“Türkiye’nin arınma merkezine hoş geldiniz”
Arınma kavramı herkesin dilinde… ‘Arınma, arınma’ diye diye yorgun düştük.
Bu partiyi arındıracağım, şu merkezi, şu dağları, şu ovaları arındıracağım diyen diyene…
O taraf yolsuzluk yapıyor, rüşvet alıyor. Bizim taraf yapmaz diyen diyene.
Ne hikmetse…
Hep bir taraf kötü, hep bir taraf yanlış... Diğer taraf sanırsın sütten çıkmış ak kaşık.
Operasyonlar hep bir tarafta. Bakıyorsunuz diğer tarafa… Bir şey yok. Derin bir sessizlik…
Ne diyelim?
Hakikat gariptir yüz çeviren çevirene…
Hele ki CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen rozet takma töreninde Gürsel Tekin’in ‘Türkiye’nin arınma merkezine hoş geldiniz’ cümlesini görünce yine ‘hakikat’ garip dedim.
Hakikat garip, garip de…
Yalnız kurban olam Anadolu’dan fışkıran hafıza bu kadar da görmezden gelinmez ki…
‘Öfkeyi, bir başına kalmışlığı’ geçtim… Kalabalıkların içerleyerek kabuğuna kabuk bağladığı nasıl görülmez?
Üç kuruşla geçinmeye çalıştığı nasıl bilinmez?
Bir taraftan da böyle zamanlarda yönetimdekilere ‘sensin’ diyen dalkavuklar çok olur.
Uçaklara binmek için, televizyonlara çıkmak için yarışan yarışana… İsmini duyurmak için canla başla kavga eden edene…
Ve fakat garipler görülmez. Gel de şu dizeleri akıtma…
******
“Hakikat gariptir!”
Âlemde bir can, can içinde âlem
Kuru dal fayda etmez kurban olam Anadolu’yu görmez
Hakikat gariptir yüz çeviren çevirene
Kalbe inince ne yazık yalan gaflet
Olmaz olsun ‘hikmet’ diyen maskeli dillere
***
Nice erenler bilmedi bir ‘sen’ bildin ha
Haber salın kurda kuşa laf anlatmasın cahile
Hakikat gariptir yüz çeviren çevirene
Dağlar un ufak oldu yalan dünya geride kaldı
Hala ‘ben, sen’ der durur ay kızarır güneş kararır ‘biz’ diyemez
***
Neymiş bu ben? Yol bilmez gönül eğlemez
Akar deli deli çarpar feleğin çarkına
Hafızayı saymaz kurban olam Anadolu’ya sormaz
Hakikat gariptir yüz çeviren çevirene
Ayrılık vakti gelince koca bir boşluk ne çare?
Sorarım gürül gürül çağlamadan yaşamak ‘ben’ mi?
