“Âbi, bu işler böyle!” / Adâlete teessüflerimle

2017 yılıydı. Bir ağustos sabahı telefonum çaldı. Fakülteden beri beni tanıyan bir arkadaşım, TGRT’de yayınlanan Cem Küçük ve Fuat Uğur’un programına bakmamı istedi. Cem Küçük, ekranda fetöcü olduğumu söylemiş.

“Amaaan boşver! Manyak o! Herkese diyor.” diye güldüm geçtim. Yine de çok ısrar edince internetten programı bulup seyrettim. Meğer ne karanlık kadınmışım. Hemen tutuklanmalıymışım. Yurt dışına kaçacakmışım. Çok tehlikeliymişim. Adamı dinleyince ben bile benden tırstım.

Düşünsenize, bir zamanlar cemaatin memlekete el koyacağının müjdesini veren Cem Küçük, ömrü boyunca cemaatle alâkası olmayan beni ihbar ediyor. Ekranda gösterdiği yazının içeriğinde, bahsettiği şeylerin olmadığını seyirci nereden bilsin? O hâlde neye göre yapıyor? En büyük delili, Vahdet gazetesi yazarı olmam. Aynı gazetede Şevket Eygi, Mehmed Doğan, Lütfü Şehsuvaroğlu, Selçuk Özdağ ve daha nice milliyetçi-muhâfazakâr kalemler var ama içlerinden beni seçmiş.

Hırsız, şöyle etrâfına bakıp dermiş ki, “Ne çok hırsız var.” Herkesi kendileri gibi zannettiklerinden nasılsa tutar diye utanmadan arlanmadan bir sürü mâsum insana iftirâ attılar.

Oturup polisi bekledim. Gelen giden yok. Aldı beni bir merak. Adâlet, bu küçük adamı mı ciddiye almıyordu yoksa beni mi? Bozuldum biraz. Ne güzel reytingim olurdu.

Latife bir yana, polis kapıma gelmedi diye susacak değildim. Mâdem bunun gibilerin derdi benim kalemimdi, cevâbı öyle vermeliydim. Fetösever, kediciksever Cem Küçük’ü anlatabilmek için Nef’i’den yardım aldım.

Bana kâfir demiş müftü efendi
Tutalım ben diyem ona müselmân
Vardıkta yarın rûz-ı cezâya
İkimiz de çıkarız anda yalan

Yazının sonuna, 17 Mayıs 2011’de cemaat güzellemesi yaptığı yazısını yapıştırdım.

Bir sonraki programda şu ifâdeleri açıklamaya çalışıyordu:

“Ünlü Yunanlı düşünür Heraklitos, ‘Aynı suda iki kere yıkanamazsın’ demiş. Maşallah bizim darbeciler, aynı suda yetmiş kez yıkanmışlar. Artık su kirlendi. Suyun değişmesi şart. Cemaat, bu suyu değiştiriyor. Pisliğe alışmış olanların veryansını bundan.” (17 Mayıs 2011-Haber7)

Sizi biraz güldüreyim mi?

Cem Küçük, aynı yıl bir haber sitesine de çamur attı. Site, bu yazıyı ifşâ etti ama kaynak göstermedi. Çünkü kaynak kendisiydi. “Haşılı pisletenler” diye boşuna demiyorum. Bizim köyde iki delikanlı kavga etmiş. Biri açmış ağzını, “Ben o ahlâksıza İstanbul’da genelevde rastladım.” demiş.

Bir insanı al, çöz çöz, bir çocuk çıkar derler. Bâzı insanları ise çözmenize gerek yoktur. Şrakkkk diye bir ergen veya çocuk görürsünüz. Hâl hareket, giyim kuşam vs. ele verir. Muhakkak sırıtan bir şey vardır. Karakteri yoktur. Böyleleri, özellikle polis, hafiye, kabadayı rollerine girmeyi çok severler. Esâsında aşırı romantic, hattâ santimantaldirler. Realizm ile romantizm arasında sıkıştıklarından birey olamamış zavallılardır. Meselâ Kurtlar Vâdisi seyredince pardesü giyip sokağa fırlamaları işten değildir. Ellerine kontrolsüz bir gücün geçmesi çok tehlikelidir. Sağa sola çamur atmayı, vatan müdâfaası gibi gösterirler.

Böyleleri, bireyselleşmeyi yok sayan oluşumlar için birebirdir. Kullanılıp kullanılıp atılırlar.

15 Temmuz’dan sonra bir milletvekilinden duydum. Cem Küçükle bir konferansa gitmişler. Sonrasında yanlarına gelip ihbar yapanlar, isim verenler olmuş. Her seferinde Cem Küçük, devletin adamı edâsıyla not alıp, “Hemen icâbına bakalım, savcıya bildirelim” gibi laflar ediyormuş. Vekil, sonunda dayanamamış. “Ne yapıyorsunuz Cem Bey? Bu, bizim vazifemiz değil.” diye uyarmış. Cevap ilginç:

“Âbi bu işler böyle!”

Vaktiyle kendisi hakkında eleştiri yapanların plakasını aldığını da söylemişti. Yolda durdurup dövdürecekse zaar!

Cem Küçük’ün TGRT’de işine son verilince şaşırmadım. Açıkçası Râsim Ozan Kütahyalı tutuklanınca arkasının gelmesini bekliyordum. Mahkeme edilmeden bir şey söylemek doğru değil ama bu yazıyı kaleme aldığım sırada bana karşı da işlediği, “yanıltıcı bilgiyi alelen yayma” suçundan tutuklanmıştı.

Kendisinin de dediği gibi, âbi bu işler böyle!

“E sen niye şikâyet etmedin?” diyebilirsiniz. Ettim. Reddedildi.

Adâlet, Onu mu ciddiye almadı yoksa beni mi, yine bilemedim. Beni almadıysa çok teessüf ederim. Onu almadıysa lekelenmeme hakkım ne olacak?

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.