Toplumun Maslowu
Siyasi partiler, farklı dünya görüşlerine sahip oldukları için siyasi partidirler. Öyle değil mi diyorsunuz? Bu görüş tamamen köksüz diyorsanız anlaşamayız. Yok, görüş doğru da bizde öyle değil diyorsanız aynı fikirdeyiz. Bizdeki bu acayipliktendir ki dönüp dönüp bu konuyu yazmak ihtiyacını hissediyorum.
Çok soyut kaçtı. Elle tutulur misaller vereyim. Mesela İngiltere’de Muhafazakâr Partinin yeni vergiler teklif etmesi düşünülemez. Yeni gelir veya kurumlar vergisi getirilecekse bunu İşçi Partisi getirecektir. ABD’de İngiliz Muhafazakâr Partisi’nin karşılığı Cumhuriyetçi Partidir. İşçi Partisinin ise Demokrat Parti.
Niçin? Çünkü herkes bilir ki İngiltere’nin Muhafazakârları ile ABD’nin Cumhuriyetçileri, liberal ekonominin dünya görüşünü benimser. Daha küçük bürokrasi, daha büyük, daha verimli ve daha kârlı iş dünyası peşindedirler. Şirketler kâr edince, yükselen refahın med hâlindeki bir deniz gibi bütün gemileri kaldıracağı görüşündedirler. İngiliz İşçi Partisi ile ABD Demokrat Partisi ise devletin, gelir dağılımına daha çok müdahale etmesi gerektiğini düşünür. Sosyal refah devletini öncelerler.
SİYASETTE MEVLANACILIK
Bizde eksik bulduğum bu. Sadece ekonomide değil. Bizim partilerimizin, hayatın ve siyasetin diğer cephelerindeki temel görüş ve değerlerinde de kayda değer bir fark yok. Hiç olmazsa son yıllarda öyleler. Bunun son örneğini Yeni Partide gördük. “Şunlar da gelsin, ötekiler de gelsin, ötekinin ötesindekiler de gelsin…” İnsan nefsinin terbiyesi için Mevlanaca “Ne olursan ol yine gel!” diyebilirsiniz ama siyasi partiyseniz bu biraz tuhaf kaçmıyor mu? Sorarlar adama, “Hepsi gelsin, peki ama sen nesin?” Siyasetçi için daha tehlikelisi var. Biri veya birileri çıkıp “Onlar varsa ben ayağımı atmam.” derse ne yapacaksınız?
Niçin böyleyiz? Bizim siyasi partilerimizin niçin tezleri, dünya görüşleri yok. Bunlar yoksa siyasi partilerimiz niçin var?
DERKEN MASLOW
Bu soruyu evirip çevirirken Maslow’un meşhur hiyerarşisi geldi aklıma. Neydi Maslow’un piramidi?
1.Fizyolojik İhtiyaçlar: Su, yiyecek, barınma gibi temel gereklilikler.
2.Güvenlik İhtiyaçları: Fizikî güvenlik ve duygu güvenliği, istikrar.
3.Sosyal İhtiyaçlar: Aşk, aidiyet, sosyal ilişkiler.
4.Saygı İhtiyaçları: Başarı, saygı, kendine güven.
5.Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı: Kişinin potansiyelinin en üst düzeyde gerçekleştirilmesi.
Bir anlayışa göre bu ihtiyaçlar bir piramit gibidir. (1) piramidin tabanı, (2) bir sonraki seviye… Derken, (5) piramidin tepesi. Piramidin bir alt basamağındaki ihtiyaç tatmin edilmeden bir sonrakine çıkılmaz. Aç ve susuz adam, güvenliği ikinci plana atar. Kendini güvende hissetmeyen sosyal ilişkileri düşünemez. Toplumdaki ve ikili ilişkilerdeki yerini bilmeyen, konumundan emin olmayan insanın kendine güvenmesi, başarı ve saygı talep etmesi mümkün müdür?
TOPLUMUN MASLOW PİRAMİDİ
İşte, bizim partilerimizin niçin dünya görüşleri yok sorusunu irdelerken aklıma Maslow’un gelmesi bundan. Bizim toplumumuz henüz beslenme, güven basamaklarını yani (1) ve (2)’yi yeterince çözmüş değil. Orada bir eksiklik var. Hiç olmazsa siyasi partilerimiz halkın henüz fizyolojik ihtiyaçlarının ve güveninin tam sağlanamadığı kanaatinde. Onun için sosyal ihtiyaçlardan ve daha üst seviyelerden söz etmiyorlar. Onun için varsa yoksa emekli aylıkları ve domatesin pazardaki fiyatı. Sonra kiralar. Çünkü önce beslenme ve barınma ihtiyacı. Bunlar henüz çözülmemiş. Bunlar bitirilmeden güvenlik basamağını bile düşünemeyiz. Nerde kaldı sosyal basamak ve daha yukarılar. Hâlbuki “dünya görüşü” dediğimiz, “değerler” dediğimiz kavramlar da bu daha üst basamaklara ait. Bunlar tam da o sosyal ihtiyaçlar seviyesinden başlıyor. Aslında insanı insan yapan toplumdur, toplumla etkileşimidir. Yoksa birinci ve ikinci basamaktaki ihtiyaçlar hayvanlarda da var.
Bürokrasi küçülsün mü büyüsün mü? Vergiler artsın mı azalsın mı? Bunların karnımızın doymasına etkisi çok dolambaçlı. Sen pazarı ucuzlat, benim aylığımı arttır. Şirketlerin vergilerine, bürokrasinin boyuna ondan sonra bakarız.
İsterseniz bir kişinin psikolojisi düşünülerek tasarlanmış bu ihtiyaçlar hiyerarşisini, bir toplumun sosyal psikolojisini düşünerek tekrar tasarlayabiliriz. Galiba bizim partilerimiz şuur altından tam da bunu yapıyor.
