İranlılar Trump’a tarihlerini öğretiyor...

Bölgenin bütününe ve oradan da çok daha geniş bir coğrafyaya yayılma ihtimali bulunan bir savaş devam ediyor ve bütün dünya bu işin nereye varacağını merak ediyor.

Savaş İsrail’in zorlamasıyla Amerika tarafından başlatıldı, ancak son zamanlarda cepheye Irak, Suudi Arabistan, Yemen ve hatta Ukrayna gibi ülkelerin de ismi karışıyor.

Niyet savaşı mümkün olduğu kadar geniş bir coğrafyaya yaymak…

Sebep açık: Savaşı başlatanlar bekledikleri gibi gitmediğini gördüler. Pahalıya patlayan savaşın bir an önce bitmesi başlatanlar için en iyi çözüm; ancak nasıl bitireceklerini bilmedikleri için işin içine başka ülkeleri katmaya ve sorumluluğu yaymaya çabalıyorlar…

İsrail ve ABD savaşı bir çırpıda bitirebileceklerini, bu arada İran’ı dize getirince Tahran rejimini de değiştireceklerini hesap etmişlerdi.

Karşılarında 1990 ve 2003 yıllarında çökerttikleri Irak gibi bir ülke var sanıyor, halkın önemli bir çoğunluğunun rahatsızlık duyduğu rejimin uzun ömürlü olmayacağını düşünüyorlardı.

Kazım ayağının öyle olmadığını yaşayarak gördüler…

ABD başkanlığında ‘kral’ edasıyla davranan Donald Trump, gerçekleştirmek istediği temel kurumları iradesi önünde boyun eğdirme işlevinin savaş sayesinde kolaylaşacağı hesabındaydı; o proje de iflas etti.

Trump’ın halktaki desteği, önceki başkanların ilk iki yıllarında hiç yaşamadıkları kadar düşük.

Kendisini az zararlı gösterecek herhangi bir anlaşmaya hazır aslında Trump; Cumartesi günü, Truth Social hesabından ‘‘Duyurduğum saldırıyı, DÜNYAnın müstakbel çıkarı ve aynı şekilde başarılı ve müreffeh İran’ın ayakta kalması için, bir an önce bir ANLAŞMA yapabilmeye bağlı olarak, iptal ettim’’ mesajını yayımlaması bunun ilânı… [Büyük harfler Trump’a ait.]

İran tarafı ise, tam tersine, bu savaşı yalnız Trump’a değil, ABD’ye de pahalıya ödetmek niyetinde; ancak bunu da karşı tarafa sanki her an yelkenleri indirebileceklermiş hissini vererek gizliyorlar…

Trump’ın bilmediği, ABD’nin de unuttuğu gerçekler var:

Şu sıralarda İran’da yönetimde bulunan kadrolar, İran’ın zengin petrol kaynaklarını ebediyen kendi çıkarları için kullanabilmek ve bunun için de önce Şah’ı ayakta tutmak, bunu başaramayınca sürgünden geri getirmek amacıyla, CIA tarafından hayata geçirilen Musaddık darbesi (1953) ardından doğmuş bir nesil…

O nesil, 1979’de gerçekleşen ‘İslam devrimi’ öncesinden başlayarak günümüze kadar, hemen her dönüm noktasında, boğazları yırtılıncaya kadar ‘‘Merg ber Amrika’’ (‘‘Amerika’ya ölüm’’) diye bağırarak bugünlere gelmiş erkek ve kadınlardan oluşuyor…

Devrim sonrasında, o neslin gençleri, ABD’nin Tahran büyükelçiliğini işgal ederek çok sayıda diplomatı rehin tutmuş ve süreci Washington’da istemedikleri başkan Jimmy Carter’ın yerinden edilmesi amacıyla kullanmışlardı.

Perde gerisinde pazarlıklar yürüttükleri Ronald Reagan’ın başkan seçilmesini sağlayan, 1980 seçimi döneminde İran’dı.

Çoğu diplomat 66 Amerikalı’yı büyükelçilikte rehin tutanlar, o sırada başkan olan ve bir önceki yılbaşını Şah Rıza Pehlevi’nin konuğu olarak Tahran’da kadeh tokuşturarak geçirmiş Carter’a ders vermek istediler.

Rakibi Reagan’ın adamlarıyla pazarlıklar yürüttü İranlılar ve TV’ler seçimi onun kazandığını duyururken, 444 gün boyunca rehin tuttukları Amerikalıları ülkelerine teslim ettiler…

Dönemin öğrencileri şimdinin ülke yöneticileri konumundalar…

Şimdi de, muhtemelen, bir yandan savaşı ve müzakereleri sürdürürken, bir yandan da Trump’ın iktidardan gidişini kolaylaştırmanın yollarını arıyorlar…

Buna karşılık, 1950’lerden -veya 1979’dan- şimdiye, kim bilir, ABD siyasetinde kaç başkan ve onunla birlikte yönetime gelmiş her düzeyde bilgili kaç insan değişti. Değişen her başkan ile birlikte kurumların kimliği de farklılaştı. Trump da zaten, geçmiş yönetimlere saygısı olmadığı için, o dönemlerde İran ile ilgili dosyayı tutan bürokratların hiçbirinin yüzünü görmek istemedi.

İran konusunu, damadı Jared Kushner ile ülkesinin Ortadoğu temsilcisi atadığı dostu müteahhit Steve Witkoff’a Netanyahu’nun anlattığı kadarıyla biliyor Trump

Hâlâ da öğrenemediği sergilediği davranışlarından belli oluyor.

Savaşın içinde girdiği süreç, bu sebeple, ilk günden daha fazla endişe verici.

Lübnan ile Suriye zaten İsrail tarafından sürekli taciz ediliyor…

Ürdün ABD-İsrail cephesine çekilmeye çalışılıyor…

Suudi Arabistan da…

Ara seçimin yapılacağı 3 Kasım tarihi biraz daha yakınlaşsın ve savaş Amerikan halkının canını biraz daha acıtsın, hem onları hem de daha başka ülkeleri savaşın içine çekmek için elden geleni yapacak ABD…

Umarım, bizim coğrafyanın liderleri bölgenin yakın tarihini unutmamışlardır...

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.