Back To Top
Gidenler neden gidiyor kalanlar niye kalıyor?

Gidenler neden gidiyor kalanlar niye kalıyor?

 - Son Güncelleme: 26.09.2019 Perşembe 08:56
- A +

AK Parti içindeki muhalefeti ve kopuşları “koltuğunu kaybedenlerin arayışları” olarak gören veya öyle görmek isteyen kişiler az değil. “Yeniden milletvekili yapılsaydı, yeniden bakan olsaydı bir yere gitmezdi” deniliyor AK Parti’nin son dönemlerindeki gidişini beğenmeyip kopanlar için. Ne var ki bu durumda partinin aslında menfaat birlikteliğinden ibaret olduğu, esas olarak kişisel menfaatler için bir araya gelinmiş olduğu, geri kalanların da menfaati kesilse çekip gidecekleri gibi bir anlam çıkıyor.

İktidar partisine yönelik olarak “mahalle içinden gelen” her türlü eleştiri “maması kesildiği için bunları söylüyor” cevabıyla karşılanıyorsa bütün mahallenin ahlakı “okka altına” gitmiş olmuyor mu?

Buna karşılık, böyle bir yaklaşımın büyük bir camiaya karşı ciddi bir haksızlık olduğunu söylemesi beklenen “kalem”ler, tam aksine “gidenler menfaat için gitti, biz dava için burada kaldık” diye durumdan kendilerine paye çıkarma derdinde görünüyorlar. Oysa bu kalemlerin büyük kısmı “mahalleye” sonradan gelmiş, hatta karşı saflardaki performansı beğenilip oradan buradan devşirilmiş ve bu bakımdan “dava” sözü ağızlarında fazlasıyla eğreti duran kişiler.

***

Buradaki asıl paradoks şu: Gidenler gerçekten de kişisel menfaat peşindeki kişilerse bunların ölçüleri ve hacmi malum olan iktidar imkanlarından vaz geçip muhalefete geçmeleri çok mantıklı olmaz. Çünkü iktidar otobüsünde herkes için iyi kötü bir yer olduğu ve kendi istekleriyle inenler dışında hiç kimsenin otobüsten atılmadığı da bilinen bir husus. Şoför yanı olmasa da tekerlek üstü var. Yani hiç kimse menfaati bittiği için buradan ayrılmak zorunda değil.

Bu durumda kendi kişisel menfaatini düşünen kişilerin gemiyi terk etmeleri için ancak geminin batacağını görmüş olmaları gerekir. Gelgelelim bu kişilerin “batan gemi”yi terk ettikleri düşünülüyorsa geminin batıyor olduğunun kabulü gerekmez mi? Geminin batıyor olmasının kabulü ise ayrılanların dile getirdikleri “gemi kötü yönetiliyor” şeklindeki uyarı ve eleştirilerin haklılığını göstermez mi?

***

Daha önceleri defalarca dile getirdiğimiz üzere, işin gerçeği şu: Ortak aklı esas alan bir kadro partisi olarak kurulan ve bu özelliğini muhafaza ettiği ilk döneminde özellikle hassas dengeler üzerinde bulunan ekonomi ve dış politika problemlerini başarıyla idare edebilen AK Parti, son dönemde giderek bu özelliğini kaybetti.

Yönetimin kişiselleştirilmesi, merkezileştirilmesi, dar bir çevrenin kontrolüne girmesi neticesinde siyaset kalitesi büyük bir hızla düştü. Hem partide hem de hükümette görev alma kriteri ehliyet ve liyakat değil sadakat olarak belirlendi. Diğer yandan, 2010 referandumuyla birlikte yavaş yavaş siyasetteki karşıtlıkların toplumsal bir kutuplaşmaya evrilmesinin yolu açıldı. İlk önceleri parti tabanının konsolidasyonunu sağlamak uğruna başvurulan kutuplaştırıcı siyaset dili giderek bu siyasi hareketin toplumla ilişkisini zehirledi. Bu yeni dile toplumun bir kesimindeki tepkinin sonucu olan Gezi Parkı olayları hem toplumsal kutuplaşma hem de iktidarı kişiselleştirme/merkezileştirme siyasetini daha da ileri götürecek bir anlayışla değerlendirildi.

Ardından, Suriye iç savaşında izlenen politikayla demokratik dünyaya entegre olma hedefinin terkedilip “içe dönük” bir siyaset anlayışının benimsenmesi “fırsatı” ortaya çıktı. Sonra da bu yanlış siyaset hiç taviz verilmeden bugüne kadar sürdürüldü.

Kabul etmek gerekir ki bütün bu süreçlerde mahallenin içinden gelen eleştiri ve uyarılar fazla yüksek sesli değildi. Bunun bir sebebi kol kırılır yen içinde kalır zihniyetiyse bir diğer sebebi de iktidar partisinin doğru siyasete dönmesi ümidinin uzun zaman boyunca korunmasıdır. Ancak kutuplaşma siyaseti ve lider kültü üretimine dayalı yeni bir ideoloji inşa girişimi toplumsal realitenin ve rasyonalitenin duvarlarına çarpmadan önce mahallede alarm sinyalleri verilmeye başlanmıştı.

Gerçi iktidar partisi kendini toparlamak için önüne çıkan fırsatları kullanmaya yanaşmadı, dostça uyarılara kulak asmadı. Ama artık hastadan ümidin kesilmesini gerektiren aşamaya kadar -bir bölümü mahalle içinde kapalı devre yayın şeklinde bile olsa- eleştiri ve uyarı girişimleri devam etti. 

İşte bu rahatsızlık veren “vızıltı”lara karşı, orijinal oyun metninde yer almayan “havan dövücünün hınk deyicisi” rolünde sahneye çıktıklarını gördüğümüz bir grup misafir oyuncu “susturucu” olarak görev yaptı. Bunlar bir sonraki perdede “dağdan gelip bağdakileri kovan” karakterini de hakkını vererek canlandırdılar.

Kendi kurdukları, yönettikleri, emek verdikleri partiyi fabrika ayarlarına döndürme ümitlerini kaybederek yeni arayışlara yönelen eski “ev sahipleri”, bütün bu süreçlerde hataları olsa bile, “menfaatleri kesilince gittiler” suçlamasını da hak etmiyorlar herhalde.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Okan 27 Eylül 2019 08:27
İbrahim bey, analiziniz baştan sona doğru. Yalnız nerdeyse tam da bunları söyleyenlere, hem de şimdi andığınız Gezi protestoları sırasında ağzınıza geleni söylüyordunuz. Gezi'ye karşı çıkış biçiminin toplumu kutuplaştırıcı, AKP'yi ve AKP medyasını komplocu yapacağını-yaptığını söyleyenlere hiç itibar etmediğiniz gibi, 'maması kesilenler' muamelesi yapıyordunuz. Ne oldu?
Sedat 27 Eylül 2019 13:49
0
Kardeş sen İbrahim’leri karıştırmışsın. Kiras değil anlattığın yazar.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 17:10
1 Kasım seçimleri 1 ay sonrası Davutoğlu'nun kongre ile genel başkanlıktan düşürülmesi Başbakanlığı bırakması aslında bugüne gelişin ayak sesleridir kanaatindeyim. Kimseyi suçlayamam ama 7 Haziranın ardından Kasım seçimleri bazı seçmenlerde bundan sonra Davutoğlu duygusuna uyandı.
E.K 26 Eylül 2019 17:00
Ortalama zekaya sahip hemen herkes ayrilmalarin menfaat meselesi omadigini anlar sanirim. Mesele Akp'deki gormek istemedikleri derin kirilmalar, fay hatlarinin olusmasi. Jakoben tek adam zihniyeti bunu kavarayamiyor galiba...
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 15:39
Gidenlerin ortak yanı nedir?... Erkan Mumcu, Turhan Çömez, Hakan Şükür, İdris Naim, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül vs. vs. Bunlardan Abdullah Gül hariç diğer hepsi hiç bir zaman Milli Görüşçü olmadılar. Abdullah Gül de, teşkilatlarda bulunmadan atama usulü Milli Görüşçü oldu. Bariz bir doku uyuşmazlığı yüzünden Mili Görüşten koptu. Bülent Arınç kökten Milli Görüşçü olduğu için kızsa da, kızılsa da gitmiyor..
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 21:02
1
Güldürdügünüz için teşekkürler. Milli Görüş ölçer var elinizde sanırım, hâlbuki Saadet'e sorsan Milli Görüş tescilli marka olarak onların elinde. Kökten ve daldan Milli Görüşçüler, tesbite bak :)
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 22:42
0
21.02, Söylediğim kişilerin Milli Görüşçü olmadığını bilmek için bir şey ölçmeye gerek yok. Vasat zeka kafi...
der 26 Eylül 2019 15:01
Birileriyle aldığın destekle başka birilerini işe ortak edersen o birileri seni birbirine düşürür.seni destekleyenler aleyhinde kararlar aldırır senin has adamlarını ve seçmenini kaçırtır.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 13:29
Çok güzel özetlemişsiniz. Teşekkür ederim.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 13:11
Herhalde
Karar Okuru 26 Eylül 2019 13:14
Yeni partilerin kurulmasi hayirlidir. Siyasi rekabet kaliteyi birlikte getirir. Kalite yukselince her kes caninin cektigi gibi esip kukreyemez. Kendine bir ceki duzen verir, devlet adamligi kalitesine yaklasilir belki. Keske dah cok parti kurulsa. Cok seslilik cogalsa.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 15:14
0
13.14, Aslında Ekrem İmamoğlu da yeni bir parti kursa hayırlı işler çoğalmış olur.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 17:08
0
Kaliteli insanın siyaseti kaliteli olur.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 12:43
Şu anda koltuksuz olan herkes aynı ihaneti yapmıyor ;ihaneti yapanlar belli... E.Günay isimli kişiye ne demeli? Bakanlıktan düşer düşmez ;aslına rücu etti. İ.Naim Şahin çok değerli (!) devlet adamıydı ;o da öyle... Bir çoğu A.Gül 'ün c.başkanlığı adaylığı için altyapı oluşturma gayreti içinde... A.Davutoğlu mu? Onun başı bulutların üstünde,ayakları yere basıyor...
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 12:25
Bu ülkede UFO görme olasılığınız, "dava" nın ne olduğunu öğrenmenizden daha yüksektir.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 13:52
7
12.55, Senin kafa ufo görür de davayı anlayamaz...
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 18:10
0
e anlat o zaman biz de bilelim
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 20:24
1
600 Kelime ile zor anlarsın. Erbakan'ın "Davam" diye bir kitabı yayınlandı. Tavsiye ederim.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 20:26
1
Ya da Necip Fazıl'ın "İdeolocya Örgsü"nü oku.
KRİTİK 26 Eylül 2019 12:23
Gidenlere koltuk için gittiler diyen ucuz eleştiri AKP kadrolarından geliyor.Muahalif eleştirmenlerden böyle bir eleştiri gelmiyor.Ancak GİDENLER zamanında ve takdir edilecek ÇIKIŞLARLA gitmediler.Eleştirilen durum bu! Örneğin Davutoğlu azledildiği kongrede tek oy alsada aday olarak azledilseydi takdir edilen gidiş olurdu ve çok daha fazla ses getirirdi.Birde gidenler eleştirilerini kendilerini götüren asıl KİŞİYE yapmıyorlar çevresine yapıyorlar.Halbuki sağır sultan biliyorki AKP de Erdoğandan habersiz kuş uçmaz.Pelikan,SOYLU ,BERAT işin teferruatı.
Garip 26 Eylül 2019 11:36
İnsanlara değer verip,sorunlarını çözersen sıkıntı olmaz.Çözüm kurulları sorun olursa kayıplar büyük sorun olur.Beş dakikalık çözüm,beş yıl,üç dakikalık çözüm,üç yıl olursa....hatta umutlar kaybolursa sonun başlangıcı olur.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 09:23
Erdoğan’ın ABD gezisine götürdüklerinden biri de Binali Yıldırım. Yahudi cemaatleriyle yapılan toplantıya o da katıldı. Binali Yıldırım kim? Atanmış başbakan. İzmir’de bir, İstanbul’da iki kez yenilmiş, halkın seçmediği, partisine tarihi hezimet yaşatmış bir belediye başkan adayı. Bugün itibariyle Erdoğan’ın atadığı milletvekillerinden bir milletvekili. ABD heyetinde işi ne? Muhtemelen Erdoğan, bu “sadık” arkadaşına başkan yardımcılığı stajı yaptırıyor. Ne güzel bir ülke, halk dönüp yüzüne bakmasın, seçmesin, devletin kilit adamı ol!
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 12:40
1
Bu koşullarda Binali Yıldırım ve benzerlerinin kendilerini halka karşı değil kendilerini o görevlere atayana karşı sorumlu hissetmeleri de kaçınılmaz oluyor. Bu durumun doğal bir sonucu olarak ta, halkın hazinesini ve çıkarlarını koruma gibi bir dertleri de hiç bir zaman olmuyor.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 15:21
9
Tamam, söyleyelim Tayyip'e bir dahaki gezisinde İmamoğlu'nu götürsün...
Bahadır Alparslan 26 Eylül 2019 09:23
Ak Parti içindeki muhalefeti ve kopuşları “koltuğunu kaybedenlerin arayışları” olarak görenler dünyadan bihaber kişiler, ya da halkı cahil, bilgisiz sanan dalkavuklar. Davutoğlu herkesin gözünün önünde başbakanlık koltuğunu kendi elleriyle bırakıp gitmedi mi? Yazarın dediği gibi iktidar nimetlerinden yararlanmaya devam etmek isteseydi sesini çıkarmadan görevine devam ederdi. Geçmişte bakanlık, başbakanlık yapan kişilerin günümüzdeki yanlışlara ses çıkarmaması daha büyük yanlış olmaz mı?
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 06:24
Babacana gel birlikte çalışalım dedim kabul etmedi dedi erdoğan demekki derdi koltuk değilmiş.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 09:00
25
Çalışmadığına göre derdi hizmet de değilmiş... Başka derdi var zahir.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 17:14
0
9:00 Daha öncesini sildiniz zaten.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 20:33
0
17.14, Türkiye'de parti kurmak kolay.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 05:14
% 50+ 1 saglamak icin gidenler veya kalanlar bir araya gelmeyecek mi.... Sistem değişmeyecek mi.....
Karar okuru 26 Eylül 2019 04:31
Sayin editor, Mustafa Cagrici hocamizin "Tarikatlarla imtihanımız" baslikli son makalesi Din-i mub'in Islami hurafelerden temizlemek mucadalesinde atilmis cok onemli bir adimdir .... Dolaysiyla uzun bir sure KARAR'in anasayfa'sinda tutarsaniz buyuk yarar saglayacagini inaniyorum.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 14:09
0
Fakir fukaranın garip gurabanın hakkını aramayan, kimsesizlerin kimsesi olmayan din yalandır.....
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 00:39
Hocam tabiki her şey menfaat için Gidenler içinde kalanlar içinde menfaat. Ne yani bütün bunlar Allah rızası için filan demeyeceksiniz herhalde !!
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 12:04
0
Kışı karşısındakini kendi gibi bilirmiş.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 12:52
1
İktidardakilere sorsanız millete hizmet ediyoruz, millet için çalışıyoruz derler. Siz inanıyor musunuz bir insanın hayatının 20-25 yılını millete hizmet için harcayabileceğine, bu akıllı bir insanın yapacağı şey mi ? . Eğer gerçekten millete hizmet için siyaset yapıyor olsalardı, en fazla iki dönem sonunda diğer partilere biraz da siz millet için çalışın, yorulun, hizmet edin, hep biz mi yorulacağız, biz artık dinlenelim demezler miydi ? Bir küçük belde belediye başkanının bile bir dönemde yedi sülalesine yetecek kadar büyük servetler yaptığı bir ülkede siyasetçilerin millete hizmet için çalış
musto 26 Eylül 2019 00:39
Atatürk'ün bir sözünü hatırlatıyor geldikleri gibi giderler.Dertlerimize deva işsizimize iş ülkeye huzur getireceklerdi : Bırakın ülkemizi çevre ülkelerde huzur kalmadı 10 milyona yakın işsiz, iş bulursan 2 paket sigara parasına çalış ülkeyi kaosa sürüklediler. Giderler'de Bu enkazı kim nasıl kaldıracak.
musahhih 26 Eylül 2019 08:53
3
Güzel Türkçe yönünden esen rüzgar, maydanozgiller familyasından bir takım zerzevattan, garip hışırtılar çıkartıyor, diye, başlayacaktım söze, şimdi kendilerini fasulye gibi nimetten saymaya kalkarlar, deyip, vazgeçtim. Musto, onun doğrusu şu: Giderler de. De/da ya durum ekidir ya bağlaç. Durum eki olunca kelimeye bitişik, bağlaç olunca kelimeden ayrı yazılır. HİÇBİR ZAMAN KELİMEDEN KESME İŞARETİ İLE AYRILMAZ. Katılıyorum: AKP, bu ülkede huzur bırakmadığı gibi, çevremizde de huzursuzluk yarattı. Bunların yalanına şeytan, talanına Hülagü Han ağzı açık bakıyor.
musto 26 Eylül 2019 10:49
1
Sahi Musahhih Hülagudan bahsettin İlhanlılar İslam coğrafyasında 2,5 milyon insan katlettiler mi : Irak, Libya ,Suriye vd katledilen yıkılan yakılan islam şehirlerinde ölen 10 milyonlarcası mülteci olan insanlar.Bunları durduracak BAYBARS gibi komutanları nereden bulacağız.
musahhih 26 Eylül 2019 11:34
0
Ayn Callut Savaşı, Moğolların, yaka yıka Batı’ya doğru yürüyüşlerinden 43 yıl sonra ilk defa yenilgiye uğradıkları savaştır. Bu savaşın sonucunda Müslümanlar yok olmaktan kurtuldu, Moğolların yenilmez olduğu fikri çürütülmüş oldu ve Memlukler de kaybettikleri toprakları geri alabildi. Soru şu Musto: 43 yerine kaç yazarsak, bu tarihi olayın günümüzdeki karşılığını buluruz? Sultan Kutuz’a karşılık gelen günümüz kahramanı kimdir? Baybars, Kutuz'u bir daha öldürecek mi? :)
musto 26 Eylül 2019 17:15
0
Hayatımızda sonradan yolunu şaşırmış Sultan Kutuzlar ve adil Baybarslar da olacak. Piramitleri gezen Baybars'ın ağladığı söylenir kaç yüz bin kölenin bunları yaparken acı içinde öldüğünü öğrenir.İnşallah sonumuz Piramit yapan kölelerden olmaz.
KARAR OKURU 27 Eylül 2019 19:50
0
musahhih ve musto, Baybars Çerkestir, diğer birçok Memlük kıralı gibi !
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 00:35
SAYIN DAVUTOĞLUNUN ON BEŞ SAYFALIK MANİFESTOSUNDA ESAS SORUNUN, KAMU İHALE KURUMUNDAN BESLENEN BİR AVUÇ AZINLIĞIN PARTİ VE TEŞKİLATTA EGEMEN OLDUĞU KANAATI iddiası tartışılır.ŞEFFAFLIK YASA TASARISININ VETOSU DAVUTOĞLU BEYİ HAKLI KILARMI.? Birde ehliyet ve liyakatlı kadroların tasfiyesi iddiası var.bekleyip göreceğiz. AMA HALK DAVUTOĞLU BEYİN ARKASINDAN AKACAK GİBİ.
Kalanların da, gidenlerin de tek bir sebebi yok. Yani sebepler aynı değil. Menfaati, kesildi diye gidenler de var, AKP ile ihtilafa düştüğü için gidenler de var. Kalanlar da öyle. Menfaati için kalanlar da var, dava için kalanlar da var. Hatta dava için başta AKP'nin kuruluşuna karşı olup, Fetö olayından sonra Erdoğan'a destek için yeni gelenler de var.
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 14:14
1
Dava!
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 19:14
0
14.14, Kuyruk acısı, evlat acısı davası...
KARAR OKURU 26 Eylül 2019 00:02
Son zamanlarda okuduğum en güzel yorumlardan. Iyi niyetli olan herkese gelsin. Kaleminize sağlık!
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN