Torreira’nın maçı
Avrupa kupası mesaileri, sadece fiziksel bir yıpranma değil, aynı zamanda zihinsel bir boşalmayı da beraberinde getirir. Hafta içi Juventus karşısında tam 120 dakikalık bir sinir harbi veren Galatasaray için Alanyaspor randevusu, kağıt üzerinde "lig maçı" olsa da pratikte bir dayanıklılık testiydi. Nitekim sahada, puan koparmak için sadece savunma yapmayı değil, açık oynamayı ve cesurca hücum etmeyi tercih eden bir Alanyaspor vardı. Kısır geçen ilk yarıda dahi pozisyon bulan konuk ekip, Galatasaray’ın yorgunluk emaresi gösterdiği her anı cezalandırmaya niyetliydi.
Okan Buruk, yoğun fikstürü yönetebilmek adına kadro rotasyonuna gitmek zorundaydı. Singo hamlesiyle savunmayı tazelemeye çalışan Buruk, 5 gollü E. Frankfurt fırtınasından sonra Davinson Sanchez’i bu kez sol stoperde denedi. Ancak günün en kritik haberi sağ bekteydi. Sacha Boey, sakatlık veya formsuzluklarla geçen sürecin ardından öyle bir döndü ki, gidişinden beri kanayan o sağ bek yarasını yine kendisi sardı. Sadece savunma direnciyle değil, attığı golle de galibiyetin mimarlarından biri oldu.
Orta sahada ise iki farklı dünya izledik. Lucas Torreira, üç gün önce ciğerini sahada bırakmamış gibi yine her yerdeydi. Asistinin dışında maçın düğümlendiği anlarda attığı golle kilidi çözen isim olurken, hak edilmiş bir "maçın yıldızı" unvanını cebine koydu. Ancak partneri Sara için aynı şeyleri söylemek güç. Sara’daki istikrar sorunu dün de devam etti; sahada olduğu süre boyunca adeta "etkisiz eleman" hüviyetindeydi.
Hücum hattında ise ciddi bir kopukluk hakimdi. Victor Osimhen, ileride beklediği topları alamamanın getirdiği bir yalnızlık içindeydi. Nijeryalı yıldız maçın son bölümünde istediği topları almaya başladı ama golü takım arkadaşından değil, rakip kaleciden gelen pasta attı. Rakibin pas trafiğini bir tilki gibi izleyen Osimhen dün de rakipten gelen topla skor katkısı sağladı.
Takıma katıldığından beri büyük umut vaat eden Lang, belki de Türkiye kariyerinin en sönük performansını sergiledi. Barış Alper Yılmaz ise fiziksel olarak yine bir doğa harikasıydı; 120 dakikanın üzerine bu dinamizmi koymak her babayiğidin harcı değil ancak son vuruşlardaki o bildik etkisizlik, takımın farkı açmasını engelledi.
Gecenin en çok tartışılacak ismi ise kuşkusuz Sane idi. Sahadaki tavrı, Maldivler’e tatile gitmiş bir turistin rahatlığından farksızdı. Galatasaray tarihinde rahat tavırlarıyla hatırlanan pek çok isim oldu; Frank de Boer’un imza attığı gün "Burada iyi bir golf sahası var mı?" sorusunu sorması hala hafızalardadır. Koca bir maçta Osimhen’in önüne bir top bırakmakla olmuyor. Sane, bu lakayıt tavrıyla De Boer’u bile gölgede bırakacak gibi duruyor.
Sonuç olarak; Galatasaray, Juventus yorgunluğuna ve Sane gibi "turist" performanslara rağmen, Torreira ve Boey’in ekstra katkısıyla üç puanı hanesine yazdırmayı bildi.
