Back To Top
‘Primus inter pares’ dedikleri

‘Primus inter pares’ dedikleri

 - Son Güncelleme: 17.09.2019 Salı 08:20
- A +

AK Parti içindeki tartışmalar bağlamında vaktiyle yine burada tartışmıştık: Refah/Fazilet içindeki yenilikçiler grubu tarafından kurulduğu zaman AK Parti lider partisi değil, kadro partisiydi ve genel başkanın oradaki konumu “eşitler arasında birinci” şeklindeydi. Zaten eski partilerinde istişare kültürünün ve demokratik mekanizmaların olmayışından şikayetle yeni parti girişimini başlatan grup ortak aklı ve istişareyi esas alan bir yapı oluşturmak niyetiyle yola çıkmışlardı. Ancak Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminden gelen popülaritesi ve kişisel karizması karşısında bu yapı ilerleyen zamanda giderek lider partisi hüviyeti kazanacaktı.

Gelgelelim bu dönüşüm sürecini yalnızca Erdoğan’ın yönetim anlayışıyla veya kişisel ajandasıyla açıklamak eksik ve yanlış olur. Buradaki temel problem siyaset kültürümüzle ilgili. İnsanoğlunun toprağa yerleşip tarım yapmaya geçmesinden çok önce başlamış bir hikâye bu.

Günümüzde de durumun çok değiştiğini söyleyemeyiz. İnsan doğası çok çabuk değişmiyor çünkü. Hatta çoğu yerde yönetim gücü ve yönetme yetkisi geniş bir grubun veya zümrenin elinde olsa bile orada da muhakkak görünürde bir lider figürü bulunur. Çünkü insan sürüsü başında bir çoban ister daima.

Dolayısıyla bugün çok revaçta olan katılım, ortak yönetim, yatay otorite veya yönetişim vs. gibi kavramlara rağmen lider figürüne ihtiyaç duymayan ve duyurmayan bir yönetim modeli görünmüyor ortalıkta. Yalnızca siyasi liderlikten söz etmiyoruz; şirket yönetimlerinde, dernek ve kulüp başkanlıklarında da var aynı durum. Elbette karar verme ve güç kullanma yetkilerinin daha gevşek veya daha sıkı olduğu örnekler var ama temsil rolüyle sınırlı olsa dahi yine lidere ihtiyaç duyuluyor.

Rasyonaliteyi ve verimliği esas alması gereken şirket yönetimlerinde bile terk edilemeyen liderlik kurumundan duygusal, sezgisel ve içgüdüsel faktörlerin, yani psikolojik mekanizmaların da etkili olduğu siyasette vazgeçilmesini beklemek daha zor.

***

Türkiye açısından liderlik kurumunun gücünü artıran bir faktör de tarihi tecrübelerin ve alışkanlıkların oluşturduğu siyaset kültürü. Doğu Roma asırlarında olduğu gibi Osmanlı devrinde de devlet otoritesi “şeriksiz” oldu hep. Avrupa’daki sosyal ve siyasi şartların getirdiği kilise ve aristokrasi gibi (modern dönemde ise burjuvazi gibi…) alternatif otoriteler bulunmadığı için devleti meydana getiren kurum ve organların birliğini ve ahengini temin eden pederşahi bir lider figürünün rolünün sınırlandırılması söz konusu olmadı. Padişahın güçlü veya güçsüz olması, yönetimde şu veya bu zümrenin etki gücünün daha fazla hissedilmesi önemli değildi. Önemli olan “mülkün sahibi” konumunda veya rolünde bir figürün mevcudiyetiydi.

Kültürümüzdeki “baba” otoritesinin izdüşümlerini taşıyan lider anlayışımız temelde şehir hayatına geçiş öncesi zamanlara ait sosyal şartların ve ihtiyaçların eseri. Ne var ki artık bu şartların ve dolayısıyla ihtiyaçların değişmiş olması artık zihin kodları haline dönüşmüş olan eski alışkanlıkların kolayca terk edilmesine yetmiyor.

Bu noktada bizim gibi bazı ülkelerde lider otoritesinin nispeten daha fazla benimsendiği doğru ama son tahlilde insanlığın geneli için geçerli bir yaklaşımdan söz ettiğimiz unutulmamalı. 

***

Bizim siyasi tarihimizde “ortak yönetim” örneği diye gösterilebilecek tek başarılı tecrübe İttihat ve Terakki Partisi’nin yönetimidir. Devlet yönetiminde belirli bir tarihten itibaren o günkü şartların da zorlamasıyla otoriter diyebileceğimiz bir yöntem benimsemiş olan parti kendi içinde ise tam anlamıyla demokratik şekilde yönetiliyordu. Hiç değilse Merkez-i Umumî üyeleri arasında eşit oy ve söz hakkı bulunduğunu biliyoruz. Söz gelimi partinin yönetiminde Talat Bey’in konumunun “eşitler arasında birinci” şeklinde olduğunu, orduyu mutlak bir disiplinle yöneten Enver Paşa’nın son tahlilde Merkez-i Umumi’nin yani ortak yönetim mekanizmasının emrinde olduğunu söylüyor kaynaklar. Gerçi Cihan Harbi’nin ilerleyen aşamalarında bu ortak yönetim mekanizmasının eskisi kadar güçlü işletilememiş olduğunu söyleyenler de var ama cumhuriyet sonrasında oluşan yönetim modeliyle lider kültüne dayalı siyasete nispetle çölde vaha durumundaki bir tecrübeden söz ediyoruz. Muhtemelen bu partinin esasen bir “kardeşlik cemiyeti” kökeninden doğmuş olmasına bağlı olan bu tecrübe imparatorluğun yıkılma anına denk gelmiş olmayıp siyasi ve sosyal başarılarla tarihe geçmiş olsaydı belki bugünümüz de farklı olabilirdi.

Ancak bugün elimizdeki sosyal malzeme lider siyasetinden fazlasına el vermiyor. Onun için Özal ölünce ANAP bitiyor, Demirel gidince DYP sona eriyor. Onun için bugün Babacan’ın partisinden, Davutoğlu’nun partisinden söz ediliyor.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 22:10
4-Milletvekilligi düsürülmeli. Yasama icin bu isleeden anlayan senato kurulmali. Burasi teklifi hazirlayip topluma online sunmali. Halk begenirse kabel degilse ret. Su anki sistemde milletvekilligi lüks. 5- yabancilar Türk vatandasligina alinacaksa genel yasanin haricinde yasadigi yerde halkin oyuna sunulmali. Birilerinin keyfi icin demografik yapimizla oynananmamali. 6-önceki yorumumda esbaskanliktan bahsettim yani bir kadin bir erkek seklinde. Bu sisteme ayrilikcilar kullaniyor diye kulak tikamamamiz lazim. Toplum kadin ve erkekten olusuyor ama biz erkekler kurdugumuz sistemde hep kadinlari
Bu açmazı veya problemi ancak akıl ve eğitim yoluyla aşabiliriz. Yeni bir aydınlanma ve reform dönemi yaşamamız gerekiyor. Bunu da ancak çok okuyan, çok çalışan fedakar ve eleştirel düşünebilen bir nesil başarabilir. Böyle bir nesil gelir mi? Ufukta gözükmüyor maalesef.
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 20:57
Erdoğan yaşlandı, gençler yeni yüzler görmek istiyor.
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 17:55
0-Gücün tek elde olmasi yanlis. Bir yere karsi sorumlulugu yok. Istedigini yapiyor istisare tartisma yok.O zaman meclise gerek yok. 1-siyasette kadinlari erkekler kadar sayica cok görmek istiyoruz. % 50 -50. 2- esbaskanli 1 kadin 1 erkek sisteme gecmeliyiz. 3- cumhurbaskani ayri parti baskanligi ayri olmali. Vakit yetmezligi devlette olamaz...
KARAR OKURU Demkr hukukçu 17 Eylül 2019 21:40
1
Kadin erkek değil hak edenler gelmeli illa kadin olacak veya illa erkek olacak diye bir şart kosulursa haksizlik ortaya çıkar. Yeri gelir hepsi erkek olur yeri gelir hepsi kadın olur. Gerekli asgari şartları taşıyanlar aday olurlar secilirlerse ilgili makam veya mevkilere gelirler. Dogrusu budur. Hic kimseye cinsiyetinden dolayi ayricalik taninamaz.
21. Asırda, devlete hükmedenler ya da Roma veya Osmanlı gibi devleti şeriksiz yönetenler yok olmadı sadece şekil değiştirdi. Demokrasi masalı ile milletin iradesi yönetime ortak gibi gösterildi. Ancak "kapitalist erkler" sadece bir devleti değil, bütün devletleri "şeriksiz" yönetiyor. Not: Demokrasi masal değildir. Gerçekten uygulanırsa da harika bir şeydir. Fakat bu gün dünyadaki bütün demokrasiler, kapitalist erklerin elinde oyuncağa dönmüştür. Buna gelişmiş Batlı demokrasiler de dahildir.
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 14:54
Güzellik Tayyib Abim ölmedi daha ve inşallah uzun yıllar yaşıyacak,ayrıca yeni partiye lüzum yokki,"YENİDEN REFAH" geliyor inşallah TİREBOLU
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 13:30
Pederşahi aile geleneğimizden kaynaklanan baba figürü arayışının bir başka örneği de cemaatlerdir kanımca. Maddi dünyadaki sorununu çözmesini beklediği için sırtını dayadığı baba figürü yerine, manevi dünyasındaki sorunları için şeylerden şıhlardan yardım beklemektedir. İşte bu babalar, şeyhler, şıhlar da insanların bu duygularını kolaylıkla istismar etmiş ve etmektedir. "Şık uçaması da müritler onları uçmaya zorluyor" ne yazık ki....
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 13:28
AKP; Erbakan'dan ayrılan bir grupla, Milli Görüşe düşman muhafazakar görünümlü kesimin kurduğu bir partidir. Bu bakımdan geçmişte bir benzeri yoktur. Zaman içinde AKP'nin Milli Görüş kodlarına dönmesi bu kesimi AKP'den uzaklaştırdı. Adalet, tek adamlık vs. işin kamuflesi. AKP ne zaman Erdoğan'a rağmen karar alabilmişti. Adalet ise, 17-25 Aralık'a kadar Fetönün tekelindeydi. Ve Fetöye vergi toplar gibi haraç topluyordu. O vakit adalete söz etmeyenlerin, Fetö yargılanırken adaleti bahane ederek AKP'ye saldırması çok tutarlı bir iş değil.
KARAR OKURUMürsel 17 Eylül 2019 12:27
Harika veciz doğru bir tahlil.Teşekkürler.
Herodot 17 Eylül 2019 11:59
1913 askeri darbesi ortak karar mı?
musto 17 Eylül 2019 11:53
Akp ilk dönemini saymazsak saadet zincirine dönüşen bir yapı bir kaç yüz,binden 12 milyona yükselen eş, dost, akraba, ile oluşan devasa bir zincir,paylaşım azaldıkça halkalar kopmaya başladı şuan 9,milyona indiği söyleniyor hızla aşağı doğru kopuyor.
külyutmaz 17 Eylül 2019 11:50
Çok güzel analiz.Yalnız bu topraklarda bazı dönüşümlerin olamamasının sebebi olarak "zihin kodlarına" fazlaca önem verilmiş.Burada sorun toplumsal kaynakların niteliğinde.Sonuçta bu dönüşümü yaşayan toplumların da geçmişten gelen zihin kodları vardı.Verimsiz topraklarda ancak doyabilen insanların düzeni olan Akdeniz köylülüğü halen bizim için esas siyasi motor.Kaynakların niteliğinin siyasi sisteme etkisi daha derindir bence.
Takipci 17 Eylül 2019 07:06
Bir 'Kok Sebep'i guzel anlatmissiniz, tesekkurler.
evin 17 Eylül 2019 06:34
madem kurulduğunda herkes eşitti eşbaşkanlık sistemine geçselerdi ya da herkes dönüşümlü başkan olsaydı...tüm gücü tek kişiye verdikten sonra arkasından ağlamak işe yaramıyor maalesef..
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 01:33
AKP'nin saydığınız partilerle hiç bir benzerliği yoktur. 18 Yıldır ülkeyi yöneten bir parti, Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde en uzun süre ülkeyi yöneten lider... Fuzuli benzetmeler yapmışsın, AKP'nin geçmişte benzeri yok.
Dr. Osman Efe 16 Eylül 2019 23:39
Çoktandır okuduğum en içerikli ve derinlikli yazı. Teşekkürler.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN