Memleketimizin bereketini faizci CHP kaçırmış olabilir mi?
Yazıya böylesine absürt bir başlık koyduğum için okurlardan beni mazur görmelerini diliyorum. Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmayı dinlerken, gayri ihtiyari böyle bir başlık aklıma takıldı.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, adeta bir muhalefet lideri üslubuyla ‘faizci iktidarlar’a yüklenince, bir anda Türkiye’yi 24 yıldır CHP iktidarı yönetiyormuş gibi bir hisse kapıldım.
Bu hissiyatım konusunda da haklı olduğum kanaatindeyim. Herhalde Erdoğan, şu sert ifadeleri kendi iktidarına karşı kullanmamıştır: “Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz.
Yalnızca kâr maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz.”
Eminim ki Cumhurbaşkanının bu sözlerini dinleyen herkes de çok doğal olarak, “Bak sen şu CHP’ye… 25 yıldır uyguladığı faizci politikalar yüzünden memleketin bereketini kaçırdı, zaten faizci bunlar” deme ihtiyacı hissetmiştir.
Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan, eleştirilerinin muhatabı olarak bir parti ismi vermese de biliyoruz ki, memleketi tam 24 yıldır AK parti iktidarı yönetiyor.
Ve yine biliyoruz ki özellikle son on yılda uygulanan fantastik ekonomi politikalarının sonucu olarak faizlerdeki çılgın yükseliş yüzünden Türkiye, dünyada ‘faiz cenneti’ olarak anılır hale gelmiştir.
İktidar gerek yurt dışından gelen sıcak paraya gerekse içeride icat ettiği Kur Korumalı Mevduat (KKM) aracılığı ile inanılmaz faizler vererek Türkiye’yi ‘faizcilerin’ cazibe merkezi haline getirmiştir.
2025 yılı Ağustos ayı itibariyle KKM’nin, devleti 60 milyar dolarlık zarara uğrattığı hesaplanıyor. Uzmanlara göre, KKM’nin yarattığı gelir adaletsizliği de ekonomide pek çok sorunu kangren hale dönüştürdü.
Ve daha da dramatik olanı, Türkiye’nin 2003-2023 yılları arasında faize tam 563 milyar dolar ödemiş olmasıdır. Türkiye halen yılda 60 milyar dolar faiz ödüyor.
Bir yanlış anlamayı önlemek için hatırlatmakta yarar var. Ben faiz meselesine iktidarın baktığı pencereden bakmıyorum. Eğer AK Parti iktidarının ve fetvacılarının faizle ilgili görüşlerini esas alacak olursak bu iktidar, kesinlikle faizci bir iktidardır.
Gerçi Hayrettin Karaman Hoca, Kur Korumalı Mevduat’a ödenen faizin ‘caiz’ olduğunun altını çizerek diyor ki: “Bazı hocalar, devletin ödemesinin faiz olduğu kanaatindeler. Ben bu kanaatte değilim, ‘devletin ödemesi hibedir’, diyorum.”
Aslında esas tartışılması gereken mesele şu: İktidar, KKM’ye büyük miktarlarda faiz öderken hocaların fetvalarıyla faizciliği meşrulaştırıyor. Ama ekonomi bilimiyle asla izahı mümkün olmayan yöntemlerle kağıt üzerinde faizleri düşürürken ise “Nas var nas, sana bana ne oluyor?” argümanını kullanıyor.
Bu yüzden de iktidarın faizle ilgili söylemleri, ne yazık ki bir retorikten öteye geçemiyor.
Eğer Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerin ekonomileri üzerinden bakarsak bu ülkelerin, tam da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özlemle dile getirdiği ‘düşük faiz’ uygulayan ülkeler olduğunu görürüz. Galiba onlar ‘Nas’a bizden daha çok itibar ediyor.
Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘İslam ekonomisi’ bağlamındaki şu sözlerinin de altını çizmek gerekiyor: “Değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır.”
Keşke Müslüman dünya, hiçbir temel dayanağı ve karşılığı olmayan şu ‘İslam ekonomisi’ tanımlamasından kurtulabilse. Bir kere ‘İslam ekonomisi’ ya da ‘Hristiyan ekonomisi’ diye bir şey olmaz. Bütün bu ekonomik faaliyetlerin bir tek adı vardır: Ekonomi…
Dolayısıyla rasyonel dünyada finansal ve ticari hayatın kuralları, nasıl ekonomi bilimine göre işliyorsa, Müslüman dünyada da öyle işlemek zorundadır. Aksi taktirde gelişmiş dünya, faiz oranlarında sıfıra yaklaşırken biz ‘faiz masalları’ anlatmaya devam ederiz.
Bu çerçevede, gelişmiş dünyadaki faiz gerçeğine kısaca bakmakta yarar var. 2019 yılında henüz pandemi tehlikesi tam başlamadan Avrupa’da politika faizi sıfır, mevduat faizleri ise yüzde eksi 0,50 ve marjinal fonlama faizleri de yüzde 0,25’lerdeydi. Pandemi sürecinde bütün dünyada faizler yükseldi. Şu anda Euro Bölgesi faiz oranı yüzde 2,15. Bizde ise politika faizi yüzde 37.
Görüldüğü gibi, Avrupa ile mukayesesi bile mümkün olmayan iç karartıcı bir tablo ile karşı karşıyayız. Müslüman dünya olarak kendimize bir iyilik yapalım ve masal anlatmaktan vazgeçelim.
