İki parti kurmaları doğru muydu?

Siyasi Ahlak Yasası yolsuzluk yapmaya meyyal siyasilerin ve bürokratların işini zorlaştıracak bir düzenlemeydi.

Pişmiş aşlarına su katacak bir düzenleme.

Yolsuzluk yapabilecek durumdaysam niye yapmayayım?

Bir iş adamının işini görsem, iş adamı da benim işimi görse buna yolsuzluk mu denir?

Bir ihale yapacağım, adamın birine milletin parasından birkaç milyon dolar vereceğim.

İhaleyi verdiğim arkadaş bana beş on kuruş verince ya da beni bir şekilde kar ortağı yapınca yolsuzluk mu oluyor?

Saçma!

Bu tür işlere mâni olmak geri kafalılıktır. İş bilmezliktir.

Rüşvet ve kar paylaşımı kalkınmanın dinamosudur.

Ayrıca mahalle temsilcilerinden, ilçe ve il başkanlarından en üst kademelere kadar siyasete intisap etmiş fertlere şevk verir.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun tasfiyesi bir bakıma böyle bir zihniyetin, iş yapma şeklinin devamından yana olanlara yaradı.

Yasa çıksaydı Davutoğlu’nun umduğu ya da düşündüğü gibi yolsuzların elini kolu bağlanır mıydı?

Belki bağlanırdı.

Çıkmayınca tehlike geçti. Herkes büyüklerinden gördüğü usul üzere devam etti.

Yine de Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlıktan ve AK Parti genel başkanlığından siyaset ahlakına aykırı bir operasyonla uzaklaştırılmasında başarılı olma ihtimalinin etkisi siyasi ahlak yasasını çıkarmak istemesinin etkisinden daha fazladır.

(‘Siyasi ahlak’ tabirinin ahlakla alakası var mı? Eskiden filozoflar siyaseti yüksek bir ilim sayarlarmış. Belki o zaman öyledir. Bugün siyasetle ahlakın arasındaki irtibat koptu. Birinin olduğu yerde öteki durmuyor.)

Davutoğlu bu tasfiyeye maruz kaldıktan sonra bir süre AK Parti’de kaldı.

Zaman zaman partinin ve hükümetin uygulamalarını içeriden eleştirdi.

AK Parti’den veya medyasından hiç kimse bu eleştirilerin haklılığı, Davutoğlu’nun söylediklerinin doğruluğu ya da yanlışlığı üzerinde durmadı.

Her eleştiriyi doğruluğuna yanlışlığına bakmaksızın Davutoğlu’na saldırmak için bahane olarak kullandılar.

Sonra da Davutoğlu’nu ihraç talebiyle disipline sevk ettiler.

Davutoğlu da partinin dışına çıktı.

‘Trenden inmek’ tabiri AK Parti’de zaman zaman kullanılıyor.

Belki bazıları için doğrudur. Davutoğlu için doğru değil.

Davutoğlu’nun durumu için ‘trenden itilme’ tabiri doğruya daha yakın.

Davutoğlu AK Parti’den ayrıldıktan sonra Gelecek Partisi’ni kurmak için çalışmaya başladı.

Parti teşkilatının oluşturulmasında AK Parti’nin kuruluşundaki siyasi ilkelerle barışık isimlere ağırlık verdi.

Davutoğlu’yla hemen hemen eş zamanlı olarak AK Parti’nin ekonomi politikalarının lideri Ali Babacan da parti kurmak için kolları sıvadı.

Burada bir sorun vardı.

Ağırlıklı olarak muhafazakâr ve liberal (ya da demokrat) olan ve AK Parti’nin kuruluş ilkeleriyle barışık iki siyasi parti kurmak doğru bir şey miydi?

İki siyasi kadro birlikte yola çıksalar yani iki değil de bir tek parti kursalar bunun halk üzerindeki daha olumlu ve verimli bir etkisi olmaz mıydı?

Genel kanaat: Evet olurdu.

Davutoğlu bunu sağlamak için tekliflerde bulundu, fakat sonuç elde edemedi.

Davutoğlu kendisinin feragatte bulunmaya hazır olduğunu da beyan etmiştir.

Kabahati taraflardan birine yazsak da olur yazmasak da.

İki siyasetçi, eğer isteselerdi bir çaresini bulabilirlerdi diye düşünülebilir.

İnce ince tartmadan, bugünden o günlere bakarak şöyle de düşünülebilir.

İki ayrı parti kurmak yanlış olduysa bu başta Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu olmak üzere iki kadronun birlikte yaptıkları bir yanlıştır.

Eğer doğru olduysa doğruyu da birlikte yapmış oldular.

Sonuçta, Ahmet Davutoğlu, doğru işler yapabilmek için, doğru bir niyetle Gelecek Partisi’ni kurdu fakat toplum Davutoğlu’nun bu çabasına doğru bir karşılık vermedi.

Milletin, Davutoğlu’nun düzeltmek istediği yanlışların düzeltilmesini talep edecek bir kıvamda olmadığını düşünebilir miyiz?

Belki de alıştık o yanlışlara. Yanlışlarımızı kaybetmekten korkuyoruz.

Davutoğlu’nun siyasi çabasıyla ve bu çabanın maruz kaldığı muameleyle ilgili söylenecek başka şeyler de var.

Belki fırsat olur yazarız, şimdilik burada bırakalım.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.