Back To Top
Bu nasıl iş-2

Bu nasıl iş-2

 - Son Güncelleme: 12.06.2019 Çarşamba 11:04
- A +

Milli Takımın dünya şampiyonu Fransa karşısında aldığı görkemli galibiyetten sonra yazımın başlığıydı ‘Bu nasıl iş!’ Öyle ya, yeni kurulan gencecik bir takım nasıl olmuştu da kendisinden 10 kat değere sahip takımı bloke etmişti? Fransa’yı yenen; doğru strateji, takım futbolu ve motivasyondu. 

İzlanda maçının ilk yarısını izlerken birden dejavu yaşadım. İzlanda Türkiye, biz de Fransa olmuştuk sanki. Bu nasıl işti, bir takım 5 günde bu kadar değişebilir miydi? Değişmişti. Öyle kötü bir yarı oynadık ki İzlanda’ya ‘Gel bize gol at’ dedik adeta.

Aslında İzlanda temkinli başlamıştı maça. Belli ki geçen haftaki galibiyetimizden çekinmişlerdi. Kendi yarı alanına çekilip orta sahayı kontrol etmeye çalıştılar, Milli Takımımızın iki pas yapamaz halini görünce yavaş yavaş ileri çıktılar, ataklara başladılar. İki duran topta da golleri buldular. İlk yarı biterken Dorukhan’la gelen gol, ikinci yarı için bir umut ışığıydı.

İlk yarıdaki kötü futbolda Cengiz’in yokluğunun payı kadar sahada olan Hakan Çalhanoğlu ve Ozan’ın verimsizliği de etkendi. Bu devrede Mert’in müthiş performansı olmasa soyunma odasına farklı yenilgi ile girmek işten değildi.

Şenol Güneş ikinci yarıya, orta sahayı kazanma adına Yusuf Yazıcı ile başladı, çok koşan ancak son vuruş becerisi sınırlı olan Kenan’ı kenara aldı. Yusuf’un girişi Milli Takımı yeniden maça ortak etti. Euro 2016 ve 2018 Dünya Kupası’nın o dişli İzlanda’sı da yoktu açıkçası. Güneş, İrfan Can’ın yerine Abdülkadir Ömür hamlesi ile bu kritik deplasmanda stratejik puanı ne kadar çok istediğini gösterdi. Milli Takım baskısını artırırken kontra yememek azami dikkat de gerekiyordu. Bu süreçte Ozan ve Dorukhan’ın performansı Millileri rakip yarı alanda daha rahat kalmasına katkı sağladı.

Milli Takım özellikle Abdülkadir’in girmesinin ardından tek kale oynamaya başladı. Sorumluluk alan Hakan Çalhanoğlu İzlanda savunmasını zorladıkça zorladı. Beklenen, istenen golün habercisi ataklar sağlı sollu gelmeye başladı. Merih’in yan ortada dışarı attığı top kafasına gelse belki tabela değişmişti. Ama olmadı.

Birbirine taban tabana zıt iki devrenin oynandığı maçta, gruptaki asıl rakibimize 3 puan kaptırdık. Doğrusu yazık oldu. İkinci yarıdaki baskının hakkı en az 1 puanı koparıp almak olmalıydı.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Mustafa ALSANCAK 12 Haziran 2019 17:53
3) Bir şey dikkatimi çekmişti: Bir gün öğleden sonra dışarıda dolaşırken baktım bir genç kadın nerdeyse 30 kadar çocukla çocuk parkında çocuklara bakıyordu. Dayanamayıp bu kadar kara saçlı çocuğun basıl bir araya geldiğini sordum. Geçen sene bir bir İtalyan savaş gemisi Adamızı ziyaret etmişti. Denizcilerin kızlarımızla olan münasebetlerinden sonra işte onlar gittikten sonra 30 BAMBİNO dünyaya geldi. Bizim toplam nüfusumuz 270 bin olduğu için her doğan çocuk Allah’ın bize verdiği bir lütuftur demişti. Doğrusu bu olay karşısında şaşırıp kalmıştım. Yeni çocuklar doğmasını dört gözle bekliyorlar
Mustafa ALSANCAK 12 Haziran 2019 17:19
1)Aile toplantılarında ve arkadaşlar arasında İzlanda’nın Türkiye,ye olan düşmanca tutumunu konuşuluyor. Ben gençliğimde Gullfors adlı bir gemi ile 10 gün 10 gece Atlantik’in korkunç dalgaları ile boğuşarak Rejkavik şehrine varmıştım. İzlandalılar içkiyi çok severler. Almanya’ya tatile gelmiş aileler İzlanda’ya dönüşlerinde lüks gemide içki çok bol ve ucuz olduğu için kadın erkek fitil gibi sarhoştular.
Mustafa ALSANCAK 12 Haziran 2019 12:38
2) kalecimiz gününde olduğundan pekçok gol pozisyonunu önledi. İkinci yarıda Yusuf ve Abdülkadir oyuna girdikten sonra milli takıma bir canlılık geldi. Belki de bizimkiler hala Fransa galibiyetinin sarhoşluğundan kurtulamamışlardı. Keşke Yusuf ve Abdülkadir ilk onbirle sahaya çıkmış olsalardı. Ozan Tufan’a 90 dakika nasıl tahammül ettiler anlaşılır gibi değil. Aynı şekilde H. A. KAKDIRIM’ın Fransa maçındaki performansından yüzde on bile kalmamıştı. Birkaç gün içinde millilerdeki akıl almaz düşüş kabul edilemez. Belki de iki atımlık barutumuz varmıştı ve bizde onları içerideki maçlarda atmışız
Mustafa ALSANCAK 12 Haziran 2019 12:21
1) İzlandalı pasaport polislerinin insanlık dışı davranışları spor camiamızın sinirlerini bozmuştu. Milli takım bu kabalıklardan sonra moral bozukluğuna uğrar mı ki diye düşünmeye başlamıştık. Fakat maça başlar başlamaz millilerin başta OzanTufan olmak üzere devamlı pas hatası yaptıklarını korku ile izledik. Şenol Güneş dirayetli bir girişimde bulunamadı. Sadece büyük bel bağladığımız Burak Yılmaz’a birşeyler söylemekle yetiniyordu. Burak sahada canlı cenaze gibi dolaşmayı sürdürdü. 270 bin nüfuslu İslanda’nın oyuncuları kalemize her gelişlerinde büyük tehlike yaşamaya başlamıştık ki
ali namlı 12 Haziran 2019 11:27
Bir takım 3 günde bu kadar değişiyorsa ,bu kadar büyük bir istikrarsızlık varsa şapkayı önümüze koyup düşünmek ,durumu çok iyi analiz etmek gerekir .Bence takımda büyük bir ruhsuzluk var ,neden bilmiyorum .
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN