Bir anlam olarak Türkiye
Bir anlam olarak TürkiyeBekir Fuatİman dediğimiz şey, dile sığmaz. Onu tarif etmeye kalktığımızda eksilir. Derinliğini sükûtta bulur.
İman, düşüncenin ötesinde bir derinliktir; kalbin meselesidir.
İnsan, inandığını yalnızca aklıyla taşımaz. İnandığı şey, onun bakışına, korkularına ve cesaretine siner. Hayatını düzenleyen, bildikleri değil, inandığı hakikattir.
İnanç, insan tekinin sınırlarını aşar; bir milleti, bir coğrafyayı, bir tarihi yoğurur.
Bu topraklarda yaşayan insanların hikâyesi böyle bir inancın hikâyesidir.
Anadolu’ya gelenler oldu.
Anadolu’da yeniden doğanlar oldu.
Türkistan’dan kopup gelen yürüyüş, burada bir dirilişe dönüştü.
Kalpler yeniden yoğruldu, yeniden bir anlam kazandı.
Türkiye, bir medeniyetin, kesintisiz bir yürüyüşün adı oldu.
Bazen şehirler düştü, bazen ordular yenildi, ama taşıdığı anlam kaybolmadı.
Bu coğrafyada kurulan, bir devletten fazlasıdır. Bir inancın şekil bulmuş halidir, bir istikamet duygusudur.
Tarihin kırılma anlarında toprak, o istikameti hatırlatır.
İstanbul böyle bir yerdir. Halep böyleydi.
Anadolu da böyledir.
Yüzyıllar boyunca farklı diyarlardan kopup gelen insanlar, burada barınak buldular, bir aidiyet buldular.
Anadolu’nun hikâyesi, burada yaşayanlarla sınırlı değildir. Buraya sığınanların da hikâyesidir.
Her hikâyenin bir yükü vardır.
Türkiye’nin yükü ağırdır.
Bu coğrafya, kendi kaderini taşımakla kalmadı; daha geniş bir dünyanın vicdanını da taşıdı.
Türkiye’yi anlamak, onu sadece bugünün şartlarıyla değerlendirmek değildir; taşıdığı hafızayla birlikte düşünmeyi gerektirir.
Bir milletin asıl gücü, sahip olduklarından gelmez; inandıklarından doğar.
Türkiye’nin anlamı, en derin karşılığını insanın gönlünde bulur.
Bu anlamın gönüldeki izini bir sonraki yazıda sürmeye devam edeceğiz.
