Back To Top
Gerek ne kadar geriletilebilir?

Gerek ne kadar geriletilebilir?

 - Son Güncelleme: 25.05.2019 Cumartesi 10:03
- A +

Gerek kelimesini irdelemeye başladıktan sonra Kudüs yoluna düştük. Kudüs’te iken geçen haftaki yazımızı yollamamız icab etti; “gerek” kelimesini irdelememize devam etmeye imkan bulamadık, Kudüs’ten bir selam gönderelim dedik. Neredeyse konuştuğumuz tüm Kudüslü kardeşlerimiz nereli olduğumuzu sorduklarında Türkiye veya İstanbul dedikçe biz, heyecanla “Türkiye Erdoğan İnşallah” diyorlardı. Her ne kadar Binali Yıldırım’ın tüm çalışkanlığına rağmen AŞK Kütüphanesi projesi ismi ile, açılımı ile hiç hoşuma gitmese de, sırf bu yüzden geçen seçim kendisine oy vermeyip Üstad Sezai Karakoç’un adayı Lütfi Yılmaz Beye oy vermiş olsam da, bu sefer inşallah İstanbul halkı haramilerin iştahına yenik düşmez, türlü hile ve numaralarla 31 Martta zafer kazandığını zannedenlere fırsat vermez.   

***

Biz “gerek” kelimesini irdelemeye devam edelim. Zihnimiz lüzumlu olmak ile gerek kelimesinin kökündeki germek kelimeleri arasında bir bağ kurmakta zorlanıyor. Yazmaya başlarken şunu itiraf edeyim ki bir iki aydır zihnime takılıp duran, onlarca sözlük karıştırdığım “gerek” kelimesinin “germek” “gerilmek” gibi anlamlarla ortak kısmını mana olarak göremedim. Belki dua ile söyleyeyim, yazı biterken o irtibat biraz belirir inşallah.  

“Gergin” kelimesi ile “geri” ve “gerilmek” kelimelerini beraber düşündüğümüzde germe eyleminin bir merkezin gerisinde gerçekleşmesi gerektiğini fark edebiliriz sanırım. Geri olabilmek için bir merkeze ihtiyacımız var. Batıcı Türk aydınının 200 yıla yakın bir zamandır Batının gerisinde kaldığımızı hissetmesi merkeze Batı’yı koymasından kaynaklanmıyor mu? Bu meseleye hatalı bakış hatalı konumlanıştan kaynaklanıyor elbet. “Müslümanlar neden geri kaldı” diyen bir zihin Müslüman değilse pek de bir problem yok aslında. Ama bunu diyen bir Müslüman ise ona Müslümanların neyin gerisinde kaldığını sormamız icab eder. Yüz yüz elli yıldır etrafımızdan eksik olmayan bu geri kalmış düşünürler, aydınlar o geriliği bir türlü kapatamadılar.  

***

Yukarıdaki çıkarımda neden bulundum. Şundan: Bir “geri” kelimesi varsa bunun bir “beri”si de var. Öteden beri “öte” ile “beri” arasında bir irtibatlı kullanıma sahibiz lakin bir işin sadece “ötesi” ve “berisi” olmaz bir de “gerisi” ve “ileri”si olur. “İleri” “geri” “beri” kelimelerindeki ortak seslerin aslında kelimenin kökü olduğunu yani “-er-”in kök olduğunu bize Kökses teorisi söyletebiliyor sadece. 

“Beri” kelimesinde “b” “ben”in b’si iken ve ben ile alakalı bir anlam katarken kelimeye, yani “beri” bana daha yakın iken “geri” kelimesindeki g’nin gitmek, göndermek, geçmek, götürmek gibi kelimelerdeki g’nin manayı arkaya gönderdiğini söyleyebiliriz. Her ne kadar göndermek kelimesinde arka anlamı bulmak tartışılmalıdır. Zira gönder kelimesinde kökses teorisine göre baktığımızda “ön” sesini (ve dolayısıyla) anlamını görürüz.  

Gerek kelimesini er kökünden yokladığımızda kök bizi bir hayli yayacak, dağıtacak. En azından şunu görmeye çalışalım: Beri ve geri ile bir yönü, yönelmeyi işaret ettiğini söyleyebiliriz. Şimdi biraz bugünün yoklamasını biraz bir yere bağlamaya çalışayım: Gerdiğimiz her ne ise onu normal seyrinden dışarı çıkardığımızı fark edebiliriz.  

***

Şimdi buradan gerekmek, gereklilik ve gerilmek ilişkisini biraz daha yoklayabiliriz: Olmasını arzu ettiğimiz her ne varsa onun olabilmesinin önünde kimi gerilimlerin olduğunu, o işin olmasını geriye doğru çeken, olmasını engelleyen kimi gerekliliklerin olduğunu düşünebiliriz. İşin gerçekleşmesi ile gerçekleşmesi için gerekli olanlar demeye çalışırken ben, siz gerek ile gerçek arasında irtibat var mı acaba diye şöyle bir aklınızdan geçirmişsinizdir sanırım.  

Gerçi gerçek kelimesinin farsça olduğunu söylemeyi, “gerçi”, “eger çi” söylemeyi sevenler olsa da bu irtibatı da bir yoklamak gerekecek.  

Ama şimdi son cümlemizi yazmış olalım, gerisini sonra getirelim inşallah.     

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Levent öz 25 Mayıs 2019 18:29
HİLE VE NUMARAYI 31 mart gecesi A.AJANSINDA GÖRDÜK.YSK OYLARIN YARISINI SAYMADAN 3870 OYLA KAZANDIK DEMENİZDE GÖRDÜK.SONUÇ BELLİ OLMADAN İSTANBULU KAZANDIK AFİŞLERİNİ ASMANIZDA GÖRDÜK.YSK NIN 7 ÜYESİNDE GÖRDÜK.
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 11:04
Ah be Asım kardeşim, ben de seni vicdanının sesini dinleyenlerden bilirdim. Haramiler kelimesini bu kadar rahatlıkla, ön yargıyla kullanman, hiç tanımadığın insanları böyle itham etmen sana yakışmadı. Ölçütünün hak ve adâlet olmasını dilerim kuvvet değil.
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 04:09
31 martta kazanan İmamoğlu'nun veya partisinin hile yaptığına dair, ne bir YSK gerekçesi ne de itirazcıların bu konuda somut bir delili yahut iddiaları vardır. Belli ahlaki ve vicdani ilkeler doğrultusunda yayın yapan KARAR yöneticilerinin, bu mesnetsiz ithamlarınıza karşılık, artık size bir köşe ayırmamalarını istirham ediyorum
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN