Avrupa yeni bir krizle daha yüzleşirken

Melilla ve Ceuta (Septe), Fas toprakları üzerinde Cebelitarık’a yakın iki görece küçük yerleşim birimi. Onları çevresindeki Tanca, Tetuan, Rabat gibi diğer şehirlerden farklı kılan; ilkinin 1497’den, ikincisinin 1515’ten bu yana İspanyol anakarasının parçası sayılması. 1956’da İspanya ve Fransa Fas üzerindeki haklarından vazgeçerken bu iki şehrin ve onlara yakın bazı adacıkların İspanya’da kalması.

Fas’a göre bu iki yer İspanyol emperyalizminin geride kalan son kaleleri. Nasıl ki Cebelitarık İngiltere’den İspanya’ya geri verilmeliyse, bu iki şehir de coğrafi devamlılık ilkesi gereği asıl sahibine iade edilmeli. İspanya’ya göre ise buralar emperyal genişleme alanları olarak düşünülmemeli, halkının İspanya’ya bağlı kalma iradesine ve uluslararası hukukun temel normlarına saygı gösterilmeli.

Tahmin edebileceğiniz gibi Rabat’ın askerî güç kullanarak Melilla ve Ceuta’yı ele geçirmesi, AB’nin kendi toprağı saydığı bir bölgeye saldırması imkânsız ve mantıksız. Her ne kadar NATO’yu kuran Washington Antlaşması’nın 6’ncı maddesi bu toprakları kapsamasa da İspanya’nın kendi askerî yetenekleri olası bir Fas müdahalesini caydırmaya, o da olmazsa durdurmaya yetecek mahiyette.

Ancak İspanya’nın elindeki imkânlar ve AB’nin Frontex’i, son örneğini geçtiğimiz günlerde gördüğümüz kitlesel göçleri engellemeye yetecek güçte değil. İspanya da AB’nin geri kalanı da Fas’a dayanmak, kitlesel göçleri engellemek için onun kolluk kuvvetlerine güvenmek zorunda. Bu da Fas’ın maddi ve manevi olarak mutlu edilmesini, İspanya ile Fas arasında ciddiye alınacak bir sorun olmamasını gerektiriyor.

Rabat mutsuzlaşınca —diyelim ki Batı Sahra’daki egemenlik talebine karşı çıkan Cezayir destekli Polisario Cephesi’nin bir lideri İspanyol hastanelerinde tedavi edilince ya da başka bir nedenle— kontrolü gevşetiyor; kitlesel göç İspanya’yı zor seçimler yapmaya, Fas’ı mutlu edecek ara çözümler bulmaya yöneltiyor. Fakat bu kez belli ki Rabat çok daha büyük bir şey talep ediyor; İspanya’ya, dolayısıyla da AB’ye “Bu iki şehri artık bize verin” diyor.

Madrid’in bu talebi görünür bir gelecekte yerine getirmesi zor. Ceuta’da taviz verse Barselona’da veya Bilbao’da ne yapacak? Katalan ya da Bask ayrılıkçılara ne diyecek? Kanarya Adalarının geleceği ne olacak? Kriz sürerse de, İspanya bir yandan göçle baş etmek zorunda kalırken diğer yandan bu iki şehrin -özerk bölgenin- güvenliğini sağlamak, huzuru temin etmek için çaba harcayacak.

Avrupalı dostlarından da anlaşılan pek fazla destek göremeyecek. İtalya şimdiden hava sınırlarında Schengen’i askıya aldı. Göçe tepki göstermeyen AB başkenti neredeyse kalmadı. Başbakan Sánchez bir “çılgınlık” yapıp ülkesinin toprak bütünlüğünden taviz verse, “Fas’a alın bu iki şehir sizin olsun” dese hiçbiri üzülmez; hatta tam tersine “Üstümüzden yük kalktı” diye sevinir. Trump gibi ellerini ovuşturmasa da Sánchez’in yerine geçecek lideri bekler.

Neyse ki Fas resmi düzeyde bu iki şehrin siyasi akıbeti ile sayıları 60 bine ulaştığı söylenen göçmenler arasında doğrudan bir bağlantı kurmadı. İspanya’daki geri göndermeye ilişkin bir mahkeme kararını ve göçmen mafyasını gerekçe gösterdi. Geç de olsa göç dalgasını polisiye tedbirlerle durdurdu. Zaten sınırı yüzerek ya da yürüyerek geçenlerin çoğu da dendiğine göre geri döndü.

Fakat Kuzey Afrika’daki bu toprak ihtilafı bir kez daha dünya politikasının gündemine girdi. Bazıları insani, bazıları iktisadi açıdan değerlendirse, akademik cemaat olan biteni Avrupa’nın anlam dünyasından hareketle kavramsallaştırmaya çalışsa da krizden bariz bir şekilde Rabat kârlı çıktı. En kötü olasılıkla yardım almaya “hak kazandı”. Komşusu, biraz da hasmı ve aynı zamanda Avrupa’nın gaz deposu Cezayir kadar “Beni de dikkate alın” dedi...

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.