Hızlandırılmış enflasyon kursundan sertifika almak…

Geçen yıl Ağustos ayında 12 aylık enflasyonumuz yüzde 19,25’ti. Bugün 80,21. Artış dört kat.

Geçen yıl 6 Eylül günü doların satış fiyatı 8,29 liraydı. Bugün 18,22. Artış iki kattan fazla.

Enflasyonda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine Bakanı Nurettin Nebati’nin dört gözle beklediği “baz etkisi” ayları yaklaşıyor.

Geçen yıl, yılın son dört ayında toplam yüzde 20,73 enflasyon olmuştu. Bu yılın son dört ayında bu kadar yüksek olmayacak, daha doğrusu umalım ve dileyelim ki olmasın. Demek bu yılı toplamda yüzde 55-65 arasında bir enflasyonla bitireceğiz.

Arada çok ekstra şeyler olmazsa, dolar kurunun da 20 lira civarında yılı bitireceğini bekliyor bankalar çoğunlukla.

Önümüzdeki yıl Haziranda seçim yapacağız. Seçim öncesinde bu yılın ilk beş ayına ait yüzde 31,6’lık enflasyon da devreden çıkacak, yerine yeni rakamlar gelecek. Yani seçim öncesinde yıllık enflasyon benim tahminim yüzde 30’lu rakamlar civarında olacak. Dolar kuruyla ilgili bir rahmin yapmak zor ama her şey bugünkü gibi giderse doların da 22-24 lira aralığında bir yerde olması beklenebilir.

Tayyip Erdoğan da Nurettin Nebati de, “Bakın bizim dediğimiz oldu, faizi düşürdük ve enflasyonun da belini kırdık” diyecekler. Gerçi yaptıkları tahminler tutmamış, enflasyon yüzde 20’nin altına inmemiş olacak ama ne gam, zaten kim daha dün akşam ne yediğini hatırlıyor ki, aylar önce verilmiş sözleri hatırlasın…

Peki sahiden enflasyonun beli seçimden önce kırılmış mı olacak? Sokaktaki insan, seçimde oy verecek seçmen kendini ekonomik olarak bir ölçüde rahatlamış mı hissedecek?

Verilecek cevaplar büyük olasılıkla seçimin galibini de belirleyeceği için sorulara çok dikkatli yaklaşmakta ve onları mümkün olduğunca objektif bir gözle cevaplamaya çalışmakta fayda var.

Önce bir basit gerçeği hatırlatarak başlayayım: Tayyip Erdoğan’ın kullandığı manada kullanmıyorum ama gerçekten de enflasyon başka, hayat pahalılığı başka.

Enflasyonun düşmüş olması, fiyatların da düşmesi anlamına gelmiyor. Enflasyonun bugün bulunduğu yüzde 80 seviyesinden belki biraz daha yükselip sonra yıl sonunda yüzde 55-65 aralığına gerileyecek olması, mal ve hizmet fiyatlarının düşmesi değil, bu fiyatların artış hızının yavaşlaması anlamına gelecek.

Hayat pahalılığı ise en genel anlamıyla, elimizdeki kullanılabilir gelirle hayatımızı eski seviyesinde sürdüremememiz anlamına geliyor. Yani, fiyatların seviyesi yüzde 55-65 artmışken bizim gelirimiz yüzde 45-50 artmışsa, yeni gelirimiz ne olursa olsun eski hayatımızı yaşayamayız, bazı şeyleri tüketmekten veya yapmaktan kaçınmaya başlarız.

Seçim döneminde seçmenin ekonomik olarak kendini bir ölçüde rahatlamaya başlamış hissetmesi için enflasyonun düşmesi gerek şarttır ama tek başına yeterli olmaz. Bir de bireylerin gelirlerinin artması gerekir.

Evet, elbette hükümet yılbaşı geldiğinde maaş ve ücretlere yüklü bir zam yapacak ve öncelikle devlet memurlarıyla emeklilerin gelirini enflasyon kadar arttıracak; ayrıca asgari ücreti yükselterek bütün çalışanların gelirlerini de arttırmak isteyecek.

Ancak tabii bu maaş ve ücret artışları bir yandan bütçe üzerinde ağır yük yaratıp Hazine iç borçlanma ihtiyacını arttıracak, bir yandan da şirketlerin bu ücret artışlarını ürettikleri mal ve hizmetlerin fiyatlarına yansıtmasına neden olacak; yani kısacası vatandaşın gelirinin artması enflasyonu da arttıracak veya en azından hükümetin umduğu kadar düşmesine yardımcı olmayacak.

1 Ocak 2023’ten itibaren devreye girecek ücret artışlarının getireceği ferahlama hissi haziran ayına kadar sürer mi? Bu yıl sürmedi mesela, o yüzden hükümet temmuz başında sadece memur ve emeklilere değil asgari ücrete de zam yapmak zorunda kaldı.

Acaba Tayyip Erdoğan iktidarı seçim yılında temmuz başına denk gelecek zamları daha önceye, mesela Haziran ayına çeker mi?

Sanıyorum bu ülkede hiç kimse gönül rahatlığıyla “Yok canım olmaz öyle şey” diyemez.

Erdoğan seçimi Ocak-Şubat aylarına geri çekmeyeceğine göre, büyük olasılıkla Haziran ayında memurlara, emeklilere ve asgari ücrete en azından enflasyon kadar zam yapacak.

Erdoğan seçimi kazanırsa maksat hasıl olacak Kaybederse de, bu konu onun sorunu olmaktan çıkacak zaten, bırakın yeni iktidar uğraşsın.

Seçime doğru giderken Erdoğan iktidarının ekonomi alanında yapacağı yegane şeyin ücretleri arttırmak olacağını düşünenler de yanılıyor.

Kendisine seçim kazandırması için asgari ücreti arttırarak fedakarlığını isteyeceği şirketler kesimine de önden yüklemeli ve peşin ödemeye yapacaktır Erdoğan iktidarı. Yani ucuz kredi muslukları daha da fazla açılacaktır; hatta belki tüketici kredilerinde bile yeni sürpriz genişlemeler olabilir.

Erdoğan, tabii “Con Ahmet’in devri daim makinası”nı bulduğunu düşünüyor olabilir ama öyle değil. Bu makine çok kısa bir süre için çalışabilir ve çok yüksek bedel üretir. Üretiyor zaten.

Kısacası şu: Erdoğan iktidarı, Türkiye’yi derin bir çukura sokmak pahasına da olsa seçimi kazanmak istiyor ama işi hiç kolay değil.

YORUMLAR (12)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
12 Yorum