Öcalan’a konut ve statüyü savunan Başdanışman’a bravo
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Uçum’u az eleştirmedim. Seçimin hangi tarihte yapılacağı ve Erdoğan’ın tekrar adaylığı gibi siyasete ait kararlara karışıyor, üstüne vazife değilken AK Parti yöneticilerini baypas ederek rol çalıyor, Meclis’in hak ve yetkisindeki konularda konuşuyor, atanmış bürokrat olarak seçilmiş siyasilerin alanına giriyor diyeydi.
Fakat hakkını teslim etmemek olmaz, Öcalan’a konut ve statü gibi en netameli konularda gerek iktidar gerek AK Parti yetkilileri üstlenmekten kaçınırken sahip çıkan tek isim yine o. Diğerlerinin taşın altına elini koymadığı yerde sorumluluk ve inisiyatif aldı.
Öcalan’a İmralı’da 2 katlı bir konut yapıldığını ama statüsü tanınmadan taşınmayı reddettiğini MHP lideri Bahçeli’den öğrendik. Doğrulayan bir resmi ağız çıkmamıştı.
Cumhurbaşkanlığında kurulacak alt kurullardan birine, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonuna Öcalan’ın başkan atanacağını DEM’lilerden duyduk. Resmi ağızlar ne yalanlamış ne doğrulamış, muallakta bırakmıştı.
Bildiğim kadarıyla ilk kez dün Cumhurbaşkanlığından bir yetkili, hem Öcalan’a konut yapıldığını hem de alt kurulda görev yani bir statü verileceğini sahiplendi. O yetkili de Uçum’dan başkası değildi. Böylece belirsizliği ortadan kaldırdı. MHP lideri Bahçeli’yle DEM’lileri de yalnız bırakmadı.
O sırada iktidara yardımcı medya ile iktidar muhafızı geçinen gazeteciler, Bahçeli’nin villa demediğini söyleyerek konutu yalanlamış gibi göstermekle meşguldü.
Bahçeli “villa demedim” diyor da Terörsüz Türkiye’ye hizmetlerini sürdürmesi için Öcalan’a İmralı’da 2 katlı bir konut yapıldığını sanki demiyordu.
Orasını iktidar medyası duymazdan geliyor, kulaklarının üstüne yatıyorlardı. İktidarın, yaptıklarını sahiplenmeden Öcalan’a konut ve statü verme tavrını yansıtıyordu.
“Namaza yaklaşmayın” emriyle başlayan âyetin başına uyup, ama “sarhoşken” diye devam ettiğini hatırlatanlara “hepsi bana mı indi, ona da siz uyun” cevabıyla meşhur fıkra kahramanına benziyorlar.
Bahçeli’nin sözlerinin baş tarafını alıp sonrasını yok saymaları nasıl izah edilebilir? Her an yan çizecekmiş gibi kapıya yakın durdukları izleniminden çekinmiyorlar bile.
MHP lideri, Terörsüz Türkiye’yi anlatacakları yerde döne döne Mansur Yavaş’ı tartışan ekranlara tepki gösterdi. Muhtemelen bunlardandı rahatsızlığı.
Çok da haklı Bahçeli...
Terörsüz Türkiye’yle ülkeyi terör belâsından kurtarırken İsrail’in elinden de tehlikeli bir kozu alığınıza, Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin elini güçlendirdiğinize gerçekten inanıyorsanız göğsünüzü gere gere arkasında durur, kazanımlarını anlatır, başarınızla övünürsünüz. Yaptıklarınızı saklamak niye?
Nihayet Cumhurbaşkanlığından biri de Öcalan’a konut ve statüye Bahçeli gibi dümdüz sahip çıktı. Gerekli olduğunu savundu, konfor ve ayrıcalık sunmak anlamına gelmediğini belirtti, süreçteki rolünü sürdürmesi için Öcalan’a çalışma ofisi şartları sağlayacağını açıkladı.
Millete karşı açık sözlü olunabiliyor demek. Savunulamayacak bir şey yapılıyormuş gibi ikircikli davranmanın sürece faydası yok. Şeffaflığınsa katkısı büyük, çok daha etkileyici.
Türkiye Basın Federasyonu’ndaki sürece desteğinden dolayı Başdanışman Uçum’u kutlarım, halktan gizleme yanlılarına örnek olsun.
PEKİ YA DEMİRTAŞ’IN EVİNE KAVUŞMA SORUNU?
Madalyonun öteki yüzünü ise Yeni Parti lideri Özgür Özel açığa vurdu.
Yeni Arayış sitesinden Murat Aksoy’a konuşmuş. Öcalan’a konut ve statü sorusuna şöyle cevap veriyor:
“Biz birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz. 18 aydır kuyu tipi cezaevlerinde hak ihlaline uğrayan, zor koşullarda tutuklu bulunan yol arkadaşlarımızın tahliyesini konuşmak isteriz. Çünkü bir ülkenin demokratikleşmesi bunlardan geçer.
Sürece toplumsal katkıyı sağlayacak olan da Öcalan’ın yeni konutuna kavuşmasından ziyade Demirtaş’ın evine kavuşmasıdır.
Daha önce de söyledim; ilgilenmemiz gereken mesele, Meclis Komisyonu raporundaki demokratikleşme adımları. O raporun altında herkesin imzası var.
O rapor, siyasi tutukluların yani Demirtaş’ın sorununu çözüyor, Gezi tutuklularının sorununu da çözüyor. Hakkında Anayasa Mahkemesi kararı olan Can Atalay’ın sorununu da sonunda çözüyor. Hakkında AİHM kararı olan Kavala’nın sorununu çözüyor. Bunların her birisi önemli demokratikleşme adımları.”
Madalyonun bu yüzü görmezden gelinerek iç cephe güçlendirilebilir mi? Bahçeli onu da görüyor, AK Parti’den bir gören ne zaman çıkacak bakalım.
