Back To Top
2019 yargıya güven yılı olacaktı…

2019 yargıya güven yılı olacaktı…

 - Son Güncelleme: 10.09.2019 Salı 09:52
- A +

Geçen Cuma günü, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun beş yıl önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar nedeniyle 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmasının Adalet Bakanı Abdülhamit Gül açısından daha büyük talihsizlik olduğunu söylemeliyim. 

Neden?

Zira Sayın Kaftancıoğlu hakkında beş yıl sonra akıl edip de harekete geçen yargımız nihai hükmünü açıkladığı saatlerde Sayın Abdülhamit Gül şu açıklamaları yapıyordu:

“Düşünce ve ifade özgürlüğünü daha da güvenceye alıyor, tutuklamadaki keyfiliği kaldırıyoruz. Yargılama süreçlerinde de özgürlüğün asıl olduğu dikkate alınmalı.” 

Biliyorsunuz Sayın Gül 2019 yılının ikinci ayında  “2019’un yargıya güven yılı” olmasını hedeflediklerini, bu konuda önemli mesafeler aldıklarını da açıklamış ve “güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi” vaadinde bulunmuştu. (28 Şubat 2019)

Tutuklamada keyfiliği kaldıracaklarını açıkladığı saatlerde İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Kaftancıoğlu’nu 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdığını haber alan Sayın Gül ne düşünmüştür acaba?

Adalet Bakanı Sayın Gül mesela diyor ki:

“İfadesi ve düşüncesinden dolayı hiç kimsenin hapis cezası almadığı bir sistem olacak. Hiç kimse susmayacak, eleştirisini söyleyecek.”

Mahkemeler ise konjonktürel davranabiliyor. Canan Kaftancıoğlu örneğinde bariz bir şekilde görüldüğü gibi beş yıl önce ilgilerini çekmeyen, suç unsuru görmedikleri tweetlerden beş yıl sonra “kamu düzenini tehdit ediyor” gerekçesiyle mahkumiyetler çıkartabiliyorlar.

Kaftancıoğlu’nun sosyal medya hesabından paylaştığı mesajların üzerinden beş yıl geçmiş.

Peki, Kaftancıoğlu’nun paylaşımları bu beş yıllık süre içerisinde halkı kin ve düşmanlığa itmiş mi?

Kaftancıoğlu’nun paylaşımlarından etkilenip de kamu düzenini bozacak, tehlikeye sokacak girişimlerde bulunanlar olmuş mu?

Hayır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi  önüne gelen bu tür davaların tamamını “düşünce ve fikir özgürlüğü” kapsamında değerlendiriyor ve neredeyse devamlı “hak ihlali” kararı veriyor.

Kaftancıoğlu davası AİHM’e gitmiş olsa, AİHM bu davayı da aynı kapsamda değerlendirecek ve hak ihlali tespitinde bulunacaktır.

Bu bağlamda “Castells Davası”, “Lingens Davası”, “Oberschlick Davası” ve “Sunday Times Davası”nın en iyi örnekler olduğunu söylemek mümkün. 

Bizim kanunlarımızın Avrupa kanunlarından farkı yok, ceza ve tutuklama kurallarını belirleyen kanunlarımız AB standartlarıyla uyumlu. Hatırlatmakta fayda var, Avrupa Birliği’nin kanunlarımızı onaylamasından sonra müzakere süreci başlamıştı.

Avrupa ile aynı kanunlara sahibiz ancak ülkemizde çok farklı uygulamalar var.

Avrupa ile aynı kanunlara sahip olmamıza rağmen ülkemizde keyfi tutuklamalar yapılabiliyor, keyfi iddianameler yazılabiliyor ve mahkemelerden keyfi mahkumiyet kararları çıkabiliyor.

Peki, Avrupa ile aynı kanunlara sahip olmamıza rağmen böyle bir yargı düzeni nasıl oluşabildi? 

Soru şu:

Neden böyle oluyor?

Cuma günü kaleme aldığım “Yargının bağımsız olması yeterli mi?” başlıklı yazım üzerine AK Parti iktidarları döneminde Adalet Bakanlığı ve Meclis Başkanlığı yapmış olan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cemil Çiçek aradı.

Hukuk adamı olan Sayın Çiçek bir politikacının daha ötesinde devlet adamlığı unvanını hak etmiş birisidir.

Şunları söyledi:

“Yargının bağımsızlığı yargının tarafsızlığı için gereklidir. Hakimler tarafsız olsunlar, vicdani kanaatlerine, anayasaya ve kanunlara göre kararlarını verebilsinler diye her türlü etkinin, tesirin kararı verecek hakimlere ulaşmasının önünü kesecek tedbirler mevcut kanunlarımızda. Ancak yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı sadece kanunlarla, mevzuatlarla sağlanamıyor. Bu aynı zamanda bir hukuk kültürü meselesidir. Maalesef bizim toplumumuzda hukuk kültürü yok.

Bu sadece siyasetçilerde olan bir sorun değil bizim yargıçlarımızda hukuk kültürü yok.”

“Yargıçlar ideolojik aidiyetlerini üzerlerine bir deli gömleği gibi giydiklerinde ortada adalet kalmaz. Yıllardır sorunumuz bu. Bu sorun yargı üzerinden rövanşı beraberinde getiriyor. Ve bu da bir hukuksuzluk olduğunda bir taraf yargı mağduru olduğunda diğer taraf da ‘onlar da bize yapmıştı’ savunmasına giriyor. Hiçbir taraf da sağduyu ile ‘onlar bize yapmışsa, aynı yanlışı biz yapmak zorunda mıyız, bu işin sonu yok’ muhasebesi yapmıyor. Biz ve onlar ayrışmasından çıkılamıyor maalesef.”

“Yargı sorununa ‘ben olsam şu kanunu çıkartırım’ anlayışıyla yaklaşılıyor. Haliyle iktidara gelindiğinde de kanunlar çıkıyor. Yargının sıkıntısı kanun çıkartmakla düzeltilemez. Çıkan kanunların uygulanmasıyla çözülür. Sonuçta kanunlar çıkıyor. Kanun çıkartılmasında bir sorun var mı? Yok. Peki kanun çıktıktan sonra ne oluyor? Ona bakmamız gerekiyor.”

Sayın Çiçek’in tespitlerine katılıyorum. Yargıyla ilgili sorunlarımızın temeli kanunlarımız ve mevzuatlarımız değil. Avrupa’daki Amerika’daki kanunlarla aynı kanunlara sahibiz. Bizim temel sorunumuz “hukuk kültürüne” sahip değiliz. Tıpkı demokrasi kültürüne sahip olamadığımız gibi.

Bir hakim bağımsız olduğunu biliyor, sonuçta kanunlar ile hakimlerin tarafsızlığı sağlanmış. Ancak hakimlerimiz bağımsız ve tarafsız hareket edecek bir kültüre sahip değil. O kültürle yetişmemiş.

ABD’nin kanunları, İngiltere’nin kanunları ülkemizdeki kanunlardan daha farklı değil. Tek fark hakimler vicdanlarına göre karar veriyorlar. Devlet başkanı da bir yüksek hakim de kanunlar karşısında sıradan bir vatandaşla aynı olduğunu biliyor.

ABD’de, Avrupa’da kanunlara ve hakimlerin verdikleri kararlara saygı duyma kültürü var. Ancak yargıçlarında da bağımsız ve tarafsız kalma bilinci hakim.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
İbrahim Erdoğan 10 Eylül 2019 23:32
Arzu ettiği şekilde bir karar çıkmadığında; "ben bu anayasa mahkemesi kararına saygı duymuyorum" diyebilen çok yüksek makamlardaki devlet büyüklerimiz mevcut iken, bizlere ne demek düşer bilemiyorum!..
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 20:34
Sayın Cemil Çiçek YOZGAT lıdır.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 18:20
islam kültürüne bulaşmış devlet
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 17:53
"Bizim kanunlarımızın Avrupa kanunlarından farkı yok". Galiba saka ediyorsunuzdur. Kotu bi taklidi daha uygun gibime geliyor. Unutmayin, biz ganimet kulturu izerine kurmusuz "medeniyet"imizi. Taklit edilen hukuk da bir ganimet anlayisinin sonucudur. Insanini dusunmekten cok batiliya farkli gorunme cabasi.
kaan 10 Eylül 2019 16:58
Bal üreticileri arı kovanının önünde arı yığınları olunca kovanda işlerin yolunda olmadığını anlar ve zaman geçirmeden hızlı çözüm üretir.Çözümü hemen yapmazsa birkaç gün sonra arılarını kaybeder.Bizimde çözüm ortalarından istediğimiz uzatmadan,istemeden sorunlu işlerin çözülmesi iyi olur.İnsanlarımızı çaresiz bırakarak yok sayılmasınlar.İnsan herşeyiyle kıymetlidir.Bir organ nakliyle hastalarımız kurtuluyor.O zaman adil adaletse hemen,ekonomi ise şimdiden, kardeşlikse hep beraber çözöm ortağı olalım.Biz değişimi hep başkasından istiyoruz.Birde hep beraber değişelim bunu yapmak çok kolay.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 15:35
Ben 1986 1993 arasında İhl okudum. O zamanlar okulun resmi proğramların da bile Turgut Özal'ın, Süleyman Demirelin ve Erdal İnönü'nün taklitleri yapılır, herkes güler geçerdi. Kimsenin aklına soruşturma mahkeme gelmezdi. O günkü demokrasi anlayışımızdan çok gerilerde kaldık.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 15:31
Diclenin kenarındaki kuzunun kemiklerini sıyırmış, adalet tanrıçasının yanağından makas almış irade bana adaletten bahsediyor.
Erzincanli 10 Eylül 2019 14:37
Bence asil sorun yetismis insan sorunu yani egitim sorunu. Ataturk cok guzel soylemis « bize gerekli olan fikri hur vicdani hur nesiller « ancak ulkeyi yonetenler bunun hep tersini yaptilar yani itaatkar nesiller yetistirmek icin cok ugrastilar ve geldigimiz noktada bunu onemliebir olcude basardiklarîni goruyoruz.
SADECE KARAR OKURU 10 Eylül 2019 14:24
ADALET; bu ülkede bir partinin tam ismi, bir partinin yarı ismi ve kadın yazar adıdır. Var mı daha ötesi?
Bostancı fazlı. 10 Eylül 2019 13:59
Sn C.çiçek.devlette çalışmıştır ama devlet adamlığı başka bir şeydir. Daha ilerisini eleştirmek ise 6 yıl sonra 10 yıl hapis cezasına çaptırılabilmekle eş anlamlıdır.
karar okuyucusu 10 Eylül 2019 13:18
Kendimi bildim bileli Çiçek hep iktidardadır...Demek iktidarları aşan bir sorun var...adı neyse artık..
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 12:05
Bizde yargı taraf olmayı, rövanş almayı seviyor. Güce kolay boyun eğiyor. Biraz dürüst davransa o devrin yandaş medyası hedef gösterip insan içine çıkamaz hale getiriyor. Hâlâ Kadı Hızır Bey-Fatih davası gibi gerçekliği bile şüpheli hikayelerle kendimizi avutuyoruz. 2059'da da aynı şeyler tartışılır herhalde.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 08:54
"Hukuk adamı olan Sayın Çiçek bir politikacının daha ötesinde devlet adamlığı unvanını hak etmiş birisidir." yorumuna katılıyordum, ta ki, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğini kabul edinceye kadar. Bu kabul, ucube başkanlık sistemini ödüllendirmek, kendi demokratik değerini düşürmektir. Yakıştıramadım. Onun, bugün, olması gereken yer, AK Partinin demokratlarının toplandığı yer olmalıydı. Teklifi reddeden Hikmet Çetin'e saygılarımı sunuyorum.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 08:45
Yargı ne zaman düzelir hakimler savcılar verdikleri kararlarda HSK baskısı hissetmeden ne zaman karar verirlerse ozaman düzelir adalet bakanı şu birkaçyıldır kaç hakimi tehditle yerinden sürmüştür önce onu acıklasın fetö davalarında ki tiyatroları hiç duymamışmı sayın bakan önce işten atıldık uç yıl sonra hukuksuzluğa kılıf bulmak için dava açıldı tanık uyuşturucu mübtelası sabıkası oldukça kabarık bir yakınım buyur kendini Savun deniyor ne diyelim yazık ülkeye ve bin yıllık adalet dağıtan vatana toprağa ve devlet geleneğine olan oluyor
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 08:44
En önemli faktörü unutmuşsunuz.HSK...
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 08:31
Antalya ve g.antep istinaf mah.başkan ve üyelerinin mi hukuk kulturu sorunu vardı yoksa verdikleri kararı beğenmeyen siyasilerin mi hazım surunu mu vardı.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 08:10
Ne ideolojik ne maddi ve manevi birliktelik yapamayacağımiz insanları savunmak durumunda bırakıyor bu iktidar bizi Kaftancıoğlu na ne uygulama yapıyorsan kendi partime ailene de aynı uygulamayı yapmak zorundasın yoksa boş konuşuyorsun demektir peygamber efendimiz e geliyorlar da hırsızlık yapan bu kadın soylu bir kadın diyorlar ya o diyor ki vallahi kızım Fatma dahi olsa farketmez aynı muamele yaparım diyor
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 07:59
Hukuk uygulamacıları sadece hakimlerden mi ibarettir? İdareciler ve siyasetçiler de hukuk uygulaması yapar. Elbette; "hukuk ve demokrasi kültüründen yoksun" halkımızda kabahat var, ancak en büyük kabahat, halkının bu kültürden yoksun olduğunu bildiği için azgınlaşan, keyfileşen, ne yaparsam yiyor diyen siyasetçilerde ve danıştıklarında değil mi? Hadi çıksın biri hayır desin.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 07:16
1.Bu dava yargitaya gitmeyecek 2.Yarginin bu karari vicdaniyla aldigi cok şüpheli 3.Siyasi etkiyi gözardı etmeyin bence
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 06:37
Elif Hanım bu ülke için iyi ki varsınız. Teşekkürler!
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 06:35
1-Çok yavaş işleyen bir sistem var. 2-Hukuk Fakültelerindeki ideoloji merkezli evrensel olmayan öğretim(yıllardır) 3-Yargıçların kaygıları 4-İnsan değil devlet merkezli anlayış 5-Yürütmenin müdahalesi(yıllardır) 6-Adâlet Bakanın çok politize olmuş biri olması(yıllardır) Tarafsız bir hukuk adamı(akâdemisyen ) olmalı 7-Hukuk Fakültesine giriş puanları (özellikle özel ünv. için) yüksek tutulmalı yoksa kalite düşüyor. "Öncelikliler bunlar"
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 04:34
"Yargıtay başkanı niye gecikti" başlıklı yazınız daha farklı diyordu.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 02:03
Yargı reformu strateji belgesi bla bla bla...Yine gazetecilere muhabbet konusu çıkardılar. Hiç bir şey değişmeyecek nihayetinde. Sorun kanunlarda mevzuatta değil ki, sorun o kanunu uygulayan/uygulatan merciilerde. Yargıyla işiniz varsa önce Ankara'da dayınız olduğundan emin olun, yoksa Allah yardımcınız olsun.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 01:53
Sayın Çiçek diyor ki: ''Kanun çıkartılmasında bir sorun var mı? Yok. Peki kanun çıktıktan sonra ne oluyor? Ona bakmamız gerekiyor.” Şaka gibi şu siyasiler. Kanun çıktıktan sonra ne olduğuna ne zaman bakacaksın? 17 yıl yeterli gelmedi mi bakmak için. Çiçek dediğiniz gibi tam bir devlet adamıdır. Saatlerce konuşur ama bir şey dememeyi hep başarır.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 11:04
0
Sayın Çiçek yıllardır yönetimde söz sahibi kişilerden birisi..Kendisinin şikayet etmeğe hakkı yoktur..Destek olduğu kişilere baksın..Şu an yaşanan herşeyde payı var..Bıraksın artık..
musto 10 Eylül 2019 01:36
Canan hanımda İstambul seçimlerinde okadar koşturmasaydı sandıklara sahip çıkmasaydı sanki belediye başkanımı oldu oh oldu kırsın dizini evinde otursun erkeğine hizmet etsin kadılarımızada kötü örnek oluyor.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 23:11
1
Canan hanım İstanbul seçimlerinde sahaya bile çıkmadı konusursam, gorunursem oy kaybederiz diye.hdp ile iyi partiyi chp ile saadeti bir ara getirmekte mahir ağzı bozuk bu hanim şimdi demokrasi kahramanı mi oldu.
mutlu yücel 10 Eylül 2019 01:34
Sen tut,yasama, yürütme ve yargıyı bir adamın emrine ver, buna evet diye parmak kaldır, o da işine gelmeyen hakimi hekimi anasından doğduğuna pişman etsin,fikriyatına, sözde siyasi çıkarına uygun karar verenleri ödüllendirsin, sonra tut bütün süçu bu ödüle av olan sineklerin üzerine yık. Buna saptırma denmezse ne denir?
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 00:05
Türkiye de Hakimlerin siyasi irade doğrultusunda karar verdiklerini yazmaktan neden çekiniyorsunuz? Mahkemeler siyasi iktidarı eleştirenlerden bir intikam alma aracı gibi kullanılıyor. Bunu bilmeyen kalmadı. Artık sizde farkına varın.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN