Özgür Özel faktörü

Ahmet Davutoğlu, siyasi hayatımızda örneği çok olmayan bir ahlak adamıdır, ciddi bir akademisyen ve entelektüeldir. Oğlunun düğününe katılamadım. Davet telefonu geldiğinde mazeretimi beyan etmiştim; İstanbul dışındaydım; yoksa mutlaka katılırdım.

Yeni bir aile kuran sevgili Ravza ve Mehmet’e mutluluklar diliyorum.

Dün, düğüne katılan arkadaşlarla konuştum. Nikah şahitleri sırayla tanıtılırken en çok alkışı Özgün Özel’in aldığını söylediler…

Salonda Özel’in çevresini saran, destek ifade eden, selfi çeken başörtülü veya başı açık kadınları, her yaştan erkekleri anlattılar.

Davutoğlu’nun düğün misafirleri elbette büyük çoğunlukla muhafazakardır. Bülent Arınç’ın konuşmasının topladığı alkışlar o kitlenin aynı zamanda muhalif olduğunu gösterir.

OTORİTER LAİKLİK

Elbette muhafazakârların ana partisi hâlâ AK Parti’dir. Fakat iktidarın çeyrek asrının muhasebesini yapanlar, yanlışları görenler, güç duygusunun yarattığı “tekebbür”den İslami tevazu duygusuyla tedirgin olanlar, yolsuzluklardan rahatsızlık duyanlar yavaş yavaş kopuyorlar.

Yavaş, çünkü gönül rahatlığıyla gidebilecekleri ve alternatif olma gücüne sahip bir siyasi hareket yok.

Şu sosyolojik gerçeği çok iyi anlamak gerekir: Türkiye’nin fay hatlarından biri din-laiklik kutuplaşmasıdır.

Devrim-karşı devrim dehlizi, uzun yıllar düşünce hayatımızı hatta yargıyı esir almıştır. Düşünün ki vesayet dönemindeki Anayasa Mahkemesi, türban yasağı zorbalığını savunmak için, “İslâm ve Hıristiyan dinlerinin özelliklerindeki ayrılıklar sebebiyle… bizdeki laikliğin batı ülkelerindeki gibi olması, laikliğin aynı anlam ve düzeyde benimsenmesi beklenemez” diye karar vermiş, verebilmişti! (7 Mart 1989, Karar no. 1989/12)

Bu karar bir yüzkarasıydı, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki özgürlüklere layık görmeyen, dar kafalı ideolojik bir karardı.

Dünyaya kapalı, hatta kuvvetler ayrılığını bile kavrayamamış, otoriter devlet yasakçılığı uzun yıllarda dindar kitlelerde derin bir “travma” yarattı.

Din-laiklik gerilimine dayalı siyaset, bize hukukun temel kavramlarını, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı gibi temel prensipleri unutturdu; hem de uzun yıllar boyunca.

KUTUPLAŞMAYI AŞMAK

Merhum Özal’ın reformlarıyla başlayan dünyaya açılma, piyasa ekonomisi, hızlanan şehirleşme ve eğitim gibi modernleşme faktörleri, bu kutuplaşmayı eritiyor, mahalleler arasında yollar, ortak alanlar oluşuyor.

Ak Parti iktidarı modern “insan hakları hukuku” kavramının da desteği ile bu yasağı kaldırdı. Tesettürlü kadının hayatın her kademesinde özgürce sosyalleşmesi, türbanı irtica simgesi sanan paranoyanın yanlışlığını gösterdi.

Çarşıda, pazarda, kafede, kütüphanede, sinemada, üniversite kürsülerinde ve iş hayatında tesettürlü kadınları görmekten mutlu oluyorum.

Özellikle inkılapçı geçmişten gelen partilerde tesettürlü kadınları görmekten mutlu oluyorum. Bundan sadece eski usul inkılapçılar değil, Erdoğan da rahatsız, “konu mankeni” diyor! İstiyor ki, ana muhalefet, eski devirlerin otoriter CHPi gibi görülsün…

ANA MUHALEFET

İnkılapçı gelenekte, din-laiklik kutuplaşmasını aşma yönünde ilk adımları merhum Ecevit atmıştı...

Genel Başkanlığı sırasında Kılıçdaroğlu’nun bu yöndeki gayretleri de değerlidir. Fakat “butlan” kararına dayanarak partinin başına geçmesi, ana muhalefeti böldüğü gibi “muhalif” rengini de soldurdu.

Bugün ana muhalefet lideri Özgür Özel’dir. Partisinin adı ne olursa olsun, “CeHaPe bagajı”ndan bir ölçüde arındığı gibi muhalif kitleleri toparlama şansına da sahiptir.

Geniş kitlelerde Tek Parti devrini hatırlatacak kavramlar, davranışlar bu şansı azaltır.

Doğru kavramlar; hukukun kavramlarıdır, ekonomi biliminin kavramlarıdır, hak ve hürriyetlerdir. Doğru davranışlar, halkla sıcak temaslar kurabilmek, duygudaşlık sağlayabilmektir. Özel bunu başarıyor.

Özel, en genç liderdir, yolunun uzunluğunu görüyor ve benimsiyor. Fırsatçı ve muhteris izlenimi vermekten sakınmayı biliyor. Her konuşmasında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı ön planda zikrediyor, iyi ediyor.

Oy almak istediği kitlelerin temsilcilerini partinin üst kademesinde sergilemesi ve özellikle de “bunlar devleti idare edebilir” itimadını yaratacak liyakatte bir kadro ortaya koyması gerekiyor.

YORUMLAR (11)
11 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.