hisseleri şişirerek Ponzi yöntemiyle saadet zinciri kuran, vatandaşı manipülasyonla yanıltıp keriz gibi silkeleyen fonları kastediyordu.

“Fon yönetim kurulu başkan ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 4 şüpheli tutuklanmış; 51 kişiye yurt dışına çıkış yasağı, mal varlıklarına da tedbir” konmuştu.

Onlardan biri, Tera Grubu’nun patronu Emre Tezmen’di. Yönetiminden iktidara yakın isimler de çıktı.

Bir X mesajıyla yerli ve milli damara seslenen Tezmen’e sorarsanız...

Amaçları “sermaye piyasalarımızda yerli ve milli bir finans gücü inşa etmek”ti. Milletimiz adına bu görevi üstlenmiş, vesayet odaklarına karşı mücadele ediyorlardı.

Ancak milletimizin öz evlatları kendi ekonomimizde söz sahibi olamasın diye şer odaklarının planlı, organize saldırısına uğramışlardı.

Bu göz yaşartıcı fedakârlığa rağmen kendisine adli kontrol tedbiri konduğuna göre, mızrak çuvala sığmamış.

FAKİRİN ALKIŞI VE DUASINI DA İSTEYEN DOLANDIRICILAR

Tanpınar’ın “çalmak, servet yığmak onlara yetmezdi. Fakirin alkışı, duası ve gözyaşı da lazımdı” tarifine uyanlara kötü haber bu. Bir yerden sonra işlemiyor demek.

Sonunda SPK, borsadaki ayak oyunlarına müdahale etti. Balonun şişi indirilince ortada bulunamayan para, 36 milyar dolarmış. Tasfiye edilecek fonların değeri ise 17 milyar dolar. Aradaki kayıptan da yüzbinler mağdur.

Ekonomistler göz göre göre yaşandığını söylüyor. En az 10 aydır uyardıkları hâlde ne beklendiğini, gereğinin zamanında niye yapılmadığını soruyorlar.

Diyanet’in dünkü hutbesi tam üstüne denk geldi. Aslında fahiş fiyat manipülasyonu iddiasıyla zerzevatçı kabzımallara operasyon olunca hazırlanmışa benziyor. Fakat borsa soygununa da gider.

“Değerli kardeşlerim” hitabıyla başlayan şu bölüme dikkat buyurun:

“Üzülerek ifade edelim ki kimi insanımız, maddiyatı her şeyin önüne geçirebiliyor; aldatmayı kurnazlık, kandırmayı başarı olarak görebiliyor. Peygamberimiz (s.a.s)’in ‘bizi aldatan bizden değildir’ ikazı apaçık ortada dururken, dünyalık kazanç uğruna malının kusurunu gizlemeyi ustalık, gerçeği çarpıtmayı ise pazarlama tekniği sayabiliyor...”

Bizi soyan bizden değildir de başka partilileri soyan bizden midir? Tabii ki o anlam çıkmaz. Buradaki bizden-sizden vurgusu, siyasi parti ayrımı gözetmiyor.

Soyguncunun sizdeni bizdeni yok, hepsi bir. Ahmed Arif’in Adiloş Bebe ninnisindeki gibi:

“Bunlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır; tanı bunları, tanı da büyü...”

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.