Demokraside hülle olur mu?

Demokrasi seçimsiz olmaz. Millet iradesinin dile gelmesinin daha uygun bir yolu henüz bulunamadı çünkü. Ancak seçim de birtakım şekil özelliklerine indirgenemez. Bir toplumda vatandaşlık bilinci, sandık kültürü ve demokrasi ahlakı yerleşmemişse milli iradenin tezahüründen ziyade çoğunluğun azınlığa tahakkümü gerçekleşir.

Demokrasi ahlakı aslında vatandaşlık bilincinin bir ürünü. Toplumun ortak çıkarlarını kişisel beklentilerin veya zümre çıkarlarının önünde tutma anlayışıyla farklı görüşlere gösterilen saygı ve tolerans. Bunun sonucunda serbest seçimlerin yapıldığı yerlerde iktidarların barışçı yollarla devredilmesi mümkün hale geldi.

Oy sandığını şekil şartlarına indirgeyen ülkelerde ise bu hâlâ mümkün değil.

Türk halkı ilk kez 1830’larda önüne çıkarılan yerel seçim sandığından bu yana, yani yaklaşık iki yüz yıldır iyi kötü bir sandık tecrübesine sahip. Yine de kavgası gürültüsü eksik bir seçim atmosferi görmedik şimdiye kadar.

Bu işin doğasında var diyemeyeceğim ama Türk toplumunun siyasetten beklentileri bakımından anlaşılır bir tarafı var seçimde yükselen tansiyonun.

Önümüzdeki süreçte bizi bekleyen ve şimdiden hazırlıklarına başlanan bir sandık daha var. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimi yapılacak, biliyorsunuz. Tansiyon şimdiden yükseldi. Ancak bu sefer “kimlerin aday olabileceği” ve seçimin “tam olarak ne zaman yapılacağı” tartışma konusu.

Kimlerin aday olabileceği tartışması iki boyutlu. Bir tarafında muhalefetin potansiyel adaylarının, diploması iptal edilip hapse atılan İmamoğlu örneğindeki gibi, engellenebileceğine dair pek yersiz olmayan kuşkular yer alıyor. Tartışmanın diğer tarafında ise iktidarın adayının özel durumu var.

Bu özel durumdan dolayı iktidar açısından kritik nokta seçim tarihi. İktidar kanadı ne zaman erken seçim talebiyle karşılaşsa öteden beri hep aynı cevabı veriyordu: Seçim zamanında yapılacak. Oysa eğer seçim zamanında yapılırsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olması mümkün olmayacak.

Bunun için bir formül bulundu. Seçim hem zamanında yapılacak hem de erken olacak…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir danışmanı çıktı ortaya önce, seçim 16 Nisan 2028’de yapılacak diye açıkladı. Yani normal tarihten (18 Haziran 2028) 20 gün önce. Öncelikle böylesi siyasi bir kararın -veya talebin- atanmış bir memur tarafından duyurulması -her şeye rağmen- yadırgandı ve tepki çekti.

“Böyle bir niyetten kamuoyu haberdar olsun isteniyorsa, niye memur konuşuyor? Hadi Erdoğan’ın kendisi söylemiyor, AK Parti’nin yöneticileri ne güne duruyor” şeklinde eleştiriler yöneltildi. Ama bu eleştirilerin umursandığını söylemek zor. Devlet yönetiminde cumhurbaşkanı dışında herkesin atanmış olduğu bir sistem cari ne de olsa.

Ancak her halükarda seçim normal tarihten önce yapılsın istiyor iktidar partisi. Çünkü aynı zamanda genel başkanları da olan mevcut cumhurbaşkanının bir kez daha aday olmasını istiyorlar. Burası normal. Ama aynı zamanda ellerindeki süreyi sonuna kadar kullanmak da istiyorlar. 16 Nisan 2028 tarihi bir taşla iki kuş vurmaya yarayacak. Peki, bu nasıl olacak?

Erdoğan’ın bu görevde aslında kaçıncı dönemi olduğu tartışması bir yana… Anayasaya göre bir kişi yalnızca iki kez bu göreve seçilebiliyor ama bunun da bir istisnası var. Anayasadaki iki dönem kuralını kaldırmak bir yol. İkinci yol ise meclisin kendi kendisini feshederek seçimi yenileme kararı alması.

Meclisin kendi kendisini feshetmesi durumunda cumhurbaşkanlığı seçiminin de yenilenmesi gerekiyor. Böyle bir durumda “görev süresini kendisinden kaynaklanmayan bir sebep yüzünden tamamlayamamış olan” görevdeki cumhurbaşkanına yeniden aday olma hakkı tanımış anayasa.

Adalet ilkesine dayalı bir düzenleme bu.

Bir cumhurbaşkanı henüz görevinin ikinci yılını veya üçüncü yılını tamamlamamışken, meclisin aldığı seçimi yenileme kararı sebebiyle mağdur olmasın diye düşünülmüş herhalde. Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için işte bu yolu kullanmak istiyor bugünkü iktidar.

Gelgelelim, “normal seçim” tarihinden 20 gün önce “erken seçim” yapıp Cumhurbaşkanını -görev süresi 20 gün kısaldı diye- bu haktan yararlandırmak “anayasal hülle” olmaz mı?

Bir cumhurbaşkanının makamında 20 gün eksik oturduğu için mağdur sayılıp kendisine yeniden seçime katılma şansı verilmesi anayasal bir hakkın yanlış kullanımı olmaz mı?

Zira bir cumhurbaşkanının görev süresinin neredeyse tamamını kullandıktan sonra bu süreyi kullanamamış sayılmasından söz ediyoruz. Yasal bir hak mı bu? Evet. Ama bu şekilde kullanılması yakışık alır mı? Ona da siz cevap verin.

Memlekette neler neler oluyor, sen buna mı takıldın diyenler olacaktır. Evet, buna takıldım. Takılmak da lazım.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.