Fransa’da Macron neyin peşinde?

Fransız cumhurbaşkanı ülkesinde politik anlamda sıkıntılı bir süreçte. İki yıl sonra seçime girecek ama oyları giderek eriyor. Tabanını konsolide etmesi lazım. Üstelik partisi birkaç ay önce yapılan yerel seçimlerde çok ağır bir yenilgi aldı.  

Bize de pek yabancı gelmeyen bu şartlar altında Macron’un siyasi yelpazedeki yeri merkez sol diye tarif edilen partisi giderek sağ ve hatta aşırı sağ seçmen tabanına yönelme ihtiyacıyla hareket etmeye başlamış görünüyor. Fransız toplumunda islamofobi ve yabancı düşmanlığı çok ciddi bir hastalık. Giderek büyüyor ve yayılıyor. Din, dil, ırk farklılıklarına bakılmaksızın bütün vatandaşların eşit haklara sahip olması hedefiyle kurulan Cumhuriyet’in eski sömürgelerinin hatırası olan Müslüman Fransız vatandaşları kültürel farklılıkları sebebiyle “eşit vatandaş” olarak görülmek istenmiyorlar. Temelde yoksulluk ve dışlanma duvarını aşamamanın çaresizliği de bu zümreyi keskinleştiriyor. Fransız toplumuyla bu zümre arasındaki çatışma ve çelişkiler keskinleştikçe yabancı düşmanlığı ve islamofobi daha da güçleniyor. Son yirmi yıldır yaşananların özeti bu.  

Toplumdaki yabancı düşmanlığını kaşıyan partilerin bu süreçte kolay yoldan oy aldıkları ve seçmen tabanlarını giderek genişlettikleri görülünce merkez partileri de buraya yönelme ihtiyacı duyar oldular. 

İşin kötü tarafı, Fransız toplumundaki dejenerasyonla paralel olarak devlet yönetiminde de kalite kaybı yaşanıyor. De Gaulle’lerin, Giscard d’Estaing’lerin, Mitterrand’ların, Chirac’ların yerine Sarkozy’ler, Macronlar geldi… Bu ikinci grup siyasetçi toplumdaki sorunları çözmeye yönelik siyaset geliştirmek yerine toplumsal sorunların siyaset için kullanılmasını yöntem olarak benimsediler. Bir anlamda devlet adamları gitti, siyaset adamları geldi.  

*** 

Sosyalist Parti kökenli Macron daha sonra kurduğu popülist karakterdeki partisiyle bu yolun en son yolcusu. Tek derdi iktidarını sürdürmek. Ve bunun için yapmayacağı şey yok gibi görünüyor. İslamofobiyi kaşıyarak Le Pen’in partisine giden oyları kazanmak peşinde şimdilerde. Bunun için bir fırsat ayağına geldi. Sınıfta öğrencilere peygamberimizin karikatürünü gösterdiği gerekçesiyle 18 yaşındaki selefi bir terörist tarafından öldürülen öğretmenle ilgili oluşan toplumsal infiali ustalıkla değerlendirmeye girişti. Hiçbir devlet adamının yapmayacağı şeyler yaptı. Teröre karşı bütün vatandaşlarını ortak bir çizgide buluşturup toplumsal barışı koruyup güçlendirmeye çalışmak yerine Müslümanları kışkırtmaya yöneldi. Devlet binalarına o iğrenç karikatürlerin görüntülerini yansıtmak gibi işler yaptı. İslam dini hakkında Müslümanları kızdıracak provokatif demeçler verdi.  

*** 

Tam da bu noktada tepki Türkiye’den geldi. Doğu Akdeniz’deki ihtilaflı konular dolayısıyla zaten aramızın iyi olmadığı Fransa iç siyasetimizin konusu oldu. Ülkeyi uçuracak diye gelen başkanlık sisteminin sonuçlarını, kurdaki artışın bir türlü durdurulamamasını, mevcut ekonomi yönetimi sayesinde cebimizdeki paranın değerinin yarı yarıya düşmesini, yolsuzlukları, hukuksuzlukları, dünyada kavgalı olmadığımız ülke kalmamasını vs. konuşmak yerine böyle bir konunun gündem olması işimize geldi. 

Doğu Türkistan’daki milyonlarca Müslümanın maruz kaldığı zulmü “Çin’in iç işi” olarak görüp sessiz kalmamıza mukabil Fransa’daki tartışmalara karışmakta beis görmedik. Cumhurbaşkanımız “Ey Fransa, Ey Macron” diye konuşmalar yaptı… Fransız mevkidaşının psikolojik tedavi görmesi gerektiğini açıkladı. Hızımızı alamadık, bir de “Fransız mallarını boykot” kampanyası başlattık. Bu ülkeden ne alıp ne sattığımıza bakmadan…  

Derken sahneye o meş’um yayın organı çıktı. Müslümanlara ve İslami değerlere yönelik saldırgan yayınlarıyla bilinen Charlie Hebdo dergisi Erdoğan’ı eleştirme bahanesiyle peygamberimize yönelik çirkin ve kışkırtıcı bir karikatür yayınladı. Bir anlamda Macron’un oynadığı tehlikeli oyun çirkin bir provokasyon doğurdu. Bundan sonra ne olacağını kimse bilmiyor.  

Macron’un iki yıl sonraki seçim hesapları uğruna Fransız toplumunun barışı ve uyumu riske atıldı. Türkiye’deki kamuoyu da bugünlerde başka bir meseleyle ilgilenmeyecek. Başka konular konuşulmayacak. Bu da bizim payımıza düşen bonus. 

 

YORUMLAR (48)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
48 Yorum