Back To Top
Halkın yüzde 51’i yanılmış olabilir mi?

Halkın yüzde 51’i yanılmış olabilir mi?

 - Son Güncelleme: 13.12.2018 Perşembe 01:18
- A +

İngiltere’nin Brexit’le probleminin bir türlü bitmeyişi aslında iki yıl önceki halkoylamasıyla alınan kararın toplumun bütününün iradesini ve beklentilerini temsil etmiyor oluşu yüzünden. Diyeceksiniz ki halk oylamasına dayanan, yani halkın çoğunluğunun onayını almış olan bir karar o halkın iradesini nasıl temsil etmez?

Demokrasinin bilinen teorik problemleri derin ve içinden çıkılması zor bir konu… Oralara hiç girmeyelim… Ama seçimlerin ve halk oylamalarının pratik problemlerini konuşabiliriz.

Hatırlayın… 2016’da gerçekleştirilen Brexit referandumunda oy kullanan Birleşik Krallık vatandaşlarının yüzde 51.9’u “Avrupa Birliği’nden çıkalım” demişti… Bunun sonucunda ülkenin AB’den ayrılması yönünde teknik ve yasal süreç başlatıldı. Ancak bugün itibarıyla İngiliz toplumunun çoğunluğu Brexit karanının yanlış olduğunu düşünüyor. Bu karardan geri dönme imkânı ise -teorik olarak var ama- pratikte yok gibi...

Geri dönme imkânı yok ama 2016 referandumuna evet diyen yüzde 51 de bugün ortada yok. Demek ki referandumun kabulü için sözgelimi yüzde 70 oranında evet oyu gerekmiş olsaydı, böyle bir sorun yaşanmayabilirdi. Hiç değilse böyle bir sorunun yaşanma ihtimali daha düşük olurdu.

Ancak mesele belirli bir tasarının veya talebin kabul edilip edilmemesi şeklinde ortaya konulduğunda iki taraftan birini yüzde yetmiş çıtasına mahkûm etmek adil olmaz tabii. Ne var ki bir meselenin yalnızca iki çözüm yolu olduğunu düşünmek yanıltıcı. Daima bir üçüncü yol bulunabilir. Pek mantıklı olmasa da örnek olması itibarıyla söylüyorum, Brexit bağlamında, AB üyeliğinin yol açtığı bazı sakıncaları AB üyeliğini sona erdirmeden gidermeye yönelik bir teklifler paketi üçüncü bir seçenek olarak sunulabilirdi.

Diğer yandan, diyelim ki marketlerde poşetin ücretli olup olmaması gibi geri dönülmesi, sonuçlarının telafisi mümkün olan bir konuda yeterli olabilecek “yüzde 51” ülkenin kaderini değiştirecek bir konuda da yeterli kabul edilebilir mi? (Halkın oy verme tercihlerini etkileyen faktörler içinde “yalan haber”lerin, bilinçli manipülasyonların payı bilahare daha net ortaya çıktı.) 

Bu çerçevede AB üyeliği konusunda, yüzde 51’in verdiği kararla yüzde 49’un (ve ayrıca şu ya da bu sebeple sandığa gitmeyenlerin) geleceğini belirlemek ne kadar hakkaniyete uygun? (Daha spesifik bağlamlarda dile getirilebilecek itirazlar da var: “Yaşlıların oylarıyla gençlerin geleceğine karar vermek adil mi?” gibi… Brexit oylamasında yaşlıların çoğu evet, gençlerin çoğu ise hayır oyu kullanmıştı.) 

***

Yüzde 51 Allah’ın emri değil… Biliyorsunuz, Meclis’teki oylamaların bazılarında basit çoğunlukla karar alınabiliyor... Basit çoğunluk oturuma katılan milletvekillerinin yarısından bir fazlası, yani yüzde 51’i demek. Daha önemli konularda bu oran yeterli olmuyor. Sözgelimi anayasa değişikliğinde 400 milletvekilinin (yaklaşık yüzde 66) oyu gerekiyor. Ama anayasa değişikliği halk oyuna götürülürse sandıkta yüzde 51, yani halkın basit çoğunluğunun onayı yeterli oluyor.

Oysa milletvekillerinin kullanacağı oylar için geçerli olan oranların halkoylaması için de geçerli olması düşünülebilir pekâlâ.

Düşünün ki bizim anayasamız hak ve özgürlükler referandum konusu olamaz diyor. Yani “milli irade”ye böyle bir hak vermiyor. Demek ki halkoyunu ve milli iradeyi bile sınırlayan en bağlayıcı metin anayasa. Öyleyse bu kadar önemli bir metni değiştirmek için sandığa giden vatandaşların yüzde 51’inin görüşünü yeterli saymak doğru mu?

***

Brexit örneğine dönecek olursak... İşin tuhaf tarafı şu: Birleşik Krallık AB’ne girerken de referandum yapılmıştı. Ama 1973 yılında fiilen AB’ne üye olmuş, 1975 yılındaki referandumla halktan sadece onay alınmıştı. Referandumun bağlayıcılığı da yoktu, “istişari” nitelikteydi. İlerleyen yıllarda ülkedeki AB karşıtlığının bayraktarı da hep İşçi Partisi çevresindeki solcu siyasetçiler olmuştu. 2000’li yıllarda bu değişti, dünyadaki genel değişimin de paralelinde birtakım popülist sağcı siyasetçiler kendi şahsi hesapları için konuyu istismar etmeye başladılar. Siyasi iktidarların kendi kusurlarını ve yetersizliklerini örtmek için AB’ni günah keçisi gösterme tavırları da bu cereyanı besledi. Sonuçta sağcı Muhafazakâr Parti AB konusunda ikiye bölündü. Daha önce AB karşıtı pozisyonda yer alan solcu İşçi Partisi ise AB yanlısı oldu.

Kim bilir, belki 216 referandumunda evet ve hayır oyu kullanan yüzde 51 ile yüzde 49 da günün birinde yer değiştirebilirler. Halk oylamasının cilvesi bu…

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Hersoy 16 Aralık 2018 14:41
Teoride referandumda somut konulara cevap aranır, anayasa gibi soyut ve geniş kapsamlı sorunlar genelde meclislerde sonuçlandırılır; ama hin siyasiler meclislerde üçte iki çoğunluğa ulaşamayınca olayı %50+1 ile meydanlarda çözüverirler ve adına da demokrasi derler, yersen tabi, ama bizim gibi toplumlarda yiyen de çok bulunuyor...
Hersoy 16 Aralık 2018 14:33
Sayın yazar biraz daha cesaret, olacak bu iş, kafanızdakini daha açık yazabilirsiniz; sonuçta herkes aynı düşünmek zorunda değil.
KARAR OKURU 14 Aralık 2018 11:22
Celladına aşık olmuşsa bir millet İster ezan, ister çan dinlet İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet Müstehaktır ona her türlü zillet. Ömer Hayyam
KARAR OKURU 14 Aralık 2018 21:40
1
biz 'o şiiri' her türlü yazarız. rahat ol sen..
Ak Partili 16 Aralık 2018 03:46
0
Bir de Aziz Nesin alıntıladınız mı seçim sonrası için hazırsınız.
KARAR OKURU 14 Aralık 2018 10:42
hicbir rejim mukemmel deyildir bugunku cag bunun kaniti bence insana yatirim onemli tarih boyunca iyi sistemlerde toplumun tum sorunlarina care olamadi sadece liderler ki o liderler caglara damga vurdu donemleri yildiz gibi bugunlerekadar isik sacti en kucuk toplulardan cok ukyslu devletlere kadar herkes bugun lider eksikligini hisediyor
KARAR OKURU 14 Aralık 2018 10:29
karar editoru size yonelik eleztirilerimin hicbirini yayinlamadiniz baska bir rumuzla sizi oven elestirilerim yayinlaniyor
ramazan gün... 13 Aralık 2018 20:36
(7) 'istişare'!. bu güzel bence.. halk ile yönetim arasında irtibatı ve dahası itimadı sağlamak açısından. temsilde kendi 'iradesini' görmek. ama daha da somut hale getirmek için şöyle mi demeli: 'halk hakemdir'. nihai noktalarda.. ve belki 'beledi işlerin' alanını genişletmek ve hükümeti bu alana dahil etmek; bu uzar. özetle, devlet, rejim, hükümet...
ramazan gün... 13 Aralık 2018 20:13
(5)burda makrondan önce ben söyledim (biliyoruzda konuşuyoruz heralde:) 'demokrasiye dair rejim sorunundan DAHA YAPISAL bir sorun var' dedim. sağolsun makron da 'görünenden daha yapısal bir sorunumuz var, biliyorum' dedi. nah biliyorsun!. o hala ne yaparız da orta sınıfa 3-5 'ateşleyebiliriz' kafasında.. hoş, demokrasinin bir 'gözyumuculuk teamülü' olarak, 'para varsa benim seçmediğim de yönetse uyar' tarafı var ama. adam 'zenginden vergi almam' dedi. 'alamam' diyemedi. çünkü peşinden 'nasıl alamazsın'? sorusu gelecekti.
KARAR OKURU 14 Aralık 2018 10:36
0
cumhuriyet kurulurken heryonuyle ornek aldigimiz batinin en demokratik ulkesi fransanin ne cok demokratik eksikligi varmis vede karar yorumculariyla okurlari vasitasiyla bu bilgileri ediniyoruz hahahah gulesimde yoktu once sunu diyeyimki mukemmel yontem ve yonetim yoktur insanlar acimasiz ve suca meyillidir ozgurlukle sorumluluk farkliliklari bir arada yasatmak sanildigigibi sinirsiz ozgurlukle mumkun deyil azinliklaricoguluklar karsisinda acze dusurmek ulke olmayi zaafa ugratir kurucu yapi herseyin ustunde tutmak esastir ustun olma durumu azitmalarin ve isyanlarin oldugu donemde insiyatif olu
ramazan gün... 14 Aralık 2018 11:34
0
'acimasiz ve suca meyillidir' böyle BAŞLARSAK.. böyle başlıyor ve 'demokrasi aramaya' çıkıyoruz. diyelim böyle. o zaman acımasızlığın ve suça meylin altında yatanı konuşalım; ona da yok deniyor.. bu batıda böyle biliniyor: zira insan doğuştan kabahatlidir. insan insanın kurdudur.. sonra bulabildiğimiz en iyi şey 'empati' oluyor. oysa bize 'sempati' lazım. 'birbirimizin gözünü oymaya gelmedik dünyaya' diyor adam, ona da 'empati' yapıp geçiyoruz..
ramazan gün... 13 Aralık 2018 20:06
(4)bu sanki halkın iştiraki imiş gibi yanılsama yaratıyor. kararlar NEYE GÖRE verilsin yerine, KİM versin'i oyluyoruz. işte batı demokrasilerini bizden üstün kılan nokta buralarda bir yerlerde; onlar, nasıl, neye göre vb 'keyfiyete dair' soruları hiç halka götürmüyorlar da o sebeple daha sorunsuz görülüyorlar. e, 'paris sıkıntısı'nı nereye koyacağız?. mesele şu ki, vestfalyadan beri olan 'yapı' artık kendini 'yapısal sorun' olarak açık ediyor;dünya değişiyor. batı 'başlangıç imtiyazlarını' ötekine kaptırıyor ve mesafe kapanıyor..
ramazan gün... 13 Aralık 2018 19:58
(3)basit bir şirkette, idari işler ile vizyon meselesi gibi. hükümet ne işe yarar? sürekli değişen vizyon mu olur?. batı demokrasileri, vizyon bahsinde, vestfalyadan beri neredeyse aynı dinamikler üzerindeler. ve demokrasi bir 'idari işler yürütme metodu' olarak mevcut. hep denilen 'bizim gibi demokrasiyi özümseyememiş' ülkelerin sorunu burda başlıyor. demokratik mekanizmayı bir 'vizyon yapıcı' olarak kullanmaya çalışıyoruz. çünkü bizim 'vizyonumuzu çaldılar'; yok!. bir yanılsama yaratıyorlar; 'ekonomi NASIL yönetilsin yerine KİM yönetsin'?.
ramazan gün... 13 Aralık 2018 19:44
(2)fransız ihtilalini -aslında- aristokrasinin istediği söylenir. tarihçi, 'çünkü fransadan memnun değillerdi' diye ilave eder. ben buna da ilave edeyim: aslında aristokrasi kendinden memnun değildi. bu kadar büyük bir 'yükü', tansiyonu 'ne için' taşıyordu ki?. para, imkan vb tüm 'başlangıç imtiyazlarını' elinde tuttuğu sürece bunu halka devretmek ne büyük 'nimetti'!. e, 'bi kral ve 3-5 sevimsiz' küçük bir bedel sayılabilirdi de.. 'geçmiş'ten 'geleceğe' kimler geçebilmişti?. bu 'imtiyazlılar' kimlerdi?.
ramazan gün... 13 Aralık 2018 19:35
(1)'demokrasinin problemlerine girmeyelim' demişsin ama, 'problemin kaynağı'nın orda olduğunu anlatan bir yazı yazmışsın. demokrasinin en büyük sorunu ise kendisinden talep edilen şeyi gerçekleştirecek araçlara sahip olmaması; etyenin de dediği gibi 'son tahlilde' elimizde bir sandık bir de oy pusulasından başka bişey yok!. ben biraz daha ileri gidip, 'aslında demokrasi diye bir şey yoktur; insanoğlunun pratik olarak uygulayabildiği sadece iki yönetim biçimi vardır: monarşi ve oligarşi; diğer tüm alt biçimler burdan saçaklanır' diyeceğim..
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 18:25
Başlıktaki soruyu, Türkiye için sorduğumuzda, cevabım : KESİNLİKLE !!!
musto 13 Aralık 2018 15:36
İngiltere de milletvekilini parti lideri aday gösteremez halk daha bilinçli temsil edecek adayı kendisi seçer bana göre hassas konularda referandumun en az 3/2 çoğunlukla yapılması gerekir bizde parti ne istiyorsa ilerisini düşünmeden kabul ediyoruz işte yargı referandumu sonu hüsran oldu geri çark ettik...
Allah Kulu 13 Aralık 2018 12:17
Önüne gelen Allah adına konuşuyor.
Köroğlu 13 Aralık 2018 11:43
"haklı olmak", "yanılmak" bir yerlerde bir mutlak doğru olduğunu ve kimin bu mutlak doğruyu bulup bulamadığını ortaya çıkarmayı varsayar. Oysa mutlak doğru yoktur. Tercihler vardır. Demokrasilerde seçim doğruyu bulmak için değil, tercihler yelpazesini ortaya çıkarmak için yapılır. Tercihlerin karara dönüşme mekanizması daha karmaşık bir konu.
23 13 Aralık 2018 10:47
Bazı konularda dogru ve yanlis var midir ki yanilalim. Halk bi yön secip o yonde yurumez mi AB cebimiz icin uygun ama bizim ozgurlugumuzu kisitliyordu AB den cikildi cebimiz bizi kisitliyor daha fazla ozguruz gibi Onemli olan halkin yonu diyorum.....
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 10:36
Yaziyi sanirim herkes "kizim sana söylüyorum, gelinim sen anla" seklinde yorumluyor. Brexit yerine 24 Haziran konularak okunabilir gercekten.
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 10:30
çoooookkkkk gec kalinmis bir yazi.ama hala guncel
KARAR OKURU-NC 13 Aralık 2018 09:40
Halkın rahatsız olduğunu kim ölçmüş? Referandum sonrası seçimlerde Cumhur ittifakı iddiası 2016 referandumu rövanşını vermeyelim şeklindeydi. Sonuç değişmedi. Mecliste bile değişmedi. Bence bir gün iktidar el değiştirdiğinde ülke kısır döngüyü aşma ve demokratik bir kültüre iştirak ve yaygınlaştırma yolunda muhafazakar-İslami kesim çok pişman olacak. Türkiye belirli konularda muhafazakar-seküler yarılmasını aşamazsa demokratikleşemez. Herkes kendine Müslüman. O yüzden demokratlık bir muhalif söylem biçimi olmaya mahkum.
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 09:31
Evet Allahın emri(mutlak) değildir.Lakin mukayyet dir. Yani şarta bağlı en Allahının muradına en yakın ilkedir.Ancak; secmenin bilgisizliği ,ilgisizliği,OLİGARŞİNİN TUNC yasası,cıkar guruplarının iktidara yaptığı baskı ve lider diktası( neyin oylanacağına ve kimin secilmesi gerektiği noktasında kitlenin onüne getirilen secenek)Allahın muradına yaklaşmayı engeller
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 08:28
Bu soruyu sormak için biraz geç olmadı mı?
% 51 Allah' ın emri değil amma hakkaniyetli bir seçim olmuşsa, Allah' ın emrine en yakın durum bu diyebiliriz.Tabi Türkiye içn diyorum. Öbür türlü her türlü seçkinlere mi biat edeceğiz."Sandık demokrasisi" diyen tepedencilere yaklaşmayalım lütfen. % 51 in sayısız mahzurundan bahsedilebilir.Ama daha iyisi uygulanana kadar, toplamda en az mahzurlu yol bu denebilir.Bir de Allah' ın muradına en yakın.Nasıl mı? Ayet sünnet icma ve kıyasın ölçüleriyle.
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 18:27
1
Çeşitcioğlu Allah adına konuşmayı ne kadar da çok seviyorsun. Eminim bu İLLET sana, Nurslu Said'den bulaşmıştır.
Ak Partili 13 Aralık 2018 04:39
Halkın %51'i haklı olabilir mi?
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 13:12
2
haklı haksız sübjektif kavramlar. halkın %51i batıya sırt dönmeyi seçti diyebiliriz. bu tercihin sonuçları da ona göre olacak. daha fakir, daha baskıcı, daha istikrarsız bir ülke olacağız.
Ak Partili 13 Aralık 2018 18:45
6
Batı zulmünden kurtulacaksak aç kalmaya da baskıya da razıyım.
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 19:51
0
nedir o zulüm? nasıl kurtulacaksın?
KARAR OKURU 13 Aralık 2018 00:46
"Bizim anayasamız hak ve özgürlükler referandum konusu olamaz" dese bile bugün öylesi bir "milli irade" anlayışı var ki, özgürlüklerin kısıtlanması için dâhi referanduma gidilebilir, hiç şaşırmam. Bahçeli çıkar özgürlüklerin kısıtlandığı fiili bir durum var hemen bunu zeminine oturtalım der ve Erdoğan'da milli ve yerli der kolları sıvar. İngiltere global anlamda önemli olsa bile, benim için ülkem de ülkem. Güzelim ülkeyi mahvettik, ileriye gidiyoruz derken 90'lı yıllara döndük.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN