Rusçu musunuz, Batıcı mı? Hükümette çatlak mı var?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi, her konuda olduğu gibi Türkiye’yi yine karpuz gibi ortasından ikiye bölüverdi.

Köşe yazılarının altına gelen yorumlar ne kadar temsil edici bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla Karar okurları bile ikiye bölünmüş durumda.

Bir grup Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini neredeyse haklı görüyor, “Amerika yüzünden oldu” diyor. Diğer grup ise tersini düşünüyor, Rusya’nın saldırgan ve emperyalist olduğu görüşünde.

İnsanların kişisel görüşlerinin farklı farklı olması güzel bir şey. Üstelik bunun, Ukrayna savaşı serbest bir ortam olduğu için ifade edilmesi de güzel.

Gördüğüm kadarıyla benzer bir fikir ayrılığı toplumun her kesiminde ve gazeteciler arasında da var. Az önce kabaca özetlediğim iki karşıt görüş, hayal edilebilecek bütün çeşitlemeleriyle yazılıyor çiziliyor.

Bu ayrılık yüksek siyasette de var. Örneğin geçen gün TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski Murat Yetkin’in YetkinReport adlı haber sitesine bir makale yazarak, savaşın Türkiye’ye yüzünü yeniden Batıya dönme, Avrupa ve NATO’daki yerini sağlamlaştırma fırsatı yarattığını yazdı; Türkiye’nin demokrasi, insan hakları ve Avrupa değerlerinden uzaklaşmasını bir “parantez” olarak niteleyip bu parantezin kapatılmasını istedi.

Tam da Kaslowski’nin yazısının yayınlandığı gün, Sabah gazetesinde Mahmut Övür’ün köşesinde, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile bir söyleşi yayınlandı.

Soylu da görev alanıyla hiç ilgisi olmadığı halde Ukrayna savaşı hakkında konuşmuş Övür’e. Söylediklerinden bir minik demek şöyle:

-Rusya, kendisine karşı ABD tarafından yapılan çerçevelemeyi, sıkıştırmayı gördü. Tabii bu yeni bir soğuk savaş mı yoksa başka bir şey mi onu birlikte göreceğiz ama bu küreselleşmenin iflasıdır.

-Dünyayı ekonomi üzerinden dönüştürmek isteyenler bundan sonra çok kolay adım atamayacaklar.

-Türkiye küreselleşmeye teslim olmadı. Bunu yaparken de tarihin kendisine sunduğu bölgesel ticari ilişkileri iyi kurdu. Bütün bu ilişkiler ağını bozmak istemelerine rağmen bunu başardı. Eğer küreselleşmeye teslim olsaydı yani küresel kulüplere, küresel şampiyon ülkelere teslim olsaydı Ukrayna'dan daha zor duruma düşerdi. Daha büyük maliyetler öderdik. Kendi göbeğini kendi kesti. Bu Tayyip Erdoğan modelidir. Dünyanın, 21. yüzyıla Tayyip Erdoğan modeli dışında bir modelle yürümesi mümkün değil. Bütün ülkeler bu modelin etrafında toparlanmalıdır.

-Ben Avrupa'nın bir topluluk olarak bir anlam taşımadığını da düşünüyorum. Avrupa Soros kurallarıyla idare ediliyor. Onlar Soros kurallarına teslimler. Şunu çok açık söylüyorum, Soros'u artık dünyada hiçbir ülke kabul etmeyecek. Savaşta ölen bütün çocukların sorumlusu Soros’tur.

-Bizdeki Sorosçular Kavala'nın peşine takılanlar. Kim Kavala'nın hukuk iğfal edilerek serbest bırakılmasını istiyorsa, Ukrayna'daki ve Suriye'deki çocukların katili de odur.

***

İnsan bu sözleri okuyunca sadece şaşırmıyor, üzülüyor da. Çünkü, Türkiye’yi yöneten kadrodan önemli bir ismin analiz kapasitesinin “Avrupa Soros kurallarıyla idare ediliyor” seviyesinde olması hepimiz için bir büyük sığlığın da ifadesi.

Ancak Soylu için başka bir sürü sıfat kullanılabilir olsa da, onun siyaseten bir hayatta kalma ustası ve kurnaz biri olduğunu mutlaka teslim etmek gerek.

O yüzden bu söyleşinin yapılmış olması ve zamanlaması ile içeriği öyle tesadüfle izah edilemeyecek bir şey. Bana soracak olursanız iktidar içinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan bir çekişmenin dışa vurumu; o tartışmanın kapalı kapılar ardından çıkarılıp kamuoyu önüne getirilmesi.

Ülkemizde Batı düşmanlığı ile özgürlük ve demokrasi düşmanlığının mutlu bir evliliği var. İşte Soylu o evliliği sürdürmek isteyenlerin önde geleni.

Fakat dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum, Tayyip Erdoğan savaşlın başından beri bir hayli dikkatli ve temkinli. Erdoğan ayrıca savaş sayesinde Türkiye’nin önünde açılan fırsat penceresini gördüğünü açık açık belli ediyor; yani Batıya yanaşma emareleri veriyor.

Hatırlayın, Erdoğan daha önce de bu emareleri verdi. Önce yerel seçimin hemen ardından, sonra Berat Albayrak’ı gönderdikten sonra. Ama her seferinde MHP cephesinden bir tepki gördü, girdiği yoldan geri döndü.

Bu sefer de, Süleyman Soylu’nun demeci, Erdoğan’a karşı verilmiş bir çeşit ültimatom gibiydi bana soracak olursanız. “Rusya’yı bırakıp Batıya yanaşma” diye mesaj veriyor Soylu, kendi Cumhurbaşkanına.

Toplumda, gazete köşe yazarlarında yaşanan Rusçu-Batıcı bölünmesi acaba hükümette de mi var?

Bizim Rusçularımız, aynı zamanda “millici” ve her ne demekse “tam bağımsızlık” yanlısı. Bu konuda mesela Süleyman Soylu ile Cumhuriyet gazetesinin bazı yazarları kolayca yan yana gelebiliyor. Daha ilginci Berat Albayrak da aynı yere kolayca yerleştirilebilir.

Meşhur Çin atasözü veya bedduası, “İlginç zamanlarda yaşayasın” der ya, biz hep ilginç zamanlarda yaşıyoruz.

YORUMLAR (58)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
58 Yorum