Deha düzeyinde bir akıla ihtiyaç var

Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni kapatma kararı duyulunca herkesin aklına ilk gelen, CHP listelerinden seçilip Meclis’e girmiş dört Gelecek milletvekilinin bundan böyle ne yapacakları oldu.

Ben de aynı meraka düştüm.

Oysa esas üzerinde düşünülmesi gereken, CHP ve AK Parti listelerinden Meclis’e milletvekili sokmuş olan diğer partilerin durumu olmalıydı…

Ali Babacan liderliğindeki Deva Partisi’nin…

Mahmut Arıkan’ın genel başkanı olduğu Saadet Partisi’nin…

Fatih Erbakan’ın liderliğini yaptığı Yeniden Refah Partisi’nin…

Esas düşünülmesi gerekenin bu konu olduğunu bana hatırlatan, haberi alınca Davutoğlu’nun evine Babacan’ın koşması oldu.

İki genç adam siyasette yakın kaderler paylaştılar… Babacan AK Parti’nin kurucu kadrosu arasında yer aldı ve ilk hükümetten itibaren önemli bakanlıkların sorumluluklarını üstlendi. Davutoğlu da, önce başdanışmanlık unvanıyla önemli bir alanda söz sahibi haline geldi, sonraları dışişleri bakanı oldu.

Babacan başbakan yardımcılığına kadar yükseldi, Davutoğlu başbakan da oldu.

Kaderleri, iktidarının ilk 15 yılında içinde yer alıp sorumluluk taşıdıkları AK Parti’den ayrılmaları sonrasında da paralellik gösterdi.

İkisi de iddia taşıyan farklı iki parti kurup liderliğini üstlendiler…

Ayrı davranmak yerine güçlerini birleştirebilirlerdi, bunu yeğlemediler…

Davutoğlu partisini kapatarak açık etti zaten, ama sanıyorum her ikisinin de başlangıçta tahayyül ettikleri, şimdilerde karşılarına çıkan durum değildi.

Zaman içerisinde Saadet Partisi de, Mahmut Arıkan’ın şahsında, Davutoğlu-Babacan benzeri genç bir yeni lidere kavuştu.

Milli Görüş’ hareketini başlatan Necmettin Erbakan’ı, değişik düzeyde borçluluk hissettikleri her üçünün ortak hocası sayabiliriz.

Hiç değilse saygıda birleştikleri bir hocaları…

Fatih Erbakan’la da ortak bir noktaları bu.

Dört liderin -Davutoğlu, Babacan, Arıkan ve Erbakan’ın- ortak bir noktaları var, ama biri kapanmış olsa da hemen hemen aynı kitleden oy almayı bekleyen üç ayrı partileri bulunuyor…

Türkiye, tarihinin en önemli dönüm noktalarından birine doğru hızla yol alıyor. Gelecek iki seçim -genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri- sonunda, çeyrek yüzyıl sürmüş bir iktidarın ya yenisiyle değiştiği ve üç kez seçilmeyi başarmış cumhurbaşkanı yerine bir yenisinin seçildiği bir ülke olacağız ya da dördüncü kez de cumhurbaşkanı seçilmeyi başaran Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki AK Parti 2071 idealini gerçekleştirmede yeni bir merhale daha kazanmış olacak…

Her ne kadar ülke siyasetinde bu denklemi etkileyecek başkaları bulunsa da, bir sonraki seçimin sonucunda yukarıda isimlerini andığım liderlerin tavrı, en az onlar kadar, -hatta benim gözümde onlardan da fazla- seçimin sonucunu etkileyecek…

Yazımı buraya kadar okuyanlar arasından ‘Nasıl?’ sorusunu aklından geçirecek fazla okur bulunacağını sanmıyorum.

Türkiye’nin bugünkü siyasi tablosu, böyle giderse, yarının da tablosu olacaktır da ondan…

CHP’liler, ister ‘butlan’ ile kaybettikleri birlik ve beraberliğe yeniden kavuşma imkanını bulmuş olsunlar, ister iki ayrı parti olarak seçmen karşısına çıksınlar ve kendi içlerinden ‘seçilebileceğini sandıkları’ birini cumhurbaşkanı adayı çıkarsınlar… İktidara gelebilirler ve adaylarını cumhurbaşkanı seçtirebilirler mi?

AK Parti’nin MHP ile yaptığı ittifaka benzer yeni bir buluşma, olmaz ya, sol partilerin de desteğini alarak, Yeni Parti veya CHP ile İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti bir araya getirilerek oluşturulsun, acaba böyle bir blok yeni iktidar ve cumhurbaşkanı için yeterli olabilir mi?

[DEM nerede yer alabilir, bilmiyorum.]

Şu sıralarda siyasi hayatımızda meydana gelen hareketlilik, iktidar cephesinin özellikle üzerlerine gittiği siyasi kadroları erken sevindirmişe benziyor…

Vatandaştan toplama bağışlarla gidilecek seçimde sandıktan yeni bir iktidar çıkacağına inanıyor gibiler…

Diyelim, onların bekledikleri gerçekleşti; bu yazıyı yazdıran siyasi çizginin partileri ve dört lider, öyle bir iktidardan mutlu olacaklar mı?

Kapatılmış Gelecek, halen faaliyetlerini sürdüren DEVA, Saadet ve Yeniden Refah partilerinin tek çatı altında birleşmesini mi savunuyorum?

O formülün sonuç getireceğini sansam savunurum elbette; ama sanmıyorum.

Üç partinin liderlerinin, bir önceki seçimde denenen ‘6’lı Masa’ buluşmasına benzer bir formülü arzulamadıklarını da biliyorum…

Öyleyse?

Siyasi zeka… Devlet aklı… Artık ne derseniz deyiniz; bundan sonra, sadece deha düzeyinde bir akılın eriştiği, ülke için en doğru sonucu doğuracak uygulanabilir bir formül gerekiyor…

Ahmet Davutoğlu parti kapatma girişimiyle bana bunları düşündürdü işte.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.