Back To Top
Ne evet ne hayır

Ne evet ne hayır

 - Son Güncelleme: 09.07.2019 Salı 08:10
- A +

Gerçek kelimesi kavram olarak zihnimizde iyiyi, güzeli, olumluyu çağrıştırır ilk anda. Yalan, sahte, yapmacık gibi kelimelerin olumsuz bir anlam ifade etmeleri gibi…  Oysa gerçek olan her şey güzel değil. Kötülük de bir gerçek mesela ve hiç güzel değil. Acı, ızdırap, felaket, ayrılık, utanç, çaresizlik, başarısızlık… Hepsi hayatımızın gerçekleri ama hiçbiri hoş değil.

Diğer yandan, bazen gerçek olmayan şeyler de güzel olabilir. Hayallerimiz, ümitlerimiz, rüyalarımız gibi… Onun için insanlar bazen -gerçekten büsbütün de kaçılamayacağı için- hoşlanmadıkları gerçeklerin yerine “aslında gerçek olmayan” başka bir gerçek koymaya yönelirler. Karşılıksız aşkın pençesine düşmüş zavallıların “aslında o da beni seviyor” diye düşünüp buna sahiden inanması gibi… Kısacası, gerçeği kabullen(e)memek…

Siyasi konulardaki “komplo teorileri” de aynı problemin dışavurumu… İşler yolunda giderken hiç akla gelmeyen “karanlık güçlerin gizli eli” vaziyet bozulmaya yüz tutunca yegane açıklama yolu oluyor: “Başımıza gelenler” bizi engellemeye çalışan organize güçlerin işi… 

AK Parti iktidarının ilk dönemlerini hatırlayın… Muhaliflere göre, Türkiye’yi belirli amaçlar doğrultusunda yönlendirmek ve küresel planların işleyişini temin etmek yolunda ülkemizi içeriden kontrol etmek isteyen karanlık güçlerin maşasıydı AK Parti. Zaten yöneticilerinin biri Ermeni, öbürü Yahudi, bir diğeri dönme ve mason olduğu için dış güçler hesabına çalışmaları normaldi!

İktidar mensuplarının da o günkü aklı başında muhaliflerin de gülüp geçtiği bu iddiaların benzerleri bugün artık AK Partililer tarafından savunuluyor ki hikayenin en hazin kısmı bu herhalde.

***

Demek ki hoşlanmadığımız gerçeğin yerine başka bir “gerçek” koyma eğilimimiz veya psikoloji tabiriyle savunma mekanizmamız yalnızca bireyler için değil, topluluklar için de geçerli… AK Parti iktidarı bu anlamdaki savunma mekanizmasını ilk olarak Gezi Parkı olayları sırasında çalıştırmaya başladı.

Olayın arkasındaki toplumsal dinamikleri ve özellikle toplumun belirli kesimleri karşısındaki tutumunun ve dilinin payını görmek yerine olup bitenlere dış güçlerin tezgâhı veya derin yapıların komplosu diye bakma kolaycılığını seçti. Ama bu yolun hangi düşünceyle tercih edildiğini bilmiyoruz elbette…

Bildiğimiz, özellikle Gezi Parkı olaylarının ortaya çıkardığı konsolidasyon hem kutuplaştırıcı siyaset dilini hem de iktidarı kişiselleştirme/merkezileştirme siyasetini teşvik etti. Bunun bir anlamı da gözümüzle gördüğümüz gerçeğin yerine “alternatif gerçek”lerin ikamesinin işe yarıyor olmasıydı!

Böylece başa gelen her olumsuzluğu üst akıl gibi muhayyel adreslere, dış politikadaki hataları Türkiye’nin düşmanlarına, ekonomideki kötü yönetimin sonuçlarını karanlık güçlere vs. fatura etmek alışkanlık haline geldi. Ne var ki her güzel şeyin olduğu gibi sorunlara çözüm yerine bahane bularak vakit geçirme konforunun da bir bedeli oluyor. Toplumun verdiği kredi bir yerde tükeniyor. Bunu görmeyip, dostça uyarılara kulak asmayıp, hatta bizzat seçim sandığından çıkan uyarıyı bile “çünkü çaldılar” şeklinde başka bir “gerçek” üreterek örtme refleksi 23 Haziran’da olduğu gibi karşılık bulmaz olabiliyor. Ama ne yazık ki 23 Haziran sonrasının dilinde de gerçeği kabullenme eğilimi gözlenmiyor.

***

Oğuz Atay’ın “Ne Evet Ne Hayır” hikayesinde bir gazetenin “gönül postası” köşesine gönderdiği mektupta “sevdiği insan”la arasındaki problemi anlatan bir genç vardır. “Tuttum sevdiğim insana bir mektup yazdım, cevap vermedi: Ne evet ne hayır” diye başlar macerasını anlatmaya, “durmadan üç ay elle posta ile mektuplar yazdım cevap yok. Ne evet ne hayır” diye devam eder.

Sevdalı genç şansını aramaktan vazgeçmez. Çünkü kesin ve net bir cevap almamıştır. Bu arada başından olmayacak hadiseler geçer. “Tuttular bu kez, sevdiğim en iyi en yakın arkadaşıma, onların silâh şantaj baskı tehdit yoluyla, sevdiğimi de bana karşı koz olarak kullanarak beni zorlayarak en iyi sevdiğim yakın arkadaşımın mallarını bana çaldırdılar. Ben de sevdiğim için katlandım efendim, çaldım.”

Hikâye bu minval üzere sürüp gider… Kahramanımız yıllar sonra bir kere daha görüşür “sevdiği insan”la ve teklifini tekrarlar: “Bana ne evet ne hayır cevap vermeyen insan ‘ben sana haber gönderdim,’ dedi. ‘Kiminle acaba?’ Arkadaşlarımla. Bana böyle bir şey söylenmedi, ben ağzınızdan dinlemek isterim. Böyle dedim. Cevabınız? dedim. Hayır demedi. Red red ediyorum dedi. Ne evet ne hayır…”

***

Size verilen mesajı beğenmediyseniz anlamazdan gelebilirsiniz tabii ama bu şekilde hoşunuza gitmeyen o mesaj “verilmemiş” olmaz, yalnızca “alınmamış” olur. Gerisi sizin bileceğiniz iş olur.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 10 Temmuz 2019 10:39
Yazınıza kısmen katılıyorum. Taki örnek olarak Gezi olaylarını örnek göstermeniz fiyasko.bunun bir kaç elin organizasyonu olduğunu 9 yaşındaki çocuk bile biliyor.
KARAR OKURU 09 Temmuz 2019 15:10
Turkiye' deki yonetimin en temel sorunu bu: alternatif gerceklik yani yalan uretmek; "Böylece başa gelen her olumsuzluğu üst akıl gibi muhayyel adreslere, dış politikadaki hataları Türkiye’nin düşmanlarına, ekonomideki kötü yönetimin sonuçlarını karanlık güçlere vs. fatura etmek alışkanlık haline geldi". Yonetmek sadece basarilarin degil basarisizliklarin da sorumlulugunu almaktir, sorumlulugu baskalarina atmak degil. Hakikatten kopulursa sorunlara cozum bulma imkansizlasir. Turkiye' de yonetici medya, "bilim"ciler alternatif gerceklik yaratarak sorumluluktan kaciyorlar. Sonuc yikimdir...
karar okuru 09 Temmuz 2019 14:05
Peygamber Efendimiz (sav) ve Hulefay-ı Raşidin dönemleri tarihte dış veya iç güçlerin güçlerin tehlike olmadığı dönem var mıdır? Önemli olan bütün iç ve dış olumsuzluklara rağmen gemiyi sahil-i selamete çıkarmaktır. gerisi laf-u güzaf.
Ehl-i İrfan 09 Temmuz 2019 09:48
Karıncalar hayvanlar alemini iki sınıfa ayırmaktadır. a)Aslan, kaplan ve çıngıraklı yılan gibi şefkatli, iyi huylu hayvanlar.... B) Piliç, ördek ve kaz gibi yırtıcı hayvanlar... Sayın Kiras; Olaylara "Kuşbaşı bakmak güzeldir,ama kuş gibi bakmamak şart ıyla."
KARAR OKURU 09 Temmuz 2019 09:43
Yazının son paragrafı çok etkileyici
KARAR OKURU 09 Temmuz 2019 09:42
Güzel bir yazı olmuş
Musto 09 Temmuz 2019 09:30
80 sonu babaları çarşı çocuklarını bizlere teslim etti antalyaya turizm tesisleri şantiyesine gönderdim üç gün sonra senin ekip izmire beşiktaş maçına gitti bu bòyle devam etti bir turlu beşiktaş aşkından taviz vermediler o çocuklar özgür çocuklar kimse onlara istemedikleri bir şeyi yaptıramaz.
KARAR OKURU 09 Temmuz 2019 08:52
Açık şeffaf olmayan yönetim biçimleri sürekli komplo teorisi üretir toplumları manipüle ederler düşman uretirer
? 09 Temmuz 2019 00:50
Gezi olayları sırasında para karşılığı yürüyüş dahil ettirilen insanlar var.Bu size bir şey ifade etmiyor mu?Ya hukuk darbesi,Ya askeri darbe,Şimdi yaşadığımız ekonomik darbe,Ya doğu sınırımızı boydan boya kaplayan pkk, iyi uykular nin ni
......... 09 Temmuz 2019 08:57
1
Ama biz o kadar kötü niyetli değiliz.sizin uykunuzdan uyanmaniz için elimizden geleni yapıyoruz ama siz uykunun Ram donemindesiniz. Hala dış güçler, karanlık eller rüyası goruyorsunuz.yazik size hem de çok yazık...
KARAR OKURU 09 Temmuz 2019 09:03
1
Siz bazı gerçekleri kavrayana kadar Ak Parti de iktidarı kaybetmiş olur diye düşünmekteyim.Yanlışa yanlış demeyi öğrenmek lazım.
Denge 09 Temmuz 2019 10:06
1
Şehir efsanelerine inanmak zorunda değilsiniz. Öncelikle sorgulamak lazım. Dış güçler her zaman vardı zaten ve hala da var. İktidarın görevi dış güçler olduğu durumda gemiyi yürütmek ve bu her zaman böyleydi. Gemiyi yürütemeyince dış güçlere suç bulmak dalgalı denizde gemiyi karaya vurduran kaptan misali. Kaptan bütün suçu dalgaya kesiyor ama kaptan sorumludur çünkü onun görevi o dalgada gemiyi yürütmek zaten! Yürütemiyorsan talip olmayacaksın göreve, bu kadar basit.
KARAR OKURU 09 Temmuz 2019 11:34
2
Kimmiş o para karşılığı yürüyüşe dahil edilenler? Hukuk darbesi ise sizin adamlar, askeri darbe ise sizin adamlar, sahi ne istediler de vermediniz. ekonomik darbe dediğin akp yağma talan ekonomisinin sonucu, bas parayı betona, al avantanı bin cipe. Bitmiş pkk'yı besleyip büyütenler de sizinkiler, Suriyeyi ben bölmedim seninkiler böldü. güya Şam'da namaz kılıyorduk, derken Sultanahmet riske girdi. Ne anlatıyorsun kime anlatıyorsun. Burası sana göre değil seni a habere alalım. Hadi birader sağdan sağdan.
? 09 Temmuz 2019 14:48
2
Hiç kimse benim mesajımı yayınlamak zorunda değil.Nereyi izleyeceğimi de ben karar veririm sizin izninize bağlı değil.Sizin yapmak istediğiniz dağın tepesinden çığ düşürmek.İstediğiniz çığ düşmedi çıldırıyorsunuz.Yalan ve iftirayı siyaset sanıyorsunuz.Boşluklar görüldü alan daralacak size bu işten ekmek çıkmaz.
?? 09 Temmuz 2019 11:00
2
1) Gezi olaylarını kullanmak isteyenler olmuştur. Bu olayların dışarıdan organize edildiği anlamına gelmez. 5 milyon kişi koyun değil 2)Hukuk darbesi? 6 Mayıs mı? 3)Ekonomik darbe yok. Ekonomiden anlamayan bir başkan ve onu çevreleyen ekonomiyi takmayan antibatı bir avrasyacı-islamcı koalsiyonu var.
?? 09 Temmuz 2019 11:06
4
4) Evet. Rusya, AB, ABD Kürtlerin siyasi bir varlığı olsun istiyor. Türkiye bu durumu akılla yönetmeli, silahla değil. Öyle bir gücümüz yok.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN