Dzeko’nun mektubu, kupadan ötesini anlatıyor
Yugoslav futbolu; teknik kapasitesi, yaratıcılığı ve kendisine “Avrupa’nın Brezilyalıları” lakabını kazandıran hücum odaklı oyun anlayışıyla futbol tarihinde derin izler bırakan bir efsaneydi.
Tarih boyunca köklü kulüplerin ve dünya çapında sayısız yıldızın yetiştiği bu coğrafya, 1992’de başlayan savaşın ardından parçalandı.
Tarık Hoçiç, Cevat Prekazi, Elvir Baliç ve Boliç gibi isimler, Türk futbolunda iz bırakan oyuncular arasında yer aldı.
Bu coğrafyadan ülkemize gelen son büyük yıldız ise Edin Džeko oldu.
Bosnalı golcü, Dünya Kupası öncesinde çocuklara yönelik yayınladığı mesajda hayat hikâyesinden çarpıcı kesitler paylaştı:
Hiçbir şey imkânsız değil.
Bosna Hersekli olduğumuz için şanslıyız. Bunu sadece hayallerini gerçekleştirmiş bir adam olduğum için söylemiyorum; aynı zamanda savaştan sağ çıkmış bir çocuk olarak da söylüyorum.
40 metrekarelik bir alanda 15 kişi uyurduk. Kuzenlerimle birlikte yere oturur, saatlerce Monopoly oynardık. Sirenleri ve bomba seslerini duyardık. Oyun oynarken birkaç dakikalığına savaşı unuturdum. Sadece kısa bir süreliğine de olsa çocuk olmamıza izin vardı.
Sonunda bir şekilde hayatta kaldık. Geriye dönüp baktığımda ne kadar güçlü olduğumuza şaşırıyorum. Onlarca masum insan öldü. Ne için? Para için. Güç için. Ego için. Aslında hiçbir şey için...
19 yaşında Çekya’da başlayan yolculuğum, iki yıl sonra Wolfsburg’a uzandı. Ardından Manchester City’ye 37 milyon euroya transfer oldum, sonra Roma’ya gittim.
Hiçbir şey imkânsız değil.Bosna’yı Dünya Kupası’na taşımak bile... Şimdi ise yeniden buradayız.
Buraya gelmek hiç kolay olmadı. 40 yaşına geldiğinizde sırtınız ağrıdan isyan edebiliyor ve siz de ağrı kesicilere sarılıyorsunuz.
Ama eve her döndüğümde aynı şeyi düşünüyorum:
Değdi… Her şeye değdi. Çünkü Bosnalısınız.
Ayrıca bütün çocuklarsınız.
Bosna-Hersek, kadro kalitesi ve dinamizm olarak kendisinden daha yukarıda olan Kanada’ya karşı tam bir "turnuva takımı" refleksiyle oynamak düşüncesindeydi.
Alphonso Davies gibi çizgiyi tek başına koridor yapan bir canavarın yokluğu, Bosna defansının Kanada kanatlarını daha rahat kontrol etmesini sağladı. Luka Jovic'in bitiriciliğiyle ilk yarıda plan kusursuz işledi.
Süper Lig devlerinin adı her transfer döneminde Jonathan David ismi anılsada Kanadalı oyuncunun düşüşü dün akşamda en üst seviyedeydi.
Bosna’nın o katı, savunmasını aşmak tanıdık isim Cyle Larin’in zor anda zor gol vuruşu ile geldi.
İtalya karşısında tarihi mucizeye imza atan Bosna Hersek, dün akşam Kanada karşısında İkinci yarı etkisiz kaldı ve bir puan alarak turnuvaya başlangıç yaptı.
Başlangıç iyi, oyunlar vasat mı?
48 takımlı Dünya Kupası heyecanı perşembe akşamı başladı.
Görünen o ki, futbolseverlerin önemli bir bölümü başlangıçtan pek memnun değil. Ligimizin temposunun daha yüksek olduğunu söyleyen, Amedspor ve Eyüpspor gibi takımların bazı milli takımları yenebileceğini savunanlar bile var.
Asıl tartışma konusu ise verilen su molaları.
“Bunlar bizi kandırıyorlar. Bu kuralları koyan arkadaşlar bizi kandırıyorlar.”
Turnuvayla birlikte üç uygulama öne çıkıyor. Taç atışlarında ve kalecilerin oyunu geciktirmesine yönelik süre takibi, bir de maçların ortasında verilen üçer dakikalık molalar.
Peki, futbolda tempo istemiyor muyduk?
Reklamlar devreye giriyor ve izleyici oyundan kopuyor. Bu kadar reklamı kim istiyor?
Yayıncı kuruluşlar mı, yoksa FIFA Başkanı Gianni Infantino mu?
Ev sahiplerinden Meksika, eski gücünde görünmese de Dünya Kupalarında ev sahibi ülkelerin her zaman belirli bir avantaja sahip olduğu bilinen bir gerçek. Bakalım ABD, Kanada ve Meksika arasında en fazla avantajı hangi ülke kullanacak.
İlk maçta eleştirilen Güney Afrika ise ülkemizde büyük beklentiler oluşturan; Osimhen, Onuachu ve Osayi Samuel gibi isimleri barındıran Nijerya Milli Takımı’nı eleyerek turnuvaya katılmayı başardı.
Güney Kore, kritik üç puan alarak iyi bir başlangıç yaptı.
“ A grubunun ilk iki takımı net belli gibi: ilk maçlar sonunda.
Kanunların uygulamaların oyunun önüne geçtiği bir Dünya Kupasına giriş yapmış bulunuyoruz.
Bu turnuva çok konuşulacak gibi.
