“10 bin liraya bir adam”…
Rakel Dink, Hrant Dink’in cenazesinde “Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim” diye sesleneli 19 yıl oldu.
Bebeklerden katil yaratan karanlık sorgulandı mı?
Sorgulanmadığı gibi “o karanlık” daha da koyulaştı.
Çocuklar şimdi çocukları katlediyor, silah taşıyor, uyuşturucu kullanıyor, tehdit ediyor, soygun yapıyorlar.
Ahmet Mattia Minguzzi evladımız ile sarsıldık, arka arkaya çocukların işlediği benzeri cinayetler geldi.
En son Atlas Çağlayan evladımız içimizi yaktı. Annesinin tarifsiz acısını paylaşmakla mı yetinilecek?
Bu çocukları öldüren çocuklar nasıl birer azılı suçlu haline geldi?
Geçen gün başka bir haber vardı: “Casperlar” suç örgütüne yönelik soruşturmada, 57’si çocuk 68 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı; örgütün, para karşılığı çocukları silahlı saldırılarda kullandığı ortaya çıktı.”
O para; 10 bin lira ile 50 bin lira arasında değişiyormuş… 10 bin liraya adam vurulan bir ülke oldu burası.
Atlas’ın annesi, “Minguzzi’nin katillerine çok ceza verilseydi evladım yaşıyor olacaktı” diyor.
Keşke böylesi ağır bir toplumsal çöküşte sadece çok ağır cezalar yeterli olsa, olabilse? Ama sadece ceza yeterli olmaz.
Atlas’ın, 15 yaşında bir çocuk tarafından öldürülmesi sonrası Meclis ve ilgili bakanlıklar, konuyu tartışmaya başlamış.
Çocukların suça sürüklenmesine yol açan yoksulluk, okul terkleri, aile yapısı ve ebeveyn işsizliği gibi risk alanlarının daha erken aşamada tespit edilmesine imkân tanıyacak yeni bir çerçeve üzerinde duruluyormuş.
Doğru tespitler.
Ama yeterli mi?
Çocukları teslim alan çeteler nasıl üredi ve her bir yeri sardı?
Demek ki ilk elde çetelerin oluşmasına izin veren kanserli bir yapı var. Bu yapı suç üretiyor ama bir de suç ekonomisi yaratıyor.
Bu suç ekonomisi sistemine dâhil olan birileri, bu suç çetelerinin korunmasına imkân tanırken, yeni yeni çeteleşmelerin de yolunu açıyor.
Bu çeteler her türlü suçta çocukları kullanıyor.
Tabii bir de uyuşturucu belası var.
Çeteler kadar uyuşturucu da çocuklarımızı teslim alıyor. Uyuşturucu kullanım yaşının 12’ye indiği bildiriliyor.
Uyuşturucu ile mücadeleye baktığımızda şu sıralar kullananlara, özellikle de ünlü isimlere operasyonları görüyoruz.
Bir de torbacılara operasyon yapılıyor.
İçişleri Bakanı, İzmir merkezli 14 ilde yapılan, adını NarkoKapan koyduğu operasyonun "Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı narkotik operasyonu" olduğunu ve 641 gözaltı yapıldığını duyurdu.
Operasyonun merkezinde “uyuşturucu ticaretinin stratejik ayağı olan, torbacılar yani sokak satıcıları” varmış.
Baronlara da operasyonlar yapıldığını söyleyen İçişleri Bakanı, İspanya açıklarında yakalanan 10 ton uyuşturucu taşıyan geminin sahibinin sözlerine itibarla şöyle demişti: “Şirket, bir açıklama yapmış ve Türkiye ile bir ilgisi olmadığını söylüyor.”
Oysa 10 ton kokain ile ilgili olarak yakın zamanlarda ilk kez görülen biçimde İstanbul C.Başsavcılığı geniş çaplı bir soruşturma başlattı.
“Türkiye bir ilgisi yok” diyen şirketin sahibi ile birlikte 7 kişi hakkında gözaltı ve şirket de dahil tüm malvarlıklarına el koyma kararı aldı.
Gözaltına alınanlar arasında bir isim var, Çetin Gören.
Ne tesadüf ki önceki İçişleri Bakanı da 2020 yılında “Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu”nu duyurmuştu.
Adı “Bataklık Operasyonu” idi. Gerçekten büyük ve başarılı bir operasyondu. Bu operasyonda kırmızı bültenle aranan Çetin Gönen de dahil olmak üzere 94 şüpheli yakalanmıştı.
Çetin Gönen için verilen resmi bilgi şöyleydi:
“Yakalanan Çetin G. hakkında, INTERPOL tarafından kırmızı bültenler ve Avrupa’da tutuklama kararları çıkarıldı.
Örgüt liderinin yurt dışında işlediği suçlar nedeniyle toplam 26 yıl hapis cezası bulunduğu tespit edildi.”
Sonra ne oldu?
Çetin Gönen dahil 72 kişi beraat etti.
Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonlarını yapıyoruz ama… 15 milyon insan uyuşturucu bağımlısı… Uyuşturucu kullanım yaşı 12’ye inmiş… 15 yaşındaki çocuklar insanları öldürüyor.
Durumumuz bu.
Hukuk elektrik gibidir… Kendisini ciddiye almayan toplumları çarpar, çürütür, çökertir.
Hukuku oyuncağınız sanırsanız sonunda yoksulluk, işsizlik alır başını gider, çocuklar birer katile dönüşür, insan canı değersizleşir.
Toplumunuz, milletiniz, devletiniz çürür.
Devlet yönetmek ciddi bir iştir beyler… Ve o iş hukuksuz yapılamaz.
Yapmaya kalkan toplumların sonu böyle olur.
