Back To Top
Yargıtay başkanı niye gecikti?

Yargıtay başkanı niye gecikti?

 - Son Güncelleme: 04.09.2019 Çarşamba 08:21
- A +

2015 yılında yüksek yargı başkanlığına seçilen ve şimdiye kadar dört kez adli yılı açış konuşması yapan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, ilk kez “hakimlerin coğrafi teminatı” ilkesine vurgu yaptı.

Beştepe’de düzenlenen adli yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada “Yargının, tüm güç odakları karşısında bağımsız olması hukuk devletinin değişmez ilkesi ” olduğunu söyleyen Sayın Cirit, hakimlerin coğrafi teminatının mutlak gerekliliğini şöyle anlatıyor:

“Kişi hak ve özgürlüklerinin temel güvencesi olan bağımsız yargı yoksa, hukuk devletinin varlığından söz edilemez. Adalet arayan herkesin sığınacağı son merciin bağımsız, tarafsız ve adil işleyen yargı sistemi olduğu daima hatırlanmalıdır.

***

Bu bağlamda hakimlerin coğrafi teminatının olması, yargının bağımsızlığının güçlendirilmesi açısından olumlu bir adımdır.” (2 Eylül 2019)

Hakimlere coğrafi teminat nedir?

Bir hakimin görevini yaparken huzur ve güven içerisinde olmasıdır. Örneklendirelim: 1. Bölge kategorisinde yer alan İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlerde görev yapan bir hakimin, baktığı bir davada vereceği kararın neticesine göre 5. Bölge kategorisinde yer alan Bayburt, Batman, Muş gibi illere bulundukları yerdeki görev süreleri dolmadan atanamamasıdır.

Anayasamızın 138’inci maddesinde “hakimlerin bağımsızlığı” ve 139’uncu maddesinde ise siyasi otoriteler ve diğer baskı güçleri tarafından  “azledilme”, “emekliye sevk edilme” gibi hakimlerin üzerinde oluşacak baskının önüne geçerek hakimleri güvence altına alan “hakimlik teminatı” ilkesi düzenlenmiştir.

Yani Anayasamıza göre bir hakim vereceği karardan dolayı “azledilemez”, “emekliye sevk edilemez” ve “aylık ve ödeneklerinden yoksun” bırakılamaz. Ancak Anayasamızda egemen güçlerin hoşuna gitmeyecek bir karar veren güzel şehirde yaşayan bir hakimin kendisini koşulları iyi olmayan bir şehirde bulmasının önüne geçecek bir düzenleme yoktu. 

Ülkemizde hakimlerin coğrafi teminatı olsaydı…

Mesela ülkemizde hakimlerin coğrafi teminatı olsaydı, Enis Berberoğlu davasındaki İstinaf Hakimlerinin yerleri değiştirilmezdi.

Mesela Soma Katliamı Davasını yürüten, dosyayı en iyi bilen, dosyaya gerek teknik olarak gerek ceza hukuku anlamında toplumun güvenini kazanmış olan, mağdur ailelerinin ve avukatlarının “Mahkeme heyeti özlemini duyduğumuz bir hakimlik performansı gösteriyor” dedikleri hakimlerin yerleri değiştirilmezdi.

Mesela Bylock tek başına delil değildir diyerek ilk doğru kararı veren Gaziantep ve Antalya Ağır Ceza hakimlerinin yerleri değiştirilmezdi. 3 Ocak 2018 tarihli “Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan..” başlıklı yazımda belirttiğim gibi bu iki hakimin kararlarına uyulmuş olsaydı devlet 11 bin 480 kişiye ‘pardon’ demek zorunda kalmayacaktı.

Mesela HSK’nın bir “yaz” kararnamesi olurdu bir de “güz” kararnamesi. Son dört yılda HSK’nın hakimlerin ve savcıların yerlerini değiştirmek için kaç kararname çıkarttığına bir bakın. Mesela hangi davada hangi kararı veren hakim ve savcılar nereden nereye gönderilmişler?

Mesela hakimlerin coğrafi teminatı olmuş olsaydı, tarafsız ve bağımsız hakemlik yapacak bir yargı sistemimiz olmuş olsaydı, hakimlerimiz terazinin bir kefesine “hukuku” koyduklarında karşılarına diğer kefesinde “kötü bir şehre nakledilme cezası” ihtimali çıkmamış olsaydı Osman Kavala davasına bakan hakimler davayı bu kadar uzatırlar, Osman Kavala’yı üç yılı aşkın süredir cezaevinde bekletirler miydi?

Mesela HSYK eski başkanı İbrahim Okur’un davasında hukuki garabetler yaşanır, dava bu kadar uzatılır mıydı?

Hakimlerin coğrafi teminatının ne kadar önemli olduğu anlaşılmıştır.

Şunu söyleyebilirsiniz. Hakimlerin coğrafi teminatını yasalaşmış olması adalet sorunlarını çözecek mi?

Çözmeyebilir. Çünkü bizim yargı sorunlarımız kanun ve yasa eksikliğinden kaynaklanmıyor. Nitekim ülkemizin saygın ceza hukukçularından Prof. Adem Sözüer “Türkiye’nin yaptığı reformları ne kadar hayata geçirdiği önemli. Çok fazla kanuni düzenlemeye ihtiyaç yok. Sorun uygulamadadır” diyor. (3 Haziran, Hürriyet)

Ben de böyle düşünüyorum.

***

Yargıya güvenin yüzde yirmilere düştüğü, mahkemelerin AYM kararlarına uymayacaklarını söyledikleri bir dönemden geçiyoruz.

AB, AB Konseyi, Venedik Komisyonu gibi kurumların raporlarında Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili sorunların olduğu yazıyor.

AB İlerleme Raporlarında Türkiye’nin adalet, demokrasi, hukuk gibi alanlarda geriye gittiği ve geriye gitme sebepleri anlatıyor. 

Durumumuz ortada iken elbette ki “hakimlerin coğrafi teminati” ilkesi gibi yargı sorunlarının çözümüne katkı sağlayacak, yargı verimliliğini artıracak adımların atılması önemlidir.

Ancak ben yine aynı soruyu sormak istiyorum:

Yargıtay Başkanı Sayın İsmail Rüştü Cirit “coğrafi teminat” ilkesini dile getirmek için 2015 yılından bu yana neyi bekledi?

Ya da ne zaman dile getirebildi diye soralım:

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ‘coğrafi teminatı’ dile getirdikten sonra:

Hakim bağımsız ve tarafsız olmak zorunda. Anayasa, hukuk ve vicdanından başka bir yerden talimat almamalı. Böyle ‘acaba tayinim çıkar mı? Şu olur mu?’ ya da ‘bir dosyayla uğraşırken tayinim çıkarsa yarım kalır’ şeklindeki düşünceye son vermek için görev yaptığı yerde tayininin çıkmaması anlamında bir teminat öngörülüyor.” (26 Mart 2019)

Hükümetin açıkladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde “hakimlerin coğrafi teminatı” ilkesi yer aldıktan sonra.

“Kamuoyu tarafından yıllardır önemli bir ihtiyaç olarak dile getirilen coğrafi teminatın (yer güvencesi) sağlanmasıdır. Coğrafi teminat, yalnızca hakim ve savcıların endişe duyulmadan yargısal faaliyetlerini sürdürmesi yönünden değil, yargısal verimliliğin artması açısından da önem taşımaktadır.” (29 Mayıs 2019/ Yargı Reformu )

Hukuk devletinin varlığını korumak için, hukukun üstünlüğü ilkesinin hakim kılınması için en çok mücadele etmesi gereken yargıçlardır.

Peki bu durumda “hakimlerin coğrafi teminatı” ilkesini gündeme getirmek, bu ilkenin elzem bir ihtiyaç olduğunu söylemek için neden Yargı Reformu’na ya da Adalet Bakanı’na bakılır?

Velhasıl kelam…

1943 yılından bu yana devam eden bir adli yıl açılış törenini geride bıraktık ve bir Yargıtay Başkanının daha adli yılı açış konuşması bir yandan Yargıtay’ın sitesinde yerini alırken bir yandan da tarihe geçmiş oldu.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
ali namlı 04 Eylül 2019 18:36
'' Kadifeden kesesi,kahveden gelir sesi, oturmuş kumar oynar , ciğerimin köşesi '' Bence bu şarkıyı söyleseydiler tören daha güzel olurdu ve yakışırdı da ! İnşallah seneye artık !!!
Kaan 04 Eylül 2019 17:53
Elin ülkesinde olan güzellikler,mutluluğu sağlayacak sağlam kurallar bizde neden geç geliyor.Güzel insanımıza en güzeli layıktır.
cumhur 04 Eylül 2019 16:43
Doğruları ve gerçekleri söyleyebilmek kolay ama uygulamak çok zor!Yüksek mahkemeler de dahil olmak üzere uygulamalar söylendiği gibi uygulanamamaktadır.Bunu sebepleri gayet açık!Cumhuriyet sizlerden irfanı hür,vicdanı hür nesiller ister.M.Kemal...
rrr 04 Eylül 2019 14:18
yargıya baskı suç değil mi? Yürekli bir savcı yargıya boyuna baskı yapan chp ye ve onun lideri kılıçlara dava açsın
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 13:49
Hakim ve savcıların verdigi doğru kararlar neticesinde elbette siyasiler tarafından cezalandırıknasının hiçbir hukuki yanı yok ve hukuku itibarsızlaştırmaktadır. Ama liyakatsiz özensiz görevini layikıyla yapmayan bu yuzden adalati geciktiren (Gecikmiş adalet adalet değildir ilkesinden hareketle) bu yüzden adaleti yok eden yargı mensuplarınında mutlaka soruşturma açılıp hukuk çerçevesinde cezalandırılması hukuku yaniden tesis edeceği kanısındayım.Hukuk mensupları verdikleri kararlardan dolayı hukuki olarak mutlaka sorgulanmalıdır. Hukuk devletinde kimse dokunulmaz değildir.
e.k 04 Eylül 2019 12:53
Yıllardır her yargı yılı acılısında kellı fellı adamalar buyuk buyuk laflar edıyor, sonrakı yıl yıne aynı seyler tekrar edılıyor. Sahada degısen bı sey yok. Uygulama yok. Adamına gore adadlet, hukuksuzluk devam edıyor. Soma,da olen garıbanlar olduklerı ıle kaldı. Adalet tecellı etmedı.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 12:41
Dinci medyanın savunması: Birkaç yıl önce sizin bize yaptığınızı şimdi biz size yapıyoruz. Mehmet Moğultay'ı unuttunuz mu?
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 11:09
Soru hep aynı: kim yapıyor yargıya bu baskıları? Cinler mi, ecinniler mi? Bu baskıları yapanlar hangi yargıya, kimin yargısına güveniyor? Yargıya baskı yapanları hangi yargı aklıyor?
ebuzer 04 Eylül 2019 11:05
kesinlikle ve kesinlikle mevcut hukuk düzeninin değiştirilmesine karşıyım bu ucube sistemi getirenlerin neyaptıklarını anlamaları için bu süper ötesi hukuktan tatmaları gerek gedirdikleri sistemde yargılanmadan gelişmiş ülke standartlarında bir hukuk sistemi istemiyorum men dakka dukka
zekeriya 04 Eylül 2019 09:49
1943 yılından beri adli yıl açılış töreni yapılıyormuş. O gün tüm üst yargı törende. Tören hazırlıkları cabası. İllerde de törenler. Yargıtayın kuruluşu, Danıştayın kuruluşu, tören, tören, tören. İcraat yok yok yok. Yargının törenle işi ne? Bugüne kadar hangi törenin ne faydası olmuş, gerginliklerden başka. Kaldırılsın şu törenler. Adalet hizmeti yapsın adamlar. Adalet nutukları dinlemek istemiyoruz.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 09:49
Yahu işte ne güzel bir yasa çıkarılmış diye sevinmek varken, nedir bu bunalımlı satırlar? İyi yapıldığında övmesini bilmeyenin, kötü yapıldığında yaptığı eleştirideki samimiyeti de sorgulanır!
Takipci 04 Eylül 2019 09:32
Durustluk ve Iyi Niyet eksik olunca Kanunlar kagit uzerinde kaliyor.
alperen 04 Eylül 2019 08:30
sn yazar, coğrafi teminattan kasıt, partili hakim savcıların coğrafi teminatı...az suya sabuna dokunan karar veren hakimin görelim coğrafi teminatını..!!!!
Karar Okuru 04 Eylül 2019 08:16
Buraya gelişe sebep olan bu anlayışa geçmişte verdiğiniz desteklerdir. Bunu yapanların bir kısmı kendi, bir kısmı da toplum tarafından kullanım süresi dolanlar kutusunda şimdi. Bir kısmı ise maalesef kazılmasına vesile olduğu çukurun en dibinde hapiste!
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 06:28
Dediğiniz gibi bu işler yasa ile de hizaya gelebilir işler değil sadece, insanın vicdani ruhi ve aklı melekelerinin yanında büyük hesap günü sorulacak sorulara hazirkli bir bir hakimler yetiştirme sistemi geliştirmek gerekir
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 06:07
Ekonominin büyüyebilmesi için yurtdışından para gelmesi lazım. Beğenmediğimiz Batı ise adalet kurumu düzgün işlemediği için borç vermeyi azalttı. Tek dertleri iyi bir imaj çizip muslukları tekrar açtırtmak. O yüzden Baro Başkanı HSK reformunu yapalım dolar 2 lira birden düşer diyor. (Gerçi doların 2 lira birden düşmesi ekonomimiz için hiç iyi olmaz ama o ayrı konu)
musto 04 Eylül 2019 01:51
1.Sınıf değerli yargıçların çoğunluğu pasif görevler tayinler üzerlerinde oluşan baskılar nedeniyle ya emekli,oldular veya, olmak üzereler kalanlarda akp atadığı, yargıçlar onlara güvence versen ne olur vermesen ne olur. Tahminim bir dönem Orduda fetö baskısıyla istifa ettirilen subaylara yapılanın aynısı yargıda yapılmakta gecikmenin sebebi kendi atadığı yargıçların geleceği için tedbir almaktı.
Karar Okuru 04 Eylül 2019 01:15
Turkiye'de hukukun esamesi kalmadi. Artik butun hakimlerin savcilarin cubbesinde dugme delikleri acilmis durumda. Ilikleyip egiliyorlar. Hukuku isler kilmak ve adalet dagitmak gibi bir kaygilari kalmadi.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 00:56
Yargitay baskaninin sozlerinin gercek hayatta karsiligi yok. Yargi sistemimizi elestiren AB raporu icin soyledigi soz de utanc vericiydi: "AB raporu degersiz bir kagit parcasidir" diyen birine guven olmaz. O raporda Turk yargisinin tarafsizlik ilkesine ve hukuka aykiri, siyasi kararlar verdigini yaziyor cunku. Her cumlesi dogru bir rapor.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 10:07
1
Her satırı tokat gibi yüzümüze çarpması ve yüzümüzü kızartması gereken bir rapor.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 17:02
0
1999 yılı adli yıl açılış töreninde konuşan yargıtay başkanı sami selçuk'un konuşması ile bugünkü başkanın konuşmasını dinleyenler, yargıda kalitenin nereden nereye düştüğünü çok kolay farkeder.
KARAR OKURU 04 Eylül 2019 00:45
Memleketin acil çözüm bekleyen sorunları varken, siyaset yargıyla neden bu kadar uğraşır? Yargıtay, Danıştay, Sayıştay başkanları bildim bileli hep aynı, sanki çelik404 ile koltuklarına yapıştırılmış. Memlekette adam mı kalmadı? Böyle olursa adalete nasıl güveneceğiz? Adli sorunların düzelmesi yakın zamanda pek mümkün gözükmüyor. Çünkü bağımsız olduklarına inanmıyorum.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN