'Utanmaz Adam'ın yazarı rahmet istiyor
Tera yöneticisi Sarpyener’in aile bağları İnönü’ye uzandı” haberlerini görmüşsünüzdür. Baba tarafından akraba çıkmışlar.
Gülelim diye bizi haberdar etmiyorlardır bundan.
Niye haberdar ettikleri şu spotta mı saklı acaba:
“Sarpyener fon vurgunundan yargılanırken, İnönü’nün 1968 piyangosunu nasıl kazandığı aradan geçen 58 yıla rağmen hâlâ sorgulanıyor”.
Yani bugün halkı soyanların fon dolandırıcılığından size ne, onu 58 yıl sonra gelenler sorgulasın. Siz asıl 58 yıl önceki piyangonun nasıl İnönü’ye çıktığını sorgulayın, diye mi anlayalım?
Ne anlatmak istiyorlar?
Fatma Betül Sayan gibi bizden kötü örneklere bakıp oyunuzu değiştirmeyin, AK Parti’yi eleştirerek iktidara zarar vermeyin, CHP de gelse bu yanlışları yapacaklar, yok birbirimizden farkımız, oyuna gelmeyin, bunun için iktidar kaybedilmez mesajı mı? Onu mu demeye getiriyorlar?
Bu ikincisi için, 2019 İstanbul seçimlerinde doğrudan bir fetva da verilmişti.
İsimlere değil konuya odaklanalım.
Malum ilahiyat hocası; dindarların iktidarına zarar verecekse yolsuzluk, haksızlık, çürüme, kayırmacılık türü hak yeme yanlışlarını söylemeyi doğru bulmuyordu. Dinen sakıncalı gördüğünü gazetesinde yazmış, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayın diye uyarıp icabında kurtlu bulgura talim etmeyi tembihlemişti.
Hocanın; ‘hırsızlık yeni mi çıktı, bin yıldır var, onlar gelse sanki yapmayacak mı’ şeklinde argümanlar öne sürdüğünü dahi hatırlarsınız.
Necip Fazıl’ın “hohlaya hohlaya buz dağlarını erittik, şimdi ortalık çamurdan geçilmiyor” dediği yere böyle geldik işte.
ÇÜRÜK BEZ DİKİŞ TUTMAZ
Başkalarının da yapacak olması, bizim yanlışlarımızın mazereti, örtüsü müdür? Doğrusunu yapmanın canı mı çıktı?
Hem suimisal ne zamandan beri emsal alınıyor; kötü örnek, örnek alınmazdı hani?
Başkaları gelse yapacakları yanlışları yapmama vaadi ve iddiasıyla iktidara gelenler, ‘onlar da gelse yapmayacaklar mıydı’ savunmalarına izin vermez. Böyle savunacaksanız istemez, olmaz olsun sizin savunmanız, beni hiç savunmayın daha iyi diye elinin tersiyle öteye iter.
Hangi herzevekil aklettiyse AK Parti’ye bunlar lâzım değil, millete memlekete hiç değil.
Çürük bez dikiş tutmaz çünkü.
Beziniz, dayanağınız sağlam olacak evvelâ, değilse sağlamını bulacaksınız.
Daha iki ay oldu olmadı, Ahbap Derneğinde bağış dolandırıcılığı iddialarıyla Haluk Levent tutuklandığında da tartışmıştık bunları.
O siyasi kesimin melek sandıklarından şeytan çıkan var da, bu kesimin yok mu?
Aynı sırada “400 milyon liralık vurguna bir yılda tahliye, Yunus Emre Vakfı eski Enstitü Başkanı Şeref Ateş adli kontrolle bırakıldı” haberleri konuşuluyordu.
Çoğunluk, kime güveneceğini bilememekte haklı. Hayâl kırıklığı kaçınılmaz ama güvensizliği büyütmekten elimize ne geçecek? Bezi sağlamlaştırmaya bakalım.
MELEK SANDIĞIMIZ ŞEYTANLARIN SIRRI
‘Utanmaz Adam’ın romanını yazan Hüseyin Rahmi Gürpınar rahmet istiyor yine. Yeri geldi, anmadan geçmek olmaz.
Melek Sanmıştım Şeytanı veya İki Hödüğün Seyahati öyküleri de bugüne hitap ediyor. Fakat Utanmaz Adam Avnüssalah gibisi yok.
Avnüssalah sırrını ifşa eder; haklamakla görevli olanlar, kendisinden daha temiz kalamadığı için onu ele veremeyeceklerini söyler bize.
‘Utanmaz Adam’ın kısa sürede nasıl toplumun sevgilisi, başarı sembolü hâline geldiğini anlatıyor roman. Konferanslar veren, dolu salonlarda halka başarı hikayesi satan bir kahramana dönüşür.
Her fırsatta tekrarlarım...
Ödül-ceza mekanizması dürüstlüğe, alın terine kaybettirirken sahtekârlığı, yüzsüzlüğü, riyakârlığı ödüllendiriyorsa devir yolsuzların, rüşvetçilerin devri olur.
Servetin ancak hile hurdayla, çarpma çırpmayla ele geçirilebildiği bozuk düzenlerde Avnüssalahlar el üstünde gezer. Gençler büyüyünce onun gibi olmak ister, hayranlık duyar, ona özenirler.
Yüzyıl önceki Avnüssalah’ı alın getirin, günümüz ‘utanmaz adamlar’ı arasında dolaştırın... Koyun adını Bay Muvaffak, salın sokağa. Aynı ilgiyi, itibarı, teşviki görmezse... Bakın bakalım ayırt edebiliyor musunuz? Yanlarında evliya gibi de kalabilir, hâzâ melek sanırsınız şeytanı.
Düzenbazlık başarı getiriyorsa, saygınlık ve itibar görüyorsa dürüst kalanlar enayi görünür, rol model değil. Düzeltmeye düzendeki bu çarpıklıktan başlamak gerek.
