Futbolda finali gördük, politikada ne olacağının merakındayım
Pazar günü finali oynanan ve İspanya’nın şampiyonluğuyla sona eren Dünya Kupası maçlarını izlerken, hemen hepsinde dünyadaki politik uygulamalardan örnekler gördüm.
‘‘Futbol yalnızca futbol değildir’’ diye bir söz var ya, beni düşünmeye sevk eden de futbolun bu yönü.
Politik yönü…
FİFA futbolun yönetiminden sorumlu kurum. Dört yılda bir yapılan turnuvanın sahibi de o, FİFA… Başında 2016 yılından bu yana Gianni İnfantino bulunuyor.
İnfantino bir futbol adamı gibi değil de, bir politikacı gibi davranıyor…
Bu yılın turnuvasının Amerika kıtasında yapılması, bunun için üç ayrı ülkenin -ABD, Kanada ve Meksika’nın- tercih edilmesi tam bir politik hamle…
Amerika’da insanların büyük çoğunluğu, ‘futbol’ dendiğinde elle oynanan farklı bir sporu biliyorlar; bizim bildiğimiz futbolun ABD’de müşterisi yok…
Futbol, nicedir yalnızca bir spor değil, aynı zamanda para kazanma aracı; hem de bayağı yüklü paralar…
Hep iyi oyuncuların aldığı yüklü transfer ücretleri ile haftalıkları konuşuluyor; ancak çoğu birer şirket haline dönüşmüş olan takımların patronları da yükünü tutuyor…
Olayın bahis -ve yasadışı bahis- yönü olduğu da unutulmamalı.
Bazı ülkelerde kulüplerin sahibi şirketler ve patronlar futbolu kara para aklama amacına da alet edebiliyor…
Milyonların peşine takıldığı futbolun 350 milyon nüfuslu zengin bir ülke olan ABD’de bilinmemesi sektör açısından büyük eksiklik. FİFA bu eksikliği gidermek için son yıllarda bayağı çaba gösteriyor…
Kullanabileceği her yönteme başvuruyor FİFA…
En önemlisi, gerçekten istisnai bir özelliğe sahip, gelmiş geçmiş dünyanın en iyi oyuncusu olarak bilinen 39 yaşındaki Lionel Messi’nin emeklilik çağı yaklaştı; bir sanatçı, bir futbol virtüözü Messi ve onun üzerinden ABD’ye bu sporun tanıtılması daha kolay…
Önce Miami’de bir kulüp futbolun bilinen isimlerinden David Beckham’a satın aldırıldı; ardından emekliliğe hazırlanan Messi’ye büyük ikramiye sayılacak bir teklifle yaklaşıldı…
Üç sezondur ABD’de Messi ve ilgi gördüğü gibi, futbola ilgiyi de artırdı…
Şimdi Dünya Kupası’nın üç ev sahibi ülkesinden biri ABD…
Kendim de bizzat sahada izlediğim için biliyorum; misafir takımların taraftarları kadar Amerikalılar da maçlara ilgi gösteriyorlar…
Her maçta eğlence dünyasından isimler de reklam amaçlı hazır bulunuyor…
Futbolu Amerikalılara tanıtma projesinde Donald Trump da var.
Trump para ile irtibatlı projeleri sever, biliyorsunuz…
İnfantino, turnuva başlamadan önce Trump’a ‘FİFA barış ödülü’ verdi; FİFA tarihinde bir ilk olarak…
Önceki gün yapılan final maçında eşiyle hazır bulundu Trump, kazanana kupayı o sundu.
Projenin müellifleri arasında Messi de var mı?
Görev gereği turnuvayı yakından takip eden futbol eleştirmenleri, yukarıdaki soruyu ‘şike’ boyutuyla dile getiriyor…
Messi’nin kaptanı olduğu Arjantin milli takımının finale kadar çıkması, oyuncularının ve futbolun en iyisi bilinen Messi’nin becerileri sayesinde miydi, yoksa bir desteğin mi ürünü?
Arjantin’in Mısır milli takımı ile maçını izleyenler bu soruyu fısıltıyla sordular… Mısır’ın 2-0 önde götürdüğü ve bir-iki golünün sayılmadığı maçın sonunda 3-2 kazanan Messi’nin takımı oldu…
Hakem sayesinde…
İngiltere ile maçında 11 oyuncusuyla Arjantin takımı gölge boksu yapar gibiydi; son dakikalara kadar İngiltere’nin üstünlüğünde giden maç 2-1 Arjantin’in lehine sona erdi.
Hakemin hoşgörüsü sayesinde…
İki maçta da Arjantin’in golleri sonlara doğru ve yedi dakikada gerçekleşti.
Aynı durum pazar günkü final maçında da yaşanabilirdi. Arjantinli oyuncular maç boyunca zombi gibiydiler; İspanyollar onları kendi sahalarına kilitleyiverdi ilk dakikadan itibaren… Her şey yine son dakikaya ve biraz da Messi’ye kalmış gibiydi.
Herhalde, futbolu ABD’ye tanıtma amacıyla çıkılan yolda fazlaca tesadüflere yer verilerek kuşkuların artması, bu sporun dünyanın diğer yerlerindeki sevenlerini yabancılaştırabilir diye endişe edilmiş olmalı…
İspanya uzatmalarda bir gol atarak Arjantin’e cevap verme imkanı tanımadı; Arjantin’in kazanmayı hak etmediğini en iyi bilecek durumda olan Messi’nin gözyaşları hayal kırıklığını yansıtıyordu…
Bu tablodan güncel politikayı anımsatan ne?
Aslında sorunun cevabı yukarıdaki ayrıntılarda var.
Dünyanın dört bir tarafında, iktidara gelenler, bir süre sonra kural tanımıyor ve hakemleri ayarlar gibi kurumları kendilerinin yapma gayretine giriyorlar…
Trump, kırmızı kart cezalısı ABD’li oyuncuyu, kartını iptal ettirerek bir sonraki oyunda oynattı.
Politika artık böyle yapılıyor.
