‘Türk insanına uygun aşı’ gelmiştir

Şu anda dünyadaki hiçbir hükümetin virüs salgınıyla mücadeleden ve bu çerçevede aşı tedarikinden daha acil ve daha önemli bir gündemi yok. Bu beladan kurtulmanın tek yolu dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’ini aşılamak diyor uzmanlar. Onun için insanları aşıdan soğutacak tartışmalar açmak uygun bulunmuyor. Türkiye’de de bilim insanları, aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler bu sorumluluk duygusu içinde konuya yaklaşıyorlar genellikle. Ama bizdeki problem zaten insanların aşıdan soğuması falan değil, tam aksine ülke nüfusuna yetecek miktarda ürünün tedarik edilip edilemeyeceği konusu. Nedense “bütün yumurtaların tek sepete konulmuş olması”nın doğurduğu riskler bir de de…

Öncelikle, telaffuz edilen rakamlar belirsizlik sisi içinde. Sözgelimi Çin aşısından 50 milyon doz alınacağı söyleniyor ama bu miktarın “tamamının” ne zamana kadar elimizde olabileceği söylenmiyor. Çinli firma da bir şey söylemiyor. Oysa bu önemli. Çünkü gelmesi beklenen “ilk parti”nin miktarı çok düşük. Yaygın bir aşılama gerçekleştirmeye yeterli değil.

İlk başta almaya istekli olmadığımız ama sonradan fikir değiştirip istediğimiz Biontech/Pfizer aşısından da bu anlamda ümit yok. Çünkü sipariş kotaları dolduktan sonra almaya karar verdiğimiz için ihtiyacımızı giderecek miktarda aşı veremiyorlar bize. Yine de geliştirici firmanın başındaki “Türk bilim insanı” ülkesi için ağırlığını koyarak bir miktar aşı tedarikinin yolunu açtı. Ne var ki ocak ayında geleceği söylenen “ilk parti” 550 bin dozdan ibaret (daha önce 1 milyon adet denmişti). Bu çok sembolik bir miktar. İstanbul’un küçük bir ilçesinin nüfusu kadar insana ancak yeter. “30 milyon doza kadar BioNTech-Pfizer aşısı temin edileceği” bilgisini veren Sağlık Bakanı’nın açıklamasına göre “Mart ayı sonuna kadar 4,5 milyon doz aşı ülkemize teslim edilecek.” Bu da epeyce geç bir tarih ve miktar ancak Anadolu’daki küçük bir ilimizin nüfusuna yeter.

30 milyon dozun geri kalanı için ise “2021 sonuna kadar gelecek” bilgisi paylaşıldı. Bu durumda “Bütün dünya aşılamasını yapıp bitirdikten sonra mı biz başlayacağız?” sorusunu sormak gerekiyor galiba.

Eğer vaktinde harekete geçip sipariş vermiş olsaydık bugün Amerika ve Avrupa ülkeleri ile Suudi Arabistan, İsrail, Katar gibi biz de Biontech firmasının aşılarını alıp vatandaşlarımızı aşılamaya başlamış olacaktık. Ama bizde aşılama takvimi bile belirsiz. Çünkü aşıların ne kadarının ne zaman geleceği meçhul görünüyor. Biontech için “Mart ayı sonuna kadar” şeklinde bir açıklama var. Ama asıl tedarikçimiz olan SinoVac konusunda böyle bir bilgi yok. Geçtiğimiz günlerde “yola çıktı geliyor” denilen, sonra gelişinin ertelendiği duyurulan ilk partinin 3 milyon dozdan oluştuğu söyleniyor ki bu da büyük bir toplam değil. Sağlık Bakanımızın verdiği bilgiye göre “Günde ortalama 1,5 hatta 2 milyona kadar aşıyı yapma imkanımızın olduğunu” göz önünde tutacak olursak bir iki günlük aşı bu. Geri kalanı hakkında neredeyse hiçbir şey belli değil. Yapılan açıklamaların tamamı afaki.

Salgın zincirinin kırılması için nüfusun en az yüzde yetmişinin aşı olması gerekiyor demiştik. Oysa Çin’den sipariş ettiğimiz 50 milyon dozun “tamamı” yakın bir zamanda gelse bile bu da en fazla 25 milyon kişiye yetiyor. Nüfusun yüzde yetmişi değil bu sayı. Türkiye’nin nüfusu -göçmenler ve diğer misafir yabancılar hariç- 83 milyon olduğuna göre kabataslak 55-60 milyon kişinin aşılanması gerekir yüzde yetmiş oranına ulaşmak için. (Birkaç hafta önce yine bu konuyu yazdığımda itiraz edenler için söyleyeyim: Hayır, aşı 18 yaş altına uygulanmayacak da olsa bu sayı değişmez, eğer toplam nüfusun yüzde yetmişinin aşılanması gerekiyorsa!)

Bir diğer tatsız mesele gelişi sürekli farklı bahanelerle ertelenen Çin aşısının güvenirliği ve etki gücü konusundaki kuşkular. Her ne kadar Çin’de kullanılmaya başlansa da SinoVac firmasının ürünü henüz faz-3 denemelerini tamamlamadı. Yani etkisi konusunda az da olsa belirsizlik var halen. (İnşallah bir sorun çıkmaz çünkü, yöneticilerimiz sağ olsunlar, 83 milyonluk bir ülke olarak bundan başka seçeneğimiz yok!)

Brezilya, Türkiye, Endonezya ve Şili’de gerçekleştirilen üçüncü faz testleri de spekülasyon konusu. İlk önce Endonezya’da tamamlandığı duyurulan testlere dair açıklama geri çekilmişti. Sonra Brezilya’daki testlerin sonuçları için de aynı şey oldu, Çin firması açıklamanın geri çekilmesini istedi ve toplu bir değerlendirmenin 15 gün sonra yapılacağını bildirdi. Tam da o günün akşamı bizim Sağlık Bakanı Türkiye’deki testlerin sonucunu açıkladı. Ancak açıklanan sonuç 1322 denekle ilgiliydi. Oysa Türkiye’deki faz-3 çalışmalarına 7 bin 371 denek katılmıştı. Dolayısıyla geri kalan deneklere ne olduğu, onlarla yürütülen çalışmanın sonuçlarının ne olacağı belirsiz. Diğer yandan, protokole göre testlerde vaka sayısı 40’a çıkınca açıklama yapılması gerekiyordu ama 29 vaka bulununca açıklandı sonuçlar. Bir an önce açıklama yapılmasını gerektiren acil bir durum söz konusu olmuştu sanki. Sağlık Bakanı’nın aşının “Türk insanı için uygun” olduğu açıklaması da bir başka düğüm yeri. Çin aşısının 4 ayrı ülkede yürütülen testlerinin toplu sonuçlarını beklemeden ülkemizdeki 7 bin 371 denekle yapılan çalışmanın 1322 denekle ilgili kısmını açıklayıp aşının Türk insanı için uygun olduğunu açıklama ihtiyacı duyulmasının önemli bir sebebi olmalı.

 

YORUMLAR (81)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
81 Yorum