Back To Top
Yine Ali Kemal

Yine Ali Kemal

 - Son Güncelleme: 28.07.2019 Pazar 10:42
- A +

Ali Kemal ismi, torunun oğlu Boris Johnson’un maceraları dolayısıyla son zamanlarda sık sık gündeme geliyor. On dört yıl önce de (2005) Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin “Şehit Gazeteciler” listesinde yer aldığı için günlerce ateşli tartışmalara konu olmuştu. Gazete okuyucuları artık çiçeği burnundaki İngiltere başbakanının bir “Osmanlı torunu” olduğunu çok iyi biliyorlar. Peki, Ali Kemal?

Ali Kemal (1867-1922), İttihat ve Terakki yönetimine amansız muhalefetiyle ünlü bir gazeteciydi. Başta Mustafa Kemal olmak üzere, Millî Mücadele’yi yürüten kadroyu da İttihatçıların bir uzantısı olarak gördüğü için muhalefetine aynı şiddetle devam etmişti. Bu yüzden zafer kazanıldıktan sonra Tokatlıyan Oteli’ndeki berberde tıraş olurken kaçırıldı, Ankara’ya götürülürken İzmit’te Nurettin Paşa tarafından sorgulandıktan sonra linç ettirildi. Lozan’a gitmek için yola çıkan ve İzmit’e uğrayan heyetin Ali Kemal’i köprü başında asılmış görünce çok rahatsız oldukları, İsmet Paşa’nın bu yargısız infaz dolayısıyla rahatsızlığını açıkça ifade ettiği bilinmektedir.

Birçokları gibi, Ali Kemal de Anadolu’da yürütülen mücadelenin başarıya ulaşamayacağına, tam aksine, bu mücadelenin işleri daha da zora sokup badirenin atlatılmasını imkânsız hâle getireceğine inanmıştı. Mücadele silahla değil, siyasetle yürütülmeli, hilâfet ve saltanat muhafaza edilmeliydi. Anadolu’daki oluşumun bağımsız bir devlet gibi hareket etmeye başlaması, üstelik Bolşeviklerle ilişki kurması onu büsbütün işkillendirmişti. İttihatçılara dinmeyen öfkesi, inatçılığı ve dik başlılığı, olup bitenleri sağlıklı bir şekilde değerlendirmesine engel oluyordu.

***

Yahya Kemal, “muhalefet için yaratılmış” bir adam olarak gördüğü Ali Kemal’le Paris’te tanışıp yakın dostluk kurmuştu. İzmit’te, darağacında görmek talihsizliğine uğradığı eski dostunu bir yazısında uzun uzun anlatmıştır. Bu yazıdan anlaşılan şu ki, Ali Kemal sadece bir gazeteci ve siyasetçi değil, aynı zamanda seçkin bir kültür adamıydı. Yıllarca Londra ve Paris’te yaşadığı için Batı’yı, yerliliğini hiç kaybetmediği için de mensup olduğu dünyanın kültürünü iyi bilirdi; mesela divan şiirine derinliğine vâkıftı. Türkçeyi hatasız kullandığı ve çok rahat yazdığı onu tanıyanların ortak kanaatidir. Fahri Celâl Göktulga’nın ifadesiyle, “berrak, dibindeki çakıl taşlarını ve ışık oyunlarını” gösteren bir üslûba sahip olduğu için yazıları çok etkili oluyor, Anadolu’da canlarını dişlerine takmış savaşan insanları çileden çıkarıyordu. Kendine has bir mizahı ve ironisi de vardı: Sünepe, zibidi, düttürü Leyla gibi sıfatlardan ve “Bekkoza Kekbozeden gelse acep mi kartal” gibi tuhaf tekerlemelerden çok hoşlanırdı.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Ali Kemal’i de ilgi çekicidir: “Farfara, konuşkan, hâfızası kuvvetli, fakat daima insicamsız...”

Yahya Kemal’in anlattığına göre, yazmasının yasaklandığı Birinci Dünya Harbi yıllarında kendini bütünüyle kitaplara vermiş ve çok okumuştu. Daha da önemlisi, kayınpederi Tophane Müşiri Zeki Paşa’dan kalan kitaplarla haşir neşir olurken nâdir yazmaları toplamaya merak sarıp Sahaflar Çarşısı’na dadanmış ve kısa zamanda seçkin bir koleksiyona sahip olmuş bir bibliyofildi. Bu arada bir Türkçe lügat yazıyordu. Millî Mücadele’ye aynı gerekçelerle muhalefet etmiş bir aydın olan Cenab Şahabeddin’in de son yıllarında bir lügat yazmaya kalkışması şaşırtıcı bir tesadüftür.

19-07/27/ekran-resmi-2019-07-27-234547.png

***

Yahya Kemal, Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı günlerde, Ali Kemal’i Büyükada’daki köşkünde ziyaret ettiğini ve sohbet sırasında artık gazeteciliğe dönüp başını belâya sokmak istemediğini söyleyen eski dostuna şu tavsiyelerde bulunduğunu söyler:

“Büyük bir adam olmak için fırsat ayağına gelmiştir. Himaye edecek kimsesi kalmamış olan Türklüğü müdafaa etmek için ortaya atılırsan yâr u ağyar nazarında muazzam bir şahsiyet olursun. Kendine yepyeni bir ufuk aç. Türklüğün sevkıtabiisi halinde âteşîn bir milliyetçiliğin başlaması zaruridir, sen gazetende bu cereyanın alemdarı ol!”

O gün Yahya Kemal’e hak veren Ali Kemal, çok geçmeden Sabah gazetesinin başyazarlığını üstlenerek Kuva-yı Milliye’ye karşı haşin bir muhalefete başlar; öyle bir muhalefettir ki bu, Yahya Kemal’i bile defterden siliverir. Bir yazısında ondan “Kuva-yı Milliye şair-i müstemendi, üstâde-i râh-ı ser-bülendi ve Mustafa Kemal’in Yakup Kadri ile beraber en samimi, en ucuz perestişkârı hazret-i Yahya” diye alaylı bir dille söz etmişti. Dergâh ve Akşam gibi Anadolu taraftarı dergi ve gazeteler için de “lâhana yaprakları” diyordu.

Yahya Kemal, eski dostunun bütün hatalarına rağmen vatana ihanet ettiği kanaatinde değildi. Özel sohbetlerinden birinde söylediği şu söz kayıtlara geçmiştir: “Onun uğradığı akıbet mizacına ve millet ekseriyetine muhalif bir ictihadda inat ve ısrar etmesindendir.”

Falih Rıfkı Atay da Ali Kemal’in amansız İttihatçı düşmanlığından ve Anadolu’daki mücadeleyi bir İttihatçı isyanı olarak gördüğü ve bu mücadelede başarılı olunsa bile öyle bir rejime varacağına inandığı için Kuva-yı Milliye’ye düşmanlık ettiğini söyler. Şu cümlesi dikkat çekicidir: “Ali Kemal parasız ölmüştür ve yabancı uşaklığı yapacak bir mizaçta da değildi.” (Çankaya, 1969, s. 140-141)

***

Şunu unutmamak gerekir ki, Ali Kemal, geç de olsa hatasını anlamış, milletinden özür dilemişti. Daha da önemlisi, fırsatı ve imkânı olduğu halde kaçmadı. Refik Halit ve Rıza Tevfik gibi kaçsaydı, muhtemelen o da 150’likler listesine girecek ve sonunda affedilip yurda dönecekti. Oğlu Zeki Kuneralp, Türkiye Cumhuriyeti’nin Hariciye’sine intisap etmiş ve büyükelçiliğe kadar yükselmişti. Zeki Kuneralp’in Madrid’de büyükelçilik görevi sırasında makam aracının ASALA tarafından saldırıya uğradığını ve karısı Necla Hanım’ın şehit olduğunu da unutmamak gerekir. 

Bugünün kavgalarını geçmişe taşımaktan vazgeçmek, tarihte olup bitmiş hadiseleri soğukkanlı bir şekilde ve anlamaya çalışarak değerlendirmek zorundayız.

Boris Johnson’un Osmanlı torunu olmasına gelince… Bize bir faydasının dokunmayacağından emin olabilirsiniz.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 20:18
Gayet objektif bir yazı. Gönlünüze, kaleminize, emeğinize sağlık. Bazı şeyleri tekrar tekrar yazmak çok faydalı. Tarihimizi, edebiyatımızı genç nesillere aktardığınız için müteşekkirim.
Çeşit olsun 28 Temmuz 2019 19:31
Ali Kemal, evlilik olmadan beraber yaşamayı savunan, batı hayranı bir adam. Yanlış tarafı tutmuş, ve, tüm devrimlerde olduğu gibi bedelini ağır ödemiş, insanlık dışı bir cezayla linç edilmiş. Burada ilginç olan şey, muhafazakar tayfanın, sırf cumhuriyete karşı diye, saltanatı ve hilafeti savunuyor diye batıcı-İngiliz hayranı bu adamı baş tacı etmeleri. Yani, kim olursan ol, Atatürk'e karşı ol yeter.
Karar Okuru 28 Temmuz 2019 16:24
Cumhuriyet ile meselesi olan bugünki topluluklara bakınca Ali Kemal gibilerden de hazzetmezler. Ne de olsa okumuş yazmış, doğulu gibi olmayan biri idi. Ama esas mesele geri kalıp, gelişmeye erişemeyince gelişmiş hayat tarzına duyulan şiddetli öfke kör bir inatla düşmanlık üretilmesidir.
KARAR OKURUa 28 Temmuz 2019 16:00
Yazarlar kimin ne mal oldugunu acik acik yazsada bizde burda complo teorisi uretmesek. Johnson un dedesi osmanlida yasayan bir ingiliz ajani diye dusunmeden edemiyorum. Yada amerikan ajani. Bize turklugu ile one cikarilan Halide Edip Adivar in mesela bir Amerikan ajani, robert lisesi mezunu ve incil hafizi oldugunu sonradan ogrenecektik. Halide oyleyse Mustafa Kemal necidir?
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 19:31
1
Esas sen necisin..zihin iplerin kimlerin elinde zavalli
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 21:09
0
Türkiye ortalaması zihnin bir örneğisiniz. Sağ sol farketmez.
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 22:11
1
Esasen ben dedesi 1.dunya savasindan sonra yemende alti sene esir yatan birinin doldurusuna gelmis , zihni tarih kohusunda dedesine bagli calisan biriyim. Ha bi de ekremin memleketindenim. :)
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 14:02
Başka bir ülkeden menfaat temin etmeyen biri, fikri ne olursa olsun, asla hain değildir. Fakat şark kültüründe güçlü'ye karşı çıkana hain damgası pek rahatlıkla vurulur.
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 16:28
0
Kuvayi Milliye'ye karşı örgütlenenlere hain derler. İzmir'in işgaline direnen İzmirliler'e, "oturun yerinizde yoksa gereği yapılacaktır" diyenlere hain derler. İstanbul'da yoksul mahallelerde et dağıtıp Kuvayi Milliye'ye karşı halkı kışkırtan İngiliz Muhipleri Cemiyetine (Kurucuları arasında Ali Kemal ve İngiliz rahip, ajan ve misyoner Robert Frew vardır) hain derler.
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 11:58
Güzellemeler, güzellemeler, güzellemeler Türklük, Millimücadele, Atatürk, Cumhuriyet düşmanlarına bitmeyen güzellemeler...
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 10:11
Herkes istediği görüşü dile getirebilir olmalıdır başına getirilenler çok yanlış ve maalesef Cumhuriyetin ilk yıllarında çok insan haksız yere öldürülmüştür . Özellikle fikir özgürlüğü kısıtlanan ülkeler gelişemezler . Çünkü insanların en önemli ihtiyaçlarından biride fikirlerini söylemesidir
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 12:52
1
Fransa'da cumhuriyet ilan edildikten sonra kraliyet yanlısı 40 bin kişinin giyotinle idam edildi. Saltanatı, krallığı, çarlığı yıkanlar (kim olursa olsun), kendi haklarında idam kararı verenlerin, düşmanla iş birliği yapanların fikir özgürlüğünü düşünmezler. Savaşta İngilizle Yunanla iş birliği yap, cemiyetler kur, sonra fikir özgürlüğü diye ortaya çık. Savaş, rejim değişiklikleri, bunlar olağan hayatın dışındadır, kendine özgü kuralları vardır. Rusya 2. Dünya savaşında Hitler ordusunu destekleyenleri ya idam etti ya toplama kamplarına sürdü, nerede ifade özgürlüğü?
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 14:12
1
Cumhuriyetin ilk yıllarında fikir özgürlüğü yüzünden öldürülenleri bir say da bilelim Allah aşkına. Yalnız fikir özgürlüğü ile ihaneti karıştırma. O kadar ihanete rağmen çok az insan idam edilmiştir. Şimdi İskilipli dersin. O da ihanetten asılmıştır. Başka da kimseyi sayamazsınız.
ERSİN ERSİN 28 Temmuz 2019 09:35
Kuvayi Milliye'ye karşı İngilizler'le işbirliği yapıp saltanatı destekleyen Ali Kemal'den, İskilipli İmam Atıf'tan ve benzerlerinden mazlum öyküler çıkarmak moda oldu. Filmleri çekiliyor. Gaziantep'te Fransızlar'a karşı çarpışırken şehit olan Kuvayi Milliye komutanı Şahin Bey'i yazan, filmini çeken yok nedense. Benim vefa borcum Antepli Şahin Bey'e, Aydınlı Demirci Mehmet Efe'ye, İsmet Paşa'ya, Mustafa Kemal Paşa'ya.
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 10:57
0
Katılıyorum. Ama Kazım Karabekir paşayı eklemek lazım vefa borcuna.
Habele-Hubele 28 Temmuz 2019 09:30
belki de şahsi bir vefa borcu ile itibarına düşen lekeyi hafifleterek ödemek istemiştir. Hüküm millet adına hükmeden mahkemelere ait olmalıydı, olamamış. Belki idam olunmaz, daha hafif ceza alırdı. İnfial, ihaneti affetmemiş. Beni rahatsız okan husus şu; Beşir Bey Milli Mücadele için canını dişine takmış nesli inkılap vs ile kritik ederken kimse dönemin şartları, ruhlarda düne kadar muzaffer olduğu Batı karşısında kaybetmiş, imanı sarsılmış nesil ve 100 yıldır hür ve müstakil Türkiye içinden konuşmak farkı hiç göz önünde bulundurulmaz. Ali Kemal’e ihanetine şerh düşmek, öyle olsa olurdu demek.
Tugay Adlı Okur 28 Temmuz 2019 09:03
Hasan Tahsin'i rahmetle yad ediyorum. Kuvayi Milliye hareketini baltalayan, İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurucularından Ali Kemal'in yazılarından: -"ittihat ve terakki milli birliği istismar ediyor. mesela izmir işgali karşısında kemal-i sükun ve itidal ile davranmak lazımdı, kargaşalığa boğdular." -"İdam. idam. idam... mustafa kemal haydudu, kazım karabekir, ali fuat, sami gibi çete reisleri haydutlar ittihatçılardan daha adi, daha kötü oldukları için cezalarını daha evvel bulacaklar." -"büyük millet meclisi, küçük heriflerin esiridir" Yanlış ata oynamış, kaçması lazımdı.
Habele-Hubele 28 Temmuz 2019 08:47
Bugünün kavgalarını geçmişe taşımaktan vazgeçmeliyiz ama Ali Kemal konusu bugünkü siyasi tartışma dolayısıyla değil torununun Başbakan olması sayesinde ve günümüzle herhangi bir bağ kurma ihtiyacı duyulmadan gündemde. Ali Kemal Türkçeye hakim, bibliyofil vs olabilir. Netice itibariyle bütün saydıklarınız alet ilimler ve alışkanlıklar. Bütün müsteşriklere methiye düzelim mantığı geçersiz. Ali Kemal vatan uğruna verilmiş mücadelenin amansız muhalifi ve hatta düşmanı. İndi hükümler Yahya Kemal gibi bir isme ait olsa bile önemsiz zira Yahya Kemal belli ki dostluk hatırına... (devam edecek)
KARAR OKURU 28 Temmuz 2019 05:43
Osmanlı ailesinden bazılarının bile gizlice Anadolu'ya geçip direnişe katıldığını düşünürsek Ali Kemal'in de çok daha önceden bu tarafa geçmesi gerekirdi. Ama son ana kadar karşı durmuş, halk her şeyden vazgeçip çatışırken o İngiliz'e yalvarmaya devam etmiştir. Pek çokları gibi ihaneti perçinlemiştir. Yine de linç edilmemeliydi.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN