Tom Barrack’ın Türklüğü

Vekâlet savaşçıları sadece ateşli silahları kullananlar değil. Onlardan daha yakıcı-yıkıcı tetikçiler var. Adları başkan, bakan, şu veya bu yüksek bürokrat. Milliyetlerinden bağımsız da beraber düşüneceklerimiz de var.

Önce bildiğimiz silahlı tetikçilere bakalım: Cepheye sürülenler, vurduya kırdıya alışmış, İşid gibi, PKK ve türevleri gibi kansız yaşayamayan insan ve gruplar. Nasıl oluyorsa büyük çoğunluğu da bizim coğrafyamızdan. Büyük ve orta boy devletler, onları kolayca ele geçiriyor. İçerde birliği sağlayamayan, dengesi bozulan her yerde parasını verenler adına iş yapıyorlar.

YENİ VE ESKİ DEVŞİRME SİSTEMLERİ

İnsan devşirmenin devirlere göre değişen şekilleri var. Göç ayrı bir olgudur. Göç almak için cazip ülke olacaksınız. Büyük zekâları devşirmenin yolu sadece para ve rahat çalışma ortamı değil. Çok yönlü imkânla kafa ve gönül rahatlığı sunuyorsanız gelirler. Bugün Batı öndedir ve yetişmişlerle yetişecekleri çekiyor.

Osmanlı’da, dünyanın en büyük devletinin sadrâzamlığı (başbakanlığı) dâhil her makam devşirilenleri beklerdi. Sisteme kör kör kızanlar için hatırlatayım, Türk yönetme dehasının bulduğu bir sistemdi ve çok cazipti. Devşirilenler niçin devşirildiklerini bilirlerdi. Kendi kimliklerini bırakır ve seve seve Türk olurlardı. Fatih Kanunnamesi’ni okuyun, orada bütün açıklığıyla vardır: Devşirilen Türk’e verilir. Kültürü edinir. Yaşar hale gelir. Türkçe barajdır. Bir süre sonra devşirilen tam yetişememişse, başka bir Türk’ün yanına verilir ve orada yetiştirilmeye hazır hale gelir. Sistem budur.

Devşirilen artık Türk’tür. Bugün de torunları aramızda yaşıyor. Düne bugünden bakmadan (anakronizme düşmeden), devri içinde anlamaya çalışmak ve fikir söylemek gerekli iştir.

YENİ ZAMANLARIN DEVŞİRMELERİ

Bugün beyin göçü dediğimiz devşirmenin kuralları Osmanlı sistemi kadar net değildir. Bir kere güç o güç değildir. Devir de o devir değildir. Şimdi de özel seçilenler ve normal göç hareketleriyle gidenler vardır. Barrack’ın ailesi 1922’de Lübnan’dan göçenlerdendir. Son durakları Amerika’dır.

Göçmenlik hiçbir yerde kolay değildir. Barrack parlak bir iş adamıdır. Arap olduğu için Birleşik Arap Emirliği adına etki ajanlığı yapmakla suçlanmış, 1922’de beraat etmiştir. Kendisini ispat etmesi gerekmiştir. Trump’ın, onun bu suçlanmadan doğan zaafını değerlendirdiği de açıktır. Amerika için her bakımdan kullanışlılığı görülüyor. İyi bir seçim olduğu açık.

OSMANLI PASAPORTUYLA GÖÇENLER

Birinci Dünya Savaşı içinde ve sonrasında Osmanlı pasaportuyla çoğunlukla Latin Amerika’ya göç edenler dünün ve bugünün dünyasında önemli roller üstleniyorlar. Siyasettekileri söyleyeceğim ama en önemlisi edebiyatta da çok parlak isimler çıktı. Nobel alan Amin Maluf yanında Halil Cibran ve onlara yakın değerde onlarca isim var.

Osmanlı teb’ası oldukları için yerli halk tarafından doğrudan Türk anlamına gelen El Turco olarak adlandırılmışlardır. Dikkatinizi çekerim, Osmanlı vatandaşı iseniz kim olursanız olun, nereye giderseniz gidin adınız Türk’tür.

Ortadoğu’dan göçenlerden epeycesi benzer şekilde öne çıkmışlardır. “Neden başka yerden göçenler değil de Osmanlı topraklarından göçenler bu kadar öne çıkıyor?” sorusunu sormak lazım. Düşünün, Filistin ve Ürdün bölgesi bizim en parlak isimlerin çokça çıktığı yerlerimizden değildir. Buna rağmen bizden giden ailelerin çocuklarından devlet Başkanı olanlar vardır. Bir değil, iki değil, üç değil.

EL TURCO

En meşhuru 1989-1999 yılları arasında devlet başkanlığı eden Arjantin devlet başkanı Carlos Menem’dir. Ailesi Suriye’den göçtüğü için El Turco lâkabıyla anılır. Lâkabı adının önüne geçmiştir. Daha yenileri sayalım. Ailesi Osmanlı pasaportuyla 1921 yılında Kudüs ve Beytüllahim’den göç eden Nayip Bükele, şimdi Elsalvador devlet başkanıdır. Babaannesi ve dedesi Hristiyan’dı. Anneannesi Roma Katoliği ve dedesi Rum Ortodoksuydu. Ona da Türk deniyor. Başka isimler de var. İsteyen Google Amca’ya sorarak da görebilir.

Gelelim Barrack’ın Türklüğüne. 9 Eylül’de Ankara’da verdiği resepsiyonda kendisi açıkladı: “Büyükannem ve büyükbabam 1900 yılında Amerika’ya geldiklerinde, uyruk hanesinde ‘Türk’ yazan pasaportlar taşıyorlardı. Her yerde bize böyle hitap edilirdi. Büyükbabam ‘Türk’ lakabıyla anıldı ve bu, 50 yıl daha devam etti”.

Arap ve Hristiyan Barrack ailesi Lübnan’ın Zahle’sindendir. Osmanlı Türkiyesinde Zahle, üzümü ve rakısıyla meşhurdur. Yahya Kemal’in Yol Düşüncesi şiirinde geçer: “Ne Şam semasını yâlel’le dolduran şarkı,/Ne Zahle’nin üzümünden çekilmiş eski rakı,/Felekten özlediğim zevki verdiler, heyhât!”. Ârif Nihad Asya da “Sık sık evimde sohbet olur; gel: misafire,/ Kendim su içtiğim geceler, “zahle” söylerim” der. Barrack ailesi bu Zahle’dendir.

Amerika’da 50 yıl Türk denerek yaşadılar. Sonra Amerikanlaştılar. Şimdi torun Barrack, ülkesinin bölgemizdeki çok yönlü projesini yürütüyor. Amerikanlığını pekiştirmek için de keskin davranıyor. Göçmenlerin bu psikolojilerini de unutmamak lazım.

Şunu da söylemeliyim, biz tekrar güçlü olursak Barrack ve benzeri ailelerin fertleri Türk pasaportlarını dünyanın her yerinde bayrakla beraber coşarak sallayacaklardır.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.