AK Parti arkasında nasıl hatıralar bırakacak?

Çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana, Türk siyaseti zaman zaman darbeler yüzünden kan kaybetti. Ama yine de her on yılda bir yaşanan bu darbelerin ardından bile bir şekilde yoluna devam etmeyi başardı.

Siyasete tacizlerin en yoğun şekilde yaşandığı, özellikle dindar kesimlere yönelik baskıların ve yasakların toplumda derin yaralar açtığı 28 Şubat postmodern darbesinin ardından iktidar olan AK Parti ile birlikte demokratik anlamda yeni umutlara ve hayallere yelken açmıştık.

Şimdi görüyoruz ki bu bir yanılsamadan ibaretmiş. Her ne kadar bugün birileri, “Biz aslında, AK Parti’nin demokrasi ve hukuk diye bir derdinin olmadığını o gün görmüştük” diye böbürlense de işin aslı öyle değil…

Zira biliyoruz ki bugün ortalarda yalancı pehlivan gibi dolaşıp “biz demiştik” diyenler, o günlerde yasakları, üniversite kapılarında kurulan ‘ikna odaları’nı savunmak için kendilerini helak etmişlerdi… Dolayısıyla bugün söylediklerinin hiçbir kıymeti harbiyesi yok.

Esas önemli olan, hangi dönemde olursa olsun, hangi iktidar tarafından yapılırsa yapılsın, özgürlüklere tehdit oluşturan baskılara ve hukuksuzluklara karşı erdemli bir duruş gösterebilmektir.

Açıkçası kendi adıma ifade etmem gerekirse, 28 Şubat’ın karanlık günlerinde özgürlüklerin önüne kurulan barikatlara karşı yazılar yazdım, yargılandım ve cezalar adım.

İşte tam da bu ilkesel duruş yüzünden, bugün AK Parti iktidarının, o günleri aratmayacak hukuksuzlukları karşısında da hukukun ve özgürlüklerin yanında durmaya devam ediyorum.

Maalesef AK Parti, bizzat kendi iktidarı döneminde başlattığı ‘hukukun üstünlüğü’, özgürlükler ve ekonomide rasyonelleşme adımlarını yok ederek, hızla Türkiye’yi antidemokratik ülkeler ligine götürüyor.

Ülkeyi neredeyse çeyrek yüzyıldır yöneten bir iktidarın bu trajik geri dönüş hikayesi, Türkiye siyasetinin en dramatik hikayelerinden birisi olarak tarihe geçecektir.

-“Hukukun Üstünlüğü” parolasıyla yola çıkıp, iktidarınızın 24. Yılında yargıyı siyasetin yönlendirmesine açık hale getirirseniz, arkanızda adalete hasret kalan bir Türkiye bırakırsınız…

-Anayasal demokrasilerin sağladığı en temel haklardan birisi olan ‘fikir özgürlüğü’ hakkını ‘devletin bekası’na yönelmiş tehlike kategorisine alarak toplumda bir korku atmosferi oluşturursanız, arkanızda 28 Şubat benzeri tatsız hatıralar bırakırsınız…

-Devleti ideolojik kamplaşmaların tasallutundan kurtararak, herkese eşit ve hakkaniyetle davranan bir iktidar vaadiyle yola çıkıp, ‘mülakat’ tabelası altında eş-dost ve yandaşlarınız dışında herkese devletin kapılarını kapatırsanız, arkanızda sadece adaletsizlik hatıraları bırakırsınız…

-Uyuşturucu ile mücadele, toplumun sıhhati açısından hayati bir öneme sahip, bu konuda kimsenin bir tereddüdü yok. Ancak uyuşturucu kullananları, torbacıları yakalayıp hapse atarken ülkeye tonlarca uyuşturucu sokan baronların keyfi yerindeyse, arkanızda soru işaretleriyle dolu tatsız hikayeler bırakırsınız…

Bu konudaki en tehlikeli uygulama; uyuşturucu ile ilişkili olarak tutuklanan pek çok kişinin mal varlıklarına el konulmasıdır.

Anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkına doğrudan müdahale niteliği taşıyan bu uygulama, sistemin can damarına ağır bir müdahaledir. Eğer ortada dolaşan iddialar doğruysa, henüz mahkemeye bile çıkmamış, yargısal süreci tamamlanmamış kişilerin mallarının haraç-mezat satılması, hukuktan vazgeçtik ama insani olarak bile vicdanları yaralayan bir durumdur.

Biliyorum, iktidar dahil artık kimsenin Müslümanlık diye bir derdi yok ama ben yine de hatırlatayım. Bilindiği gibi İslam hukukunda ve ahlakında, bireyin huzur ve güven içinde yaşaması için korunması zorunlu olan ve “Zarûrât-ı Hamse” olarak adlandırılan beş temel esas bulunmaktadır.

Canın korunması: İnsanın yaşama hakkının kutsal sayılmasıdır.

Dinin korunması: İnsanın inanç özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır.

Aklın korunması: İnsanı diğer varlıklardan ayıran en üstün vasıf olan aklın, sağlıklı kalmasının sağlanmasıdır.

Neslin korunması: Aile kurumunun korunması, soyun devamlılığının sağlıklı ve meşru bir şekilde sürdürülmesidir.

Malın korunması: İnsanın mülkiyet hakkının korunmasıdır. Haksız kazanç yolları yasaklanarak helal yoldan mülk edinme ve mülkiyetin güvenliği esas alınmıştır.

Çocukluğumuzdan beri kulağımıza küpe olsun diye öğretilen ilk ve son cümle şu: Eğer bu dünyadan göçtüğünüzde, akanızdan hayırla yad edilmenizi istiyorsanız, doğruluk, hakkaniyet ve istikamet üzere olun…

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.