Almanya salgınla mücadelede başarılı oluyorsa…

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada koronavirüs için “Hiçbir virüs bizim alacağımız tedbirlerimizden daha güçlü değildir” demişti. (11 Mart)

Aksini söylemek mümkün mü? Bu aynı zamanda salgınla mücadelede birinci kuraldır ve başarının en önemli unsurudur.

Virüse karşı ne kadar güçlü tedbir alınırsa başarı oranı da o kadar yüksek olur. Nedir o tedbirler? Birincisi, sosyal izolasyonun sağlanması, gerektiğinde daha sert bir şekilde sokağa çıkma yasağının getirilmesi… İkincisi, sağlık teşkilatlarının çok güçlü olması, salgını kontrol altına alabilmek için vakaların hızlıca tespit edilmesini sağlayacak yaygın testlerin yapılması ve salgında daha çok hayatın kurtarılmasıdır. Salgınla mücadeledeki en önemli başarı göstergesi vaka azlığı değil, ölüm sayısının azlığıdır.
Sayın Erdoğan, Türkiye’de ilk koronavirüs vakası açıklandıktan saatler sonra yapmıştı “Hiçbir virüs bizim alacağımız tedbirlerimizden daha güçlü değildir” açıklamasını.

***

11 Mart’ın ilk saatlerinde açıklanan Türkiye’nin ilk koronavirüs vakası bir kişiydi ve 89 yaşında bir erkekti.

Saatler 00.53’ü gösterdiğinde ilk vakayı duyurduğu açıklamasına “Vakayı sabah da açıklayabilirdim, gecenin bu saatinde açıklamamın bir sebebi vardı, şeffaf davranmak” sözleriyle başlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de salgının geç görülmesini şöyle açıklamıştı:

“Süreçte büyük bir başarı gösterdik. Gerekli tedbirleri aldık. Komşu ve Avrupa ülkeleri gerekli tedbirleri almadılar. Bir veya birkaç vaka, salgın olarak görülmemelidir. Bu durum sadece virüsün ülkemiz sınırlarına girdiği anlamına gelir. Bu yüksek bir ihmaldi ve gerçekleşti. Karantinaya alınmış bir hasta tüm toplumu tehdit edemez. Erken tanı konulmuştur. Virüs bulaşmışsa bile bu çok sınırlıdır.” (11 Mart)

***

Virüsün ortaya çıktığı tarih, ülkelere yayılması göz önünde bulundurulduğunda salgının ülkemize girişini geciktirmek için doğru tedbirler alındığını gösteriyor. Ancak sonrasında gerekli tedbirlerin alındığı, doğru adımların atıldığı konusunda endişeli olduğumu söylemeliyim.
İlk vakanın görülmesinin üzerinden tam tamına 15 gün geçti.

On beşinci gününde vaka sayısı 2.433, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 59 oldu. (25 Mart)
24 Mart’ta yeni vaka sayısı 343, artan ölü sayısı 7 iken, 25 Mart’ta yeni vaka sayısı 561’e çıktı, 15 hasta ise hayata veda etti.
Artışı görüyorsunuz değil mi?

Bütün bunlar virüs salgınında Türkiye’nin çok zor bir döneme girdiğini gösteriyor, sonrasında gerekli tedbirlerin alınması ve doğru uygulamaların yapılması konusunda endişeli olmama sebep olan tablo işte bu.

Salgının daha on beşinci günündeyiz, yani başındayız ve hayatını kaybedenlerin sayısı 59. Açıklanan vaka ve ölüm sayısı salgının hızla yayıldığını gösteriyor.
Alınan tedbirlerle virüsün ülkemize girişi geciktirildiği halde şimdi salgının bu derece hızlı yayılması neden önlenemiyor?

***

Hacettepe Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova şöyle diyor:
“Hastalığın yayılmasını önlemek için önerilen en önemli iki yöntemden birisinin mümkün olduğunca çok sayıda hasta olan kişilerin test yapılarak saptanması. Çok sayıda insanı test etmek, özellikle hafif belirtileri olan kişileri kolaylıkla tespit etmenizi sağlayacaktır. Bu bize daha çok pozitif yakalama, yakalanınca o insanlara evinde karantina ya da gerekiyorsa hastaneye yatırma şansı vereceği için önemlidir. Diğer yöntem ise hastalığa yakalanmış olma olasılığı olan insanların dışarıdan toplum içine karışmalarının engellenmesi.”
Sayın Akova ülkemizdeki test sayılarının ise yetersiz olduğunu söylüyor:
“Güney Kore’de 1 milyon nüfus başına 5 bin test yapılırken, ülkemizde 1 milyon nüfus başına 250 kadar… Bu test sayıları ile vakaları yakalamak mümkün değil.” (26 Mart, Cumhuriyet)
Çin, Singapur, Güney Kore ve Almanya salgınla mücadelede başarı sağlayan ülkeler. Çin etkin izolasyon yaparak, Singapur erken tanı yöntemiyle başarı sağlıyor, Güney Kore yaygın tanı testi uygulamasıyla krizi başarıyla yönetiyor.

İtalya’nın sağlık sistemi çöktü. Hastalarını tedavi için uçaklarla Almanya’ya gönderiyor. Almanya aynı zamanda Fransa’daki koronavirüs hastalarını da tedavi için ülkesine alıyor.
İspanya her gün yüzlerce vatandaşını kaybediyor. Sağlık sistemleri yetersiz kalan İspanya NATO’dan tıbbı malzeme ve solunum cihazı istiyor.
Almanya koronavirüs ile mücadelede İtalya ve Fransa’dan hasta kabul edecek kadar nasıl başarılı oldu?
Başarılı çünkü Almanya’da 15 binden fazla aktif vaka olmasına rağmen ülkede ölüm sayısı 68. Üstelik nüfusunun yüzde 20’si yaşlı.
Gazetemizden Mikdat Karaalioğlu, “Almanya koronavirüs ile mücadelede nasıl başarılı oldu” başlıklı haberinde Almanya’nın başarılı olmasının sebeplerini şöyle sıralıyor:
Test yapılmaya ocak ayında başlandı.
Günlük 22 binin üzerinde test yapılıyor, muhtemelen nüfus oranına göre bu denli yüksek test yapabilen başka ülke yok. Bu da daha fazla enfeksiyonun tespit edilmesini ve önlemler alınmasını sağlıyor.

Ülkede hazır bekletilen ve oksijen cihazı olan 25 bin ilk yardım yatağı oluşturuldu. Fransa’da oksijen cihazlı yatak sayısı 7 bin, İtalya’da ise 5 bin yatak bulunuyor.
Her 100 bin kişiye 800 acil hasta yatağı düşüyor. Alman hükümeti salgının beklenenden fazla yayılması ihtimaline karşı ilk yardım yatak ve oksijen cihazı sayısını ikiye katlamak için her türlü önlemi aldı. Bu amaçla birçok büyük salon ve otel hazırda bekletiliyor. (24 Mart, Karar)

Almanya bütün bu önlemlere bir de emekli, istifa etmiş doktorlarını, sağlık uzmanlarını göreve çağırmayı ekledi. Bütün devlet mekanizmaları çalışıyor.
En önemlisi şeffaflık. Almanya Başbakanı Angela Merkel, salgının boyutu konusunda şeffaf davranıyor. Biliyorsunuz Merkel koronavirüs için “2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük felaket” tanımı yapmıştı.

Almanya, Singapur, Güney Kore bu salgınla mücadelede başarı sağlıyorsa Türkiye de başarabilir. Sonuçta aldığı doğru tedbirler neticesinde virüsün ülkemize girmesini geciktirmiş bir ülkeyiz.

YORUMLAR (38)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
38 Yorum