Taşı ısıramayanlara bin yıllık tavsiye

Kır”mak ve ve “kıs”mak’ı önceki yazılarımızda görmüştük. “Kıs”tan “ıs”a geçmiş; “ıs” dediğimiz kök ile en son “c-ıs”ıbirlikte ele almıştık. Sadece ses taklidi diye algıladığımız “cıs etmek”teki “cıs” “ısı” kelimesinin de geldiği “ıs”tan geliyor. “Isı” kelimesinin ısıtmak, ısınmak ilişkisi herkes tarafınfan kolay kurulabilir durumda: “T” sesinin başkasın ısıttığını, o “t”nin ettirgenlik “t”si olduğunu, ısınmanın “n”sinin ise dönüşlülük “n”si olduğunu düşünebiliriz. Ama ısırmak ile ısı ilişkisi pek düşünülmez. Ne alakaları var canım der geçer çoğumuz.

Hasan Eren’in Türk Dilinin Etimolojik Sözlüğü’nde “ısı” kelimesi de yok, sahip anlamına gelen “ıssı” kelimesi de yok. “İs”, “issi” de yok Hasan Eren’de. Sevan Nişanyan “ısı” kelimesini hangi kelime ile izah edeceğini bilememiş gibi görünüyor. “Sahip anlamındaki “ıssı” ile “ısı” arasında bir bağ olabilir mi” dahi dememiş, sadece sıcak ile irtibatlı görmüş kelimeyi. İsilik ve isot’un sıcakla alakalı olduğunu (isig ot) belirtmiş. Burada isotu sıcaktan çok yakma ile alakalı, yakan ot şeklinde anlamak daha kolay sanırım. Zira ısınma yakmanın sonucunda oluşan bir durum.

Tuncer Gülensoy “isilik”in terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük kabartılar olduğunu belirtiyor. “İs”i kandil dumanı şeklinde açıklamış. “Iscak” kelimesinin halk ağzında hamam için kullanıldığını belirttikten sonra isilik, isot, sıtma, ısıtma bağlantısını Gülensoy da zikretmiş. “Küpe” kelimesine birçok Türk lehçesinde “ısırga” denildiğini görüyoruz. “Küpe” hangi dilde o zaman? Küpe de Türkçe. Divanü Lügatit Türk’te geçiyor. Kulpe gibi bir yapıdan, kulağa kulp gibi takılan şeklinde bir anlamdan geldiğini düşünmek mümkün.

Kimselerin beğenmediği İsmet Zeki Eyüboğlu ise Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde sahip anlamındaki “ıs” kelimesini irdelerken Göktürk yazısında “ı” ile “i” sesinin ayrı olarak gösterilemediğini söyleyerek yazıda “ıssı” veya “issi”nin hangisinin kelimenin kesin biçimi olduğunun bulunamayacağını belirtir. “Isınak” diye bir kelimenin halk ağzında soba anlamında kullanıldığını yazmış.

Eyüboğlu “ıssı”, “ısırmak”, “ıslak” ve “ıslık” kelimelerini de birbiri ile irtibatlandırarak anlatıyor. Hatta “ısırmak” kelimesi için ısırıp koparmak, koparıp sahip olmak şeklinde bir yorumda bile bulunuyor. Doğrudur veya yanlıştır, tartışılır ama bunu düşünülebilmesi bile kıymetli bence. Zira bir dilin kelimeleri alışkanlıklarla kullanıla kullanıla ancak zihnimize yerleştiği fonksiyonu ile algılanabiliyor, irdelenebiliyor. Sesin bizi götüreceği tüm irtibatlı uğraklara bakmak, bakabilmek çoğu zihnin, normal zihnin değil konu ile ilgili özel çalışma yapanların bile ulaşamadığı, ulaşamadığını fark edemediği bir kaabiliyet.

Eyüboğlu “ısırmak” ve “ıs” ve “sıcak” ilişkisini açıklamaya gayret ederken “ıs” ile ilgili tüm kelimelerin birbiri ile irtibatlı olduğunu sadece “ıslak” ile “ısı” ve “ıssı” arasında bağ kurulamayacağını söyler.

Divanu Lügatit Türk’te “Taşığ ısrumasa öpmiş gergek.” Cümlesini görüyoruz. Cümle açık ama tam çözemeyen için yazalım: İnsan taşı ısıramazsa onu öpmesi gerek. Hastaneden çıkıp evde tedavi aşamasına gelmesine sevindiğimiz ve sağlığı için dua ettiğimiz İsmet Özel’in “taşları yemek yasak” yaklaşımının bir ötesine geçmiş adeta Kaşgarlı Mahmud Pirimiz. Taşı yiyemiyorsan öp onu diyor. “Senden güçlü olanı yiyemediğinde yani yenemediğinde ona hürmet göster” şeklinde anlıyorum bu sözü. İsmet Özel’in yaklaşımını “hayata alışma” şeklinde algılarken Kaşgarlı’nın yaklaşımını işbirlikçilik olarak yaftalamak mümkün müdür? Buna buradan hemen karar vermeyelim bence. Kaşgarlı o sözü cihad ibadetinin müminler arasında tedavülde olduğu zamanlarda aktarmış bize. İsmet Özel ise cihadın rafa kaldırılmaya çalışıldığı son iki yüzyıldan sesleniyor.

Daha sıkmak ve sığmak ve müştaklarına gelemedik. Ona da haftaya bakalım, buraya sığdıramadık konuyu yine çünkü.

Sizi Allaha ısmarlıyorum.

*Pazartesi akşamı 18.00’de Üsküdar FİKSAD’da Yunus Divanından Etimoloji Dersimiz var.

*Çarşamba Üsküdar Baraka Kültür Evinde saat 18.00’de sadeleştirilmemiş metinlerinden Dedem Korkut, 19.00’da ise Saltukname okuyacağız. Katılmak isteyenler dilevietimoloji@gmail.com a kendilerini tanıtan bir mail atabilir.

YORUMLAR (6)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
6 Yorum