‘Ben hükümetin yerinde olsam…’

Geçmiş yazılarımda Türkiye’nin akranları arasında en kırılgan ülke olduğunu verilerle anlatmıştım. Bu kırılganlığa ilaveten, 2020 yılı bütçe açığının, bugünden tedbir alınmazsa %6’ya kadar çıkabileceğini; alınacak tedbirlerin de her birinin kendi içinde zorluklar taşıdığını anlatmaya çalışmıştım.

Kamu giderleri hiç esnek değil. Anlamlı oranda tasarruf yapmak nerdeyse mümkün değil. Tasarruf tavsiyeleri ve teşebbüsleri bir işe yaranıyor. Maaş artışlarının geçmiş değil gelecek enflasyon beklentisine göre yapılması, yani ücretli çalışan kamu personeline daha az zam yapılması, kendi içinde enflasyon oranına tamamlama sözü içerdiğinden personel giderleri azaltılamıyor. Yeni gelen vergi kanunu tasarısının oluşturmayı umduğu vergi geliri artışlarının çok düşük düzeyde kaldığını gördük. Geriye, bütçeye yüksek gelir getirebilecek, yüksek oranda zam yapmaktan başka bir yol kalmıyor. Daha doğrusu, normal, muteber ve tutarlı bir yol kalmıyor.

Ekonomi için riskli olabilecek aşırı borçlanma ve çok riskli olabilecek para basma gibi iki ayrı yol daha var ama eminim hükümet de bu yollara, mecbur kalmazsa, başvurmak istemiyor.

Tüm bu sorunlar yetmezmiş gibi, kırılganlıkları ve zorlukları daha da derinleştirecek iki önemli gelişme daha oldu. Biri giderlerimizi, yani bütçe açığını, artıracak olan Barış Pınarı harekâtı bir diğeri de etkisi çok kolay ölçülemeyecek olan Amerika’nın yaptırımları.

Hükümet bütçesinin dinamikleri, geçmiş yıllardaki yüksek dış ticaret açıkların etkisinde o kadar kötü yapılanmış ki, artık “boşa koysan dolmuyor doluya koysan almıyor” misali çelişkiler içeriyor.

Aşırı ithalat, yani yüksek dış ticaret açığı, çok yüksek dolaylı vergi gelirleri ürettiği için bütçe açıkları cüzi oranda oluşuyordu. Şimdi dış ticaret açığı azaldığı için bütçenin de vergi gelirleri azaldı, bütçe açığı çok yükseldi ve daha da yükselecek.

Bütçe açığı artınca, piyasaların en büyük müşterisi olan kamunun gelirleri azalıyor. Geliri azalan kamu da yatırım ve tüketim harcamalarını kısmak zorunda kalıyor. Üstelik bu durum geçici değil.

Bütçe gelirlerini artırmak için eskiden olduğu gibi aşırı ithalat yapma imkânımız da kalmadı. Birincisi ülkede yatırım ve tüketim iştahı epey azaldı. İkincisi daha fazla ithalat daha fazla dış borç demektir ve mevcut durumumuz borçlanmaya elverişli değil. Çünkü dış borçların GSYİH’ya oranı bakımından akranlarımız olan, Rusya, Brezilya, Malezya, Meksika, Endonezya, Tayland, Hindistan, Güney Afrika gibi ülkelerin tamamından daha kötü durumdayız.

Hükümet ne yapmalı

Geçmiş dönemlerde düşük döviz kuru, yüksek ithalat ve yüksek dolaylı vergiler sayesinde hükümetin oluşturduğu ve paylaştırdığı bolluk dönemlerinin katkısıyla, Ak Parti, girdiği bütün seçimleri kazandı.

Mevcut olumsuz ekonomik ve siyasi ortamın da müsebbibi ve sorumlusu hükümettir. Geçmiş yıllar da alınmış yanlış kararların ve alınmamış doğru tedbirlerin sonucunda bugünlere geldik. Geçmiş dönem hatalarını uzun uzun tartışmayı başka zaman bırakarak ne yapmalı sorusuna cevap bulmalıyız. Hatta yapılması gerekenler konusunda iddialı olan herkesin fikrini söylemesi ve hükümetin de bunlardan yararlanacak mekanizmalar kurması, belki, işe yarayabilir.

Bütçe açığı, giderlerin azaltılması, harcamaların kısılması, daha yüksek vergi ve yüksek zamlardan oluşan bir bileşim politikasıyla azaltılabilir. Bu tedbirler bile bütçe açığını umulan seviyelere düşüremeyebilir; bu durumda Hazine alenen, şeffaf ve objektif işlemlerle borçlanmalıdır. TCMB değerleme hesabının, Hazine’ye aktarılması gibi “parlak fikirler”den hızla uzaklaşmalıdır.

Veriler ve zorlukları dikkate alarak öncelik bütçe açığına mı yoksa cari açığa mı verilmeli?

Ekonomideki bütün olumsuzlukların kök sebebinin cari açık olduğuna inanan biriyim. Eğer şu anda ekonomide ılımlı bir toparlanma varsa bunun en önemli sebebi oluşan “cari fazla” dır. Hükümetin iktisadi alanda başını suyun üstünde tutması için alacağı bütün tedbirlerin tek amacı dış ticaret açığını azaltmak olmalıdır.

YORUMLAR (12)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
12 Yorum