İran’ın gücü, rejimin zaafları

ABD, İsrail ile birlikte, İran’a saldırmakla ne elde etmeyi bekliyordu ve bekliyor? Hedef olarak “rejimi değiştirmekten” bahsediyorlar ama İran’da, iddia edildiği şekilde, mevcut rejim devrilse bile -ki bu hiç mümkün görünmüyor- bundan ABD’nin ne elde edeceği meçhul. 2003’te Irak’taki rejimin devrilmesinin Amerikalılara ne kazandırdığının hâlâ bilinememesi gibi.

Öyle anlaşılıyor ki Trump’ı bu işin içine iten birkaç motivasyon kanalı var. İlki, “Wag the Dog” filminde olduğu gibi, Epstein dosyalarının daha fazla başını ağrıtmaması için bir şey yapmak zorunda olması.

(1997 tarihli filmde ABD Başkanı, hakkında ortaya çoktan bir cinsel skandalı örtbas etmek için hayali bir savaş başlatıyordu.)

İkinci sebep bu yıl yapılacak ara seçimleri kaybedecek görünmesi. Bunun için de yine “bir şey” yapmak zorunda olması.

Belki en az bunlar kadar önemli bir diğer motivasyon ise bir yanda İsrail’in, öbür yanda Suud ve Ortaklarının bu yöndeki “karşı konulamaz” istekleri. Böyle bir hizmetin karşılığı olarak masaya konulan vaatlerin ne olduğunu bilmesek de Trump’ın nasıl biri olduğunu hepimiz biliyoruz artık.

Kendi kişisel çıkarları dışında hiçbir şey umurunda olmayan biri ABD Başkanı Trump. Dünyanın geleceğini düşünecek değil. Ayrıca utanması, sıkılması da yok. Çıkarı ne gerektiriyorsa onu yapıyor, imkanı olduğu sürece yapmaya da devam edecek.

Onun için Trump’a kızıp durmaktansa bu adamın köpeksiz köyde değneksiz gezebiliyor olmasının sebeplerini düşünmek daha doğru olacaktır.

Tam da bu noktada Ortadoğu tarihçisi Bernard Lewis’in meşhur tespitini bir kez daha hatırlatmakta fayda var: Bir toplumda işler ters gitmeye başladığında insanların zihninde çeşitli sorular belirebilir, diyordu ünlü oryantalist. “Avrupa’da dün, Ortadoğu’da ise bugün böylesi bir durumda en yaygın şekilde akla gelen soru ‘Bunu bize kim yaptı?’ sorusudur.”

Ama Osmanlılar diyor, tarihlerindeki en büyük badireyle karşılaştıkları zaman farklı bir soru sordular: “Biz nerede hata yaptık?” Lewis devamla şunu ilave ediyor: “Türkiye’de bu iki farklı soru üzerine Karlofça Antlaşmasının hemen ardından başlayan tartışma Küçük Kaynarca’dan sonra hız kazandı. Bir bakıma bugün de devam ediyor.” (Bernard Lewis, “What Went Wrong”, Oxford University Press, 2002, sh. 22-23)

Ne yazık ki artık böyle durumlarda Osmanlı aydınlarının sorduğu “Biz nerede hata yaptık” sorusu gelmiyor aklımıza. Şimdi biz de herkes gibi “Bunu bize kim yaptı” diye sormayı tercih ediyoruz. Çünkü o “Biz nerede hata yaptık” diye soranların verdikleri cevaplar hoşumuza gitmedi, daha doğrusu işimize gelmedi. Onun için herhangi bir sıkıntımız olursa bundan dolayı hemen dış güçleri veya içimizdeki hainleri lanetleyerek işin içinden çıkabiliyoruz. Sorunu çözmek için düşünmek, tartışmak, araştırmak, çaba harcamak gerekmiyor böylece.

Yaşadığımız sorunların kaynağı üzerine kafa yoran ve birtakım çözüm önerileri getiren insanlar bugün de yok değil tabii, yalnızca onları dinleyen yok.

Toplumsal zihniyet yapıları bu çözümlerin benimsenmesine müsaade etmiyor. Biz yine vaktiyle düşünülüp bulunmuş çözüm yolları doğrultusunda az çok veya iyi kötü bir mesafe aldık. İslam dünyasının geri kalanında, aslında üçüncü dünyanın genelinde, özellikle de halk iradesinin yönetime yansımadığı ülkelerde birtakım donmuş geleneksel anlayışlar toplumun çıkarı önünde aşılmaz bir duvar oluşturuyor.

Maalesef İran da onlardan biri. Rejim alabildiğine güçlü, Amerikan ordusunun yıkamayacağı kadar kök salmış durumda ama devlet aygıtı güçsüz, başarısız ve verimsiz. Neden? Tek kelimelik olmasa da iki kelimelik cevap: Kurumlarının işlevsizliği. Dört kelime isterseniz, kurumlarının işlevsiz bırakılmış olması.

Tıpkı bir haftada bitirmek üzere başlattığı Ukrayna savaşında boyunun ölçüsünü alan Rusya gibi.

Yine mi kurumlar diyeceksiniz belki ama devletin kurumlardan oluşan bir makine olduğunu bir an için bile akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bu gerçek unutulursa çok büyük sıkıntılar ortaya çıkıyor.

Epey zamandır İran’da bir “kurumsal devlet” çarpmıyor gözümüze. Kurumlar devleti değil, bir tür dar kadro yönetimi söz konusu. Elbette günlük devlet işlerini çekip çeviren birtakım görevliler var ama bunların arasında gerçek anlamda yetkili ve sorumlu yok. Çünkü görevlilere yetki ve sorumluluk dağıtılmıyor mevcut sistem içinde. Dolayısıyla kimin ne yaptığının bilinmediği bir ortam bu. El yordamıyla götürülüyor işler.

Bütün kurumların etkisiz ve yetkisiz hale getirilip yönetim iradesinin dar bir çevrenin eline bırakılması, İran’daki devlet aygıtının neden bu kadar başarısız ve verimsiz olduğu sorusunun peşin cevabı.
Devlette karar alma süreçlerini yavaşlatan, yetki-sorumluluk zincirini bulanıklaştıran, denetlenebilir ve hesap verebilir olmayan bu yönetim tarzı hiçbir ülkeyi bulunduğu yerden daha iyi bir yere götüremez.
Şunu unutmayalım: Ekonomisi petrol ve doğalgaz gelirlerine bağımlı olduğu, bu zenginliğin ise iktidar ilişkileri çerçevesinde dağıtıldığı, yani “siyasi sadakat üretme aracı” olarak kullanıldığı, dolayısıyla da yatırım, rekabet, inovasyon gibi kavramların dolaşımda olmadığı bir ülkeden söz ediyoruz.

Bu tabloda gördüğümüz manzara çok net: Rejimin dış politika tercihlerinin maliyetini karşılayamayacak bir ekonomi ve idare sistemi. İran rejiminin dışlayıcı karakteri ise kaydedilmesi gereken diğer temel sorun kaynağı. Buradaki görüntü de gayet net: İçeride kendi halkının bir bölümüyle kavgalı bir yönetimin dış tehditler karşısında dayanma gücünün zayıflaması doğal bir sonuç.

Mevcut rejimin bugün bir dış müdahaleyle devrilmesinin pek mümkün görünmüyor olması hiçbir şey değişmeden yola devam edebileceği anlamına da gelmiyor.

YORUMLAR (15)
15 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.