Tak etti!

Farkında mısınız, bir Cumhuriyet düşmanlığıdır aldı başını gidiyor. “Yüz senelik” diye başlayıp cümlenin devamına her türlü küfür ekleniyor. Hiçbir ülkede ülkenin değerlerine, anayasasına bu kadar açık ve rahat küfür ettirmezler. Böylece barış, demokrasi ve kardeşlik gelecekmiş. Bazı aklıevveller de buna reaksiyon diye Osmanlı’yı topa tutuyor. Ya Cumhuriyet’i yahut Osmanlı’yı aşağılamak zorundayız. Nasıl olsa ikisinin de müeyyidesi yok.

Ana babamıza da anneanne ve babaannemize de rahatça küfredilebiliyor. Biz herhâlde gayrimeşru çocuklarız ki bundan pek rahatsız olmuyoruz.

Rahatsız olmuyoruz… Demek ki bir süredir, hem de uzunca bir süredir gençlere bu değerler aktarılamamış. Sayın Millî Eğitim Bakanımız söylemişti, sınıfa tarikatlar girmezse çocuklar dağa çıkacakmış. Demek ki çocukları dağa çıkmaktan alıkoyacak başka bir değerimiz yok. Bulamamışız öyle bir değer. Sadece tarikatlar. Hangi tarikatlarsa onların da Osmanlı’nın veya Cumhuriyet’in aşağılanması pek umurlarında değil. Sayın Millî Eğitim Bakanı’na gönderme yapmak zorundayım çünkü bakınız bakanlığın adının “Millî” ile başlaması bundandır; ilk önce ve her şeyden önde millî değerleri aktarmakla görevlidir o bakanlık.

Cumhuriyet’e saldırıların cephanelerinden biri de “tek tipçilik”. İşte ulus devlet de ulus olmayan devlet de (ki bu ikincisinden dünyada %1 civarında var mı yok mu emin değilim) o “ulus” denilen, millet denilen toplum biriminin değerlerini yeni nesillere aktarır. O değerler sayesinde bağlılık vardır, millet vardır, devlet vardır. İşte o değerler tek tip olmak zorundadır, çünkü onlar milleti millet yapan değerlerdir. İki, üç, beş tip olmaz. Birkaç tip millete hitap etmiyorsanız.

TEK TİPÇİYİZ

Tek tipçi olmayacak da nasıl olacak millî eğitim peki? Gelin daha rahat anlaşılsın. Din eğitimi tek tipçi değil mi? Hadi mezheplere, tarikatlara göre ufak değişiklikler var diyelim. Bizde mezhepler de Hristiyanlıktaki gibi her birine “din” denilecek uzaklıkta değil. Ama hepsinde Allah birdir. Hâşâ, sıfırdır, ikidir, üçtür, beştir deyip tek tipçilikten kurtulalım mı?

Bakınız Cumhuriyet, Osmanlı’nın özbeöz çocuğudur. Onun devamıdır. Osmanlı da Anadolu Selçuklusu’nun, o Büyük Selçuklu’nun… Bu ta Göktürk’e ondan da Hunlara kadar gider. Bunlardan hiçbirinin öncesi olmadan sonrası olmazdı. Bazı tarihçilere göre bunların tamamı tek bir devlettir. En fazla Doğu ve Batı Hakanlığı diye iki devlettir. Birinden diğerine değişen sadece iktidardır, hanedandır. Hanedan çağı bitince de son devlet, milletin egemenliğine dayanan Cumhuriyet doğdu.

Yaşayan büyük Türkoloğumuz Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’dan defalarca duydum, Türklerin tarih içindeki yürüyüşü hep bir üst medeniyet çemberine doğru olmuş. Mesela İslam’a geçiş böyle bir adımdır. İşte o adımla İslam’ın altın çağı doğdu. Farabilerin Orta Asya’sında hem Hicaz ve Bağdat’tan hem Delhi’den hem de Pekin’den ilham alan bir medeniyet zirvesi oluştu. Osmanlı bu birikime iki Roma’yı ve daha geniş anlamıyla Akdeniz medeniyetini ekledi ve zirvenin de zirvesine tırmandı. Bu güçle altı asır yaşadı. Türk devletleri zincirinin en yüksek medeniyetini kuran son halkasıydı. Cumhuriyet’e kadar. Dünya tarihinde altı asır hâkimiyetini sürdürmüş kaç hanedan var? Batının bilim ve endüstri devrimlerinden sonra görece zayıfladı ve nöbeti Cumhuriyet devraldı.

MİLLETLERİ MİLLET YAPAN

Ben bir Türk milliyetçisiyim ve benim kanaatimce bir Türk milliyetçisi Türk hanedanlarının oluşturduğu bu şanlı zincirin her halkasına sevgi ve saygı duyar. Yoksa kendini inkâr eder.

“Ben — elhamdülillah — bir Türk milliyetçisiyim.” dedim diye — hadi aklımdan geçen sıfatı söylemeyeyim ayıptır — ... gibi saldıranlar olacaktır. Onlara da hak ettikleri cevabı ilerideki yazılarımda veririm.

Hem Attila hem Mete hem Kür Şad ve Bilge Kağan hem Kaşgarlı Mahmud hem Babür hem Alparslan hem Fatih hem Kanuni hem de Atatürk benim ceddimdir. Bu bir DNA meselesi, bir ırk meselesi değil bir sevgi, tarih ve kültür şuuru meselesidir. Bir millete mensubiyet şuuru budur. Millet devletleri - ulus devletler bu şuurun üstünde yükselir.

Millet, soyut bir kavramdır. Meşhur Rus nörolog ve psikoloğu Luria’ya göre soyut kavramları anlayabilmek belli bir zekâ düzeyini gerektirir. Irk, sülale, soy sop, aşiret, millete kıyasla daha somut kavramlardır. Bir kısım insanların milleti bunlarla karıştırması bu yüzdendir.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.