Back To Top
Yeni bir parti mi yoksa yeni bir model mi?

Yeni bir parti mi yoksa yeni bir model mi?

 - Son Güncelleme: 06.06.2019 Perşembe 11:23
- A +

Eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinin ardından bazı açıklamalarda bulundu. Ülke sorunlarının sadece eleştirmekle olmayacağını ifade eden Çiçek “Türkiye’de şu anda 81 siyasi parti var, 82’nci parti ne işe yarayacak. Şu anda olan siyasi partilerden nesi farklı olacak? “ dedi.

Bu cümleyi ben iktisadi açıdan ele almak istiyorum. Ve öncelikle Prof. Dr. Asaf Savaş Akat’ın yakın zamanda vermiş olduğu açıklamalarla ilişkilendirmek durumundayım.

Asaf Savaş Akat ne diyor?

Soru: Bir çok ekonomist Türkiye ekonomisinin yeni bir hikayeye ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Bu tartışmaya siz nasıl bakıyorsunuz?

Cevap: Bu hikaye aslında şu varsayım üzerine inşa edilmişti: Türkiye ancak dış açık vererek büyür. Dolayısı ile yabancıların Türkiye’ye finans yollaması lazım. Yabancıların finans yollaması için onlara güzel bir hikaye sunmak gerekiyor. Yani bunu diyenler aslında Türkiye dış açık vererek büyümeye devam etmelidir diyorlar.

Soru şudur; Türkiye dış açık vererek ve inşaat sanayine yüklenerek mi, yoksa imalat sanayi ile dış açık vermeyerek mi büyüyecektir?

Soru: Son dönemde ekonomistlerin tartıştığı bir diğer konu  ise ekonominin demokrasi ve hukuk ile ilişkisi. Bu ilişkiye siz nasıl bakıyorsunuz?

Cevap: Demokrasi ve hukuk  her zaman olmazsa olmaz daimi koşullardır. Biz demokrasi istiyoruz çünkü ekonomi için iyi. Bu ayıp yahu...

Demokrasi gelirse (iş dünyası söylemi) biz daha çok kar edeceğiz demek istiyorlar. Birisi uyandırırsa demokrasisiz daha çok kar edersiniz diye kanaatte değiştirirler. Demokrasi ile enflasyon arasında bir ilişki; demokrasi ile dış açık arasında bir ilişki var mı diye baktığınızda böyle bir şey yok. Temel sorunları kaçırmayalım.

İki büyük sorun var: Biri yüksek enflasyon diğeri de dış açık.

60’larda Demirel döneminde büyüme enflasyonun üzerinde gerçekleşmiş ve ardından darbe sonrası 70’lerden bu yana, büyüme enflasyonun gerisinde kalmıştır. Bu bir siyasi tercihtir. Dış açıkta aynıdır.

Bugün sol dahil herkes IMF’ci oldu. Bir ülkenin iktisat geleneği bu kadar fakirleşmiş olamaz.

Peki, ya çözüm?

Sorun şudur: Biz dış açık vermeden ve düşük enflasyonla nasıl büyürüz? Bunu önümüzdeki altı ayda, bir senede nasıl yapacağız? Bunun cevabı makro politikalardır. Nasıl maliye politikaları, nasıl para politikaları, nasıl kur politikaları, nasıl kambiyo politikaları...Ne kullanacaksak.

Londra’da bizim finansçılarımız hikaye anlatmasın, bizim ihracatçılarımız hikaye anlatsınlar.

***

Şimdi ana konuya geri dönelim. 2001 krizi ardından IMF-Derviş önceliğinde yeni bir ekonomi programı yazıldı. ‘Güçlü Ekonomiye Geçiş’ programını ise en güçlü AK Parti uyguladı. 

Adı üzerinde ‘Geçiş’ programı maalesef halen daha uygulanıyor.

Oysa Derviş bile bu programın miadının çoktan dolduğunu ve üretime yönelik yeni bir program yazılması gerektiğini yıllar önce açıklamıştı.

Asaf Hocanın dediği gibi maalesef biz Türkiye olarak yüksek enflasyonu ve yabancı sermayeye dayalı yüksek dış açık veren büyüme modelini bir türlü bitiremiyoruz.

Adına ‘Yeni Ekonomi Programı -YEP’ dediğimiz modelde de dış açığı azaltırken çok sert bir krizle karşı karşıyayız. Kısaca değişen hiçbir şey yok.

Oysa Türkiye ‘Orta Yaş Fırsat Ülkesi’ konumunda. Nüfusumuzun yüzde 68’i çalışma çağında. Ve önümüzde çok az süremiz kaldı.

Bugün orta yaşın biraz üzerinde olan bizler dahil hızla yaşlanıyoruz. Çok yakında yaşlı bir ülke olacağız.

Tercihimiz şu: Ya yaşlı ve fakir ülke olacağız, ya da çok az kalan bu sürede çok çalışıp zenginleşeceğiz ki, yaşlandığımızda ilelebet fakir kalmayalım.

Süre bitiyor.

***

İşte bu nedenle 82. veya 85. yeni partiler bugünün yanlışlarına karşı çıkmanın çok ötesinde bir vizyon geliştirmek zorundalar.

2002 sonunda sadece ve sadece 60 milyar lira olan kredi piyasası bugün 2,5 trilyon liraya dayandı. GSYH’nın yüzde 13’lerinde olan kredi oranı (şirket ve hanehalkı borçluluğu) bugün GSYH’nın yüzde 75’lerine ulaştı.

Her yer kredi, her yer faiz...

Yeni parti fikirlerinde eğer demokrasi, hukuk ve kurumların çalışması gibi fikirler yabancı sermaye için düşünülüyorsa, bu süreç bizi yine dış borçlanmaya, yine kredi ve faiz döngüsüne hapsedecektir.

Yani Türkiye’nin yeni bir ekonomik vizyon oluşturması gerekiyor.

İş hayatında çalışmayı teşvik edici yeni bir modelin sil baştan yazılması gerekiyor. Bir yandan gelir dağılımını düzeltici, bir yandan çalışmayı ve alın terini mükafatlandırıcı model oluşturulmalıdır.

Maliye politikası ise zaten şu anda bitmiş noktadadır. Üretim ve katma değerin artırılmasına yönelik genişleyici maliye politikası bir an önce hazırlanmaya başlanabilir.

Kredi ve finans politikamız ise zaten tersine çalışmaktadır. Kısaca detayına girmeyeceğim bir büyük vizyon ve programa ihtiyacımız var.

Eğer güçlü bankacılık sistemimiz ve az borçluluk oranımız üzerinden yeniden yabancı sermayeye bel bağlayacak bir vizyon düşünülüyorsa, bilinmelidir ki bu model ülkemizin daha da bitişine yol açacaktır.

İHRACAT ARTIŞI UMUT VERDİ

Önceki gün Mayıs ayı dış ticaret verileri açıklandı. İhracat %11,46 artışla 16 milyar 813 milyon dolara çıkarken, ithalat %19,85 azalışla 18 milyar 588 milyon dolara geriledi. Böylece dış ticaret açığı sadece 1 milyar 774 milyon dolar oldu. İlk beş aylık dış ticaret açığımız da 36 milyar dolardan 10,5 milyar dolara geriledi.

İlk bakışta veriler çok güzel görülmektedir. Hatta başka verileri de ekleyerek devam edelim. Mesela ilk 3 ayda EPDK verilerine göre elektrik tüketimi ve sanayi sektöründeki elektrik tüketimi verilerine bakınca işlerin çok iyi olmadığını görüyoruz.

19-06/05/ekran-resmi-2019-06-05-212744.png

İlk 3 ayda elektrik tüketimi ticarethane ve meskenlerdeki tüketim artışına bağlı olarak az daralmış görülse de, sanayide kullanılan elektriğin yüzde 10 civarında düştüğü görülmektedir.

19-06/05/ekran-resmi-2019-06-05-212751.png

Yılın ilk 5 aylık TEİAŞ verilerine dayalı (lisansız üretim ve tüketim dahil) bakıldığında karşımıza biraz daha farklı bir tablo çıkıyor. Mayıs ayında elektrik tüketiminin krizin başladığı geçen yıldan bu yana ilk kez arttığını görüyoruz. Nitekim kapasite kullanım oranı -KKO mayıs ayında ilk kez sert yükselmiş ve yüzde 75,0’den yüzde 76,3’e çıkmıştır.

19-06/05/ekran-resmi-2019-06-05-212758.png

Şimdi de ihracat tarafına bakalım: Özellikle Mayıs ayında yeniden çift haneli artış yaşayan ihracatımız yılın ilk 5 ayını yüzde 5,30 yükselişle tamamladı.

19-06/05/ekran-resmi-2019-06-05-212805.png

İthalatın da yine sert daraldığı Mayıs ayında ihracat artışı daha çok iç piyasanın sert daralmasına bağlı geliştiğini söyleyebiliriz. Nitekim öncü göstergeler olarak baktığımız ISO-PMI ve MÜSİAD-SAMEKS endeksleri mayıs ayında yeniden geriledi.

ISO-PMI 46,8’den 45,3’e düşerken, MÜSİAD-SAMEKS 43,7 seviyesinden 1,8 puan düşüşle 41,9’a indi.

Benzer veriler nerede ise tüm ‘Güven Endekslerinde’ de yaşandı. Güven Endekslerinin toplamını ifade eden ‘Ekonomi Güven Endeksi’ mayıs ayında 7,2 puan azalarak 77,5’e geldi. Düşüş oldukça sert ve düşündürücü. Bir başka anlatımla, içeride işler pek iyi gitmiyor. Muhtemelen yeni bir kriz dalgası mayıs ayında başladı bile.

***

Türkiye’de şu anda istihdamın önemli bir kısmı kamu eliyle sağlanıyor. Kamuda istihdam nüfusa oranla çok hızlı artıyor. Buna bağlı olarak Bütçede ‘personel gideri’ kalemi hızla şişiyor.

Diğer tarafta emeklilik sistemi artan işsizlik ve azalan özel sektör istihdamı nedeniyle hızla daha çok açık veriyor. Çalışanlar azalırken, emeklilerin sayısı istikralı şekilde artıyor. Gerçi son aylarda emekli sayısındaki artışı biraz daha detaylı incelemek gerekiyor. Hatta 1000 liranın altında emekli maaşı alanların sayısına da iyice bakmak gerekiyor.

Ama önce 5 aydır veri açıklamayan SGK’nın veri açıklaması gerekiyor.

Özetle şunu söyleyelim: Bugün 81 siyasi parti olmasına rağmen Türkiye çift haneli büyüme modeli yerine büyük bir ekonomik kriz içerisindedir. Ama asıl önemlisi Türk Halkının henüz farkına varmadığı gelecekte yaşayacağı ‘yaşlılık’ tehlikesine karşı hiçbir önlem ve model ortalıkta görülmemektedir.

Bu ülke bir çok partide yer almış ve eskimiş ekonomik model ve kişiler yerine Prof. Dr Asaf Savaş Akat’ın değindiği gibi yeni bir sayfa açmak zorundadır. Yoksa yarın bu kadar yaşlı ve borçlu ülkede kim nasıl maaş alacak, nasıl yaşayacak bilemiyorum.

Bugün köprüleri-yolları-hastaneleri ve havalimanlarını dahi gelecek kuşakların gelirlerini ipotek ederek yaptırdığımızı düşündüğümde asıl tehlikeyi ve yeni parti ihtiyacını çok daha net görebiliyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=u5kxFTM7gsc&feature=youtu.be

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
hamza akyol 06 Haziran 2019 23:04
(4) Kapitalizmde, pazar için üretim vardır. alıcı ve satıcı pazarda biraraya gelir ve ürünün fiyatı arz-talep dengesine göre pazarda oluşur. Bizim gibi ülkelerde ise, bu duruma bir noktada devlet müdahalesi olur. ya fiyatın oluşumunda, ya arz tarafında ya da talep tarafında. devlet bu unsurlardan biri veya birkaçına müdahale ederek, servet dağıtımı yapar. işte, bu kapitalizme çarpık kapitalizm denir. Devlet, servet dağıttığı sürece, ülkenin yarısı siyasetle yatıp kalkar. çünkü zenginleşmenin yolu üretip, pazarda ürününü satmaktan ziyade, devlet erkinde etkin olmakla daha bir mümkün olur.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 18:27
2,5 milyon istihdam ne oldu?
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 17:46
Faiz döviz borsa ve öldürücü rekabet ekonomik düzeninde belli aralıklarla pansuman yapılması yarayı tedavi edemediği ortadadır. Bu ekonomik düzen değişmediği surece krizlerin bitmesi mümkün olmadığı gibi belli aralıklarla kriz üretmesi geçmişte kanıtlanmıştır. Sanal ekonomi terk edilmez ise aynı sorunlar devam eder...
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 15:34
Başkalarına ait paraları bankadan faizle alıp naylondan hayatlar yaşamının bedeli ni kişi ve devlet bazında ödemeye gelince kriz çıkıyor tabi.. bide yüksek katma değerli üretimin olmaması enerjide dışa bağımlılık olunca kriz daha derinleşiyor... Tersinden bı soru soralım son 10 yılda ekonominin büyümesi sonucu kazanılan paralar nereye gitti.... Kimler nerelere yatırım yaptı sonuçları ne oldu... Ortalama 7 , 8 yilda ekonomik kriz çıkan ulkemizde ve dünyada kötü günler için bı tedbir alınmamasi ne demek oluyorki önce holdingler ve bankalar bağırıyor? Bizimi kandırıyorsunuz?
Hersoy 06 Haziran 2019 15:24
Eğer yeni bir model olacaksa, işe herkesin şikayet edip, kimsenin dokunmadığı, 12 Eylül ürünü siyasi partiler yasasından başlamak lazım gelir diye düşünmek geliyor içimden ama bu parlamento ile olamayacağını düşündükçe de içim sızlıyor. O yasa orda olduğu sürece hep aynı fasıt daire, sadece isimler değişiyor.
Mensur Bin Ubeyde 06 Haziran 2019 13:57
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın kuracağı yeni fıkrayı muvaffak eğlemek için girmediğin şekil kalmadı. Bu milletin selameti Reis'in açtığı yoldan yürümekten intisap etmektedir. Küçük, kemalist, Avrupa hayranı, Amerika müstemlekesi vatan yok artık. Onun yerine evlad-ı fatihan, Osmanlı devamı, cihanşümül ve Ortadoğu'nun süper gücü bir Türkiye var karşınızda. Arap kardeşlerimiz ile birlik olup bu siyonist ateş çemberini kırıp kendi talihimizi tayin edeceğiz.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 19:46
0
Yazık, Araplarla kardeş ve birlik olabileceğini zannediyor.
hamza akyol 06 Haziran 2019 13:52
(3) Sol, bir dönem, türkiyenin ekonomik sisteminin çarpık kapitalizm olduğunu uzun süre dile getirdi. Ancak, hem bu kavramın içini yeterince dolduramadı (yani kapitalizmin nasıl çarpık olduğunu izah edemedi), hem de çarpık kapitalizmin düzelmesi için neler yapmak gerektiğini ortaya koyamadı. Ancak, yine de, tespit önemliydi. Ekonomik sistemin çarpık kapitalizm olması olgusu hala devam ediyor. Bunun düzeltilmesi için neler yapmak gerektiği üzerine kafa yormak gerekiyor.
hamza akyol 06 Haziran 2019 13:49
(2) Türkiyenin üretim temelli ekonomisinin olması için devletin servet dağıtıcı konumdan çıkarılması gerekir. Yani kapitalizmin çarpıklığının giderilmesi gerekir. Türkiyenin çarpık kapitalist yapısı düzeltilmediği, yani, devlet servet dağıtıcı konumda olduğu sürece, üretim temelli bir ekonomi olamaz. Aynı zamanda demokrasimiz de gelişmez. parti adaylarını siyasi parti lideri belirlemeye devam eder. İnşallah ekonomistlerimiz önümüzdeki 70 yıl içinde bu gerçeği kavrarlar.
Birol Çelik 06 Haziran 2019 13:45
Bütün bunlar gerçekleşirken yönetimde söz sahibi olanlar yeni parti kurunca mı doğru işleri yapacak?
Murat 06 Haziran 2019 12:33
Hadi yap işlet devret ile yaptırdınız eyvallah. Ama 20-30-50 yıl gibi sürelerle üstüne dolar bazında para ödemek borçlanmak çocuklarımızın geleceğini ipotek altına almaktır Yıllarca öde öde bitmeyecek borçlar
musto 06 Haziran 2019 11:15
Bir parti reklamı izliyorum sizin için dağları ve denizlerin altını deldik tüneller yaptık hava alanları yaptık kuş misali uçurup sevenleri bir birine kavuşturduk. Bu fedakarca millet aşkına yapılan çalışmalar gözlerimizi yaşarttı göz yaşlarımızı silerken ptt elimize bir evrak tutuşturdu 10.000 tl borç yanlış arabayla yanlış köprüden geçmişim.
Abdullah GARİB 06 Haziran 2019 14:23
0
S.A Harikasınız musto bey...……..
? 06 Haziran 2019 22:37
1
Turistlerden 10 bin tl mi alıyorlar bak şimdi üzüldüm.
Ülkemizin en acil ihtiyacı saygılı dürüst bireyler diğer herşey bilahare düzelir
Alaeddin 06 Haziran 2019 10:09
1) İthal ikamesi gereksiz saçma bir hayaldir. Israrın maliyeti yüksek olur 2) Üretim önemli değildir. Küresel pazarlara satış önemlidir. Küresel pazara satamadığın şeyi üretmenin manası yoktur. Kendini tatmindir 3) Türkiye tekstil dışındaki sektörlerde de küresel tedarik zincirinin parçası olmalıdır. Google'ın açacağı bir data center, İntel'in açacağı bir IC tesisi açıldıkları kentlerin kaderini değiştirir. Turizm ve lojistik de potansiyelinin çok altında. Çare içe kapanmak değil dışa açılmakta.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 09:39
kim acacak
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 08:31
Ali Bayramoğlu ve sizin bu günkü yazılarınızı beynim de harmanlayarak okudum. Yeni bir partiye de yeni bir siyasal/ekonomik modele bir kez daha inandım. Soru? Korkak bezirgan kar mı ederim , zarar mı hesabını nasıl yaptığın da yatıyor. De hadi! Demek mi gerekiyor!
Deli Emin 06 Haziran 2019 05:57
"Asaf Hocanın dediği gibi".. biz Türkiye yüksek enflasyonu ve yabancı sermayeye dayalı yüksek dış açık veren büyüme modelini bitiremiyoruz." demişsiniz! Türkiye de siyasetçi için BU TERCİH, bir ekonomi politikası değil, SİYASETÇİ EKONOMİSİDİR! Bunun niçin olduğunu anlamayan ekonomistler var. ÇÜNKÜ EN İYİ ÇALMA YOLU BU EKONOMİK DÜZEN DEDİR. Ve fatura halka yüklenir. Üretme ve pazarlama bir plan, strateji, aralştıma çalışma ve öngörülebilir hukuk düzeni gerektirir. Adam el koymuş işletmenin 10 tanesinsinden kayyum parası alıyor. Üretilen el koyarak zenginleşme düzeni ekonomisi!
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 03:35
Üretmeden tüketen ülkemiz hükümet dağıtıyor. Bu ülkeden bir halt olmaz, geleceğini köprülere yollara devasa hastanelere satmış ülkeden ne beklenir.
Akif 06 Haziran 2019 03:35
Biz ara imalatcıyız... Hammadde ye bağımlıyız...Ne zaman ağır sanayi olursa bu ülke o zaman çıkar düzlüğe...Biz montajcıyız...Sadece ucuz iş gücümüz var Rekabet açısından... O halde hikayemizi milli bir dille yazmamız ve anlatmamız lazım...Kendi Selüloz fabrikamız bile yok hâlâ... Kağıt ı dışardan alıyoruz...
ahmet 06 Haziran 2019 02:35
Çok güzel tespit etmişsiniz. Erbakan hoca da yıllarca söyledi söyledi dinletemedi kimseye.. İnşallah yeni kurulacak parti ekipleri dinler
Sabır! 06 Haziran 2019 01:37
İhracat yapamıyoruz diyordun.İhracat rakamları daralıyor diyordun.Bunu da ihracatın ara mala ihtiyacına bağlıyordun ne oldu?Ödemeler dengesi diye bir şeyler yazıyordun,hala aynı yerdemisin?Dünya ticareti daralıyor.Buna rağmen Türkiye nin ihracatı artıyor.Gecen ay binlerce kişi ilk defa ihracatçı olmuş.Türkiye senin hayal ettiğinden büyük.Beton diye küçümsediklerin sadece beton değil Türkiyenin geleceği,sadece çanakkale köprüsü 1.7 milyar dolar değerinde bir yatırım!
ACABA BU KADAR DURUMUMUZ VAHİM Mİ? BENCE DEĞİL, ENFLASYON ÜN İLACI ÜRETİM, ÜRETİMİ MAALESEF ÖZEL SEKTÖR YAPMIYOR, DEVLETİN ACİL OLARAK YENİ KAMU İKTİSADİ KURUMLARINI AÇIP İLK ETAPTA 1 MİLYON DAHA SONRA 3 MİLYON KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAR, BANKALARA FAİZ VE KUR ÇIPA SI GETİRMELİDİR, MESELA TÜRKİYE DE 1LT SU 1.50 TL, AMERİKA DA 1$ , FAİZLER GELİŞMİŞ ÜLKELERDE %3 İLE %5 ARASINDA, BANKALARA SÖYLERSİN DOLAR 1.5TL FAİZLER %5 OLDU BİTTİ, ÇÖZÜM KENDİLİĞİNDEN OLUŞUR. OTOMATİKMAN KATMA DEĞER OLUŞUR.
Arifcik 06 Haziran 2019 03:29
0
Çeşke o kadar kolay olsaydı...Bizi yönetenler bunları bilmiyor mu? Biliyorsa neden ve niçin yapmıyor lar...Bugün Almanya'da asgari ücret alan birisi 70 avroya arabasının deposunu 20 kez doldurabiliyor ki Almanya'da rafineri yok ...Ya Türkiye de asgari ücretli birisi 2020 TL ile 4 kere doldurabiliyor ve bizim rafinerilerimiz olmasına rağmen...Bende şaştım bak şimdi
Deli Emin 06 Haziran 2019 06:03
1
Yurdumun İnsanı bir herike! AKP KİK leri kime ve niye sattı. Sattığını geri açmalıymış.. Dövize NARH koymalıymış.Somali de bir kurbanlık TL parası ile 300 TL, Bizde 1200 TL.. Bizde 1 LTsu 1.50(0.25 dolar) ABD ise 1 dolar ( 5.876 TL) bunun anlamı ne oluyea! Yani biz de şu, ABD den daha ucuz demekki İYİYİZ. O zaman Somali'de bizden ve ABD daha iyi oluyor Muş. Ette Suda daha ucuz demi ya!
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 00:15
EVET SAYIN YAZAR BİZ AKPARTİ TEŞKİLATLARINDA ÇALIŞTIK. AMA GEREK İŞSİZLER VE GEREKSE ESNAFIN SIZLANMALARINA ARTIK TAHAMMÜL EDEMİYORUZ. ekonomi çok kötü. Hissediyoruzki yeni bir parti kurulursa önce esnaf sonra biz akacak gibiyiz.
hamza akyol 06 Haziran 2019 00:03
Öncelikle sayın Akatı tebrik ediyorum. doğruya nihayet yaklaşmış. bir dönem "cari açık finanse edildikçe sorun yoktur!" diyenlerdendi. gelişmesi biraz geç olmuş ama sonuçta gelişmiş. gerçi henüz doğruya sadece yaklaşabilmiş, bulamamış ama önümüzdeki 70 yıl içinde o konuda da gelişme göstereceğinden eminim. Bunu şunun için yazıyorum: Türkiye ekonomisi kötüyse bunda "ekonomist"lerin günahı çoktur. Asaf hoca da yıllardır bu sisteme destek verdi, nihayetinde kemale ermiş görünüyor.
KARAR OKURU 06 Haziran 2019 10:12
2
Evet. Geçtiğimiz 100 yılı boşa harcadık. Eğitime ve üretime gitmesi gereken kaynaklar askere gitti. Dışarıya açılıp Türkiye'yi bir yatırım cenneti haline getireceğimize içe kapanıp dünya ile kavga ettik.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN