Back To Top
Belki de her zorluk bir değişimin habercisidir

Belki de her zorluk bir değişimin habercisidir

 - Son Güncelleme: 19.04.2019 Cuma 08:32
- A +

21. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamakta olduğumuz temel insan haklarına ilişkin problemler, toplumsal kırılmalar hepimizde derin hayal kırıklıkları oluşturuyor, geleceğe ilişkin yeni hayaller kuramıyoruz. Evet bir açıdan baktığımızda hiç de umutlu bir tablo yok önümüzde. Ama biliyoruz ki içinden geçtiğimiz süreçleri sadece bir pencereden bakarak değerlendiremeyiz. Kim bilir belki de bugün yaşadığımız umutsuz tablo, yeni bir değişim döneminin habercisidir.

Hemen ifade etmek gerekiyor ki şu günlerde çok önemli tecrübeler biriktiriyoruz. Bir kere hak-hukuk, adalet, temel insan hakları gibi evrensel değerler konusunda kimin nerede durduğunu, ahlaki meziyetler konusunda kimin kaç kuruşluk bir değer ifade ettiğini, kimin ihtiyacı bitince ilk istasyonda demokrasi vagonunu terk etmeye hazırlandığını artık biliyoruz.

***

İnanıyorum ki son dönemde yaşanan siyasi tecrübeler, demokrasi tarihimiz için ibretlerle dolu bir arşiv oluşturacaktır. Öylesine dramatik savrulmalar yaşıyoruz ki, geçmişte insan hakları ve özgürlükler konusunda Türkiye’nin başına gelen büyük acıları bizzat yaşayan, tanıklık eden insanlar bile bugün ahlaklı, vicdanlı ve merhametli olmaktan neredeyse utanır hale gelmişlerdir.

Şimdi devran döndü ve dün demokrasiye bir kurtuluş olarak sarılanlar, bugün “beka” meselesini bir argüman olarak kullanarak “demokrasi olmasa da olur” tezlerini üretmeye başladılar. Bu son derece tehlikeli bir viraj, zira hepimiz biliyoruz ki demokrasinin alternatifinde selamet yok, tam aksine otokratik ve despotik rejimler vardır.

İlk savrulmada demokrasi reddiyeciliğine sarılanlar bilmeli ki, demokrasi ile siyaset sahnesinde meşruiyet kazanan AK Parti iktidarı, yine demokrasinin imkanlarıyla önemli reformların altına imza atmış ve Türkiye’yi bir üst lige taşımıştır.

Unutmayalım, eğer ilk sarsıntıda hukukun üstünlüğünü askıya almak gibi irrasyonel yollara saparsak, demokrasiye galebe çalmayı planlayan oligarşik yapıların üstünlük sağlaması durumunda yapacakları ilk şey demokratik kazanımları budamak olacaktır.

Bugün demokrasi olmadan da işlerin yürüyebileceğine inananlar maalesef esas tehlikeyi görmüyorlar. 15 Temmuz ihanetiyle bu ülkenin “bekası”na göz dikenler, meşru demokratik iktidara karşı saldırı düzenlemişlerdi. Eğer devleti mutlaklaştırıp demokrasiyi feda edersek, işte o zaman gerçek ‘beka tehlikesi’nin kapımızı çalması mukadder hale gelecektir.

Ve unutmayalım ki farklılıkları yok sayarak, özgürlükleri kısarak, siyasal katılım ve iktidar değiştirme imkanlarını yok ederek bekamızı koruyamayız.

Türkiye’nin son dönemde içine girdiği demokratik değerleri itibarsızlaştırma sürecinden süratle çıkması gerekiyor. Bunun için de siyasi iktidarın ortaya koyacağı irade son derece önemlidir. Zira ekonomi-demokrasi dengesini kurmadan, hukukun üstünlüğüne olan güveni tesis etmeden içeride bir huzur iklimi oluşturmak mümkün olmadığı gibi, ekonomimizin ihtiyaç duyduğu dış güveni sağlamak da mümkün değildir. Yani Türkiye’yi dünyadan tecrit etme riski taşıyan irrasyonel davranışlardan uzak durma zarureti bulunmaktadır.

Bu açıdan İstanbul seçiminin ‘yenilenmesi’ meselesi çok önemli bir test niteliği taşımaktadır. Evet 31 Mart’tan bu yana geçen 17 günlük bir belirsizlik döneminde hepimiz yorulduk, ama sonunda mazbata sahibini buldu. Artık bugünden itibaren yeni bir sayfa açıp işimize bakmak durumundayız. Eğer seçimi yenilemek gibi toplum nezdinde izahı mümkün olmayan bir yola girersek, hem toplumu yeni bir yorgunluğa sürüklemiş oluruz, hem de Türkiye’nin dünyadaki fotoğrafına zarar veririz. Türkiye’yi dünyadan tecrit ederek yaşayamayacağımıza göre, doğru olan makuliyettir...

***

Aslında AK Parti yola çıkarken kuruluş ilkeleriyle Türkiye’nin önüne çok önemli bir vizyon koymuş ve o günkü Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıları tespit ederek bu tartışmaları bitirmişti. Bugün de başka bir şey yapmasına gerek yok, kuruluş ilkelerindeki şu uyarıları dikkate alsın yeter:

“Kendini dünyadan tecrit eden bir ulusal sistemin uzun sure ayakta kalması düşünülemez Artık, kendi içine dönük böyle bir sistemle toplumun talepleri karşılayamayacağı gibi, uluslararası camianın saygın bir üyesi de olunamaz. Dünyada köklü dönüşümler yaşanırken, Türkiye, zamanını ve enerjisini iç meseleleriyle uğraşarak tüketmektedir. Elli yılı aşan çok partili siyaset tecrübesine rağmen, yeterince demokratikleşemeyen, temel hak ve özgürlüklerin tam olarak kullanılamadığı ülkeler arasında yer almaktadır. Genç ve dinamik nüfusuna, zengin doğal kaynaklarına rağmen, refah düzeyini yükseltememiş, uluslararası piyasalarda rekabet edecek üretim kapasitesine ulaşamamıştır.”

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 20 Nisan 2019 22:17
ihsan can ELAZIĞ Sayın mehmet bey bu güzel duygu ve yazınızdan dolayı tşk ederim hislerimize tercuman olduğunuz için allah razı ola sevgi ve selam dua ile
engineer 19 Nisan 2019 16:53
Türkiye'nin dünyaya vereceği resim yada dünyadan tecrit olacağı kimin umurunda, diyorlar ki benden sonrası tufan, yani bir telaştır gidiyor, imamoğlu verileri kopyalattırıyormuş ve bunlar mahremmiş, kimin mahremi ola ki? çokmu namahrem işler var ?
Muhtefi. . 19 Nisan 2019 13:39
Belki, Galiba, Sanırım. Sanki bu kelimeler Toplum Sosyolojisinde ve Hukukunda yeri yoktur. !..Somut gerçekler geçerlidir. Demokrasi dediğiniz şeyin temeli Adalettir. Üretim ile insan var olur. !..seçimler sadece seçimdir. Abartmaya gerek yoktur. !.sihirli değnek kimsede yok.. Önce Vatan, Millet deyip sevgiyle, saygı ile çalışıp, uretmeden mutluluk yok-tur. Olmaz.olamaz,olmayacaktır. .Gerisi politik demogojidir o da akşam olunca biter. !..
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 09:44
Başladığımız yere getirdi AKP bizi ne başarı ama değil mi! 17 yıllık ZAMAN/ASR'I aynı noktadan tekrar başlamak için mi ziyan ettik.AKP ve Lideri günümüzün ruhu ve olayları dışında kopmuş vaziyette.Bu gerçeği kavramış değil.Geçmiş te kalmış dünyanın varlığı varsayımına göre toplum ve ülke yönetileceğine inanıyorlar. Otoritenin gerçekliğine göre değil,Gerçekliğin otoritesine uymak gerek.der İ.ÖKSÜZ hoca. Yeter! Ya gerçekliğe göre değişecekler, ya da gerçeklik onları değiştirecek! Tercih ve eylemlerimiz kaderimizdir.(İsra/13-Ali İm
Hay yaşa. Doğruları söylemissiniz. Ayrıntılara girin somutlastirin. Neler yapılmalı?
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 04:42
Dünyanın en huzurlu,en zengin,en güvenli,en mutlu ülkeleri ,Demokrasisi en iyi olan ülkeler değilmi ? Yani bu işin yarısı , çeyreği ,pazarlığı,çıkarıma uyuyorsa durumu olmaz .
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 02:27
Bu gün dünyadaki vahşetin planlayıcıları; demokrasiyi önemseyen, hatta önemsemekle kalmayıp her ülkeye dayatan devletlerdir.
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 13:49
0
sizler demokrasi ile emperyalizmi karıştırıyorsunuz. demokrasi bir devletin kendi halkı ile ilişkilerini düzenleyen bir rejimdir. emperyalizm ilse bir devletin çıkarlarını başka devletin üzerinde tutup gerekirse diğer devletlerin refahı pahasına kendi halkının refah seviyesini yükseltme politikasıdır. aslında bütün ülkeler bir anlamda emperyalisttir. rusya, çin, iran, suudi arabistan demokrasiyle yönetilmiyorlar diye dünyadaki kan ve vahşetten uzaklar diyebilir miyiz.
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 01:43
Her yazınızda 15 temmuza atıfta bulunuyorsunuz, elbette o hain geceyi unutmamalıyız. Ama acaba AKP ve MHP o gecenin araştırılmasını neden mecliste oylarıyla reddetti? Bir gazeteci bu soruyu neden kendine sormaz?
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 01:40
Türkiye üst lige çıkmış falan değildir, 17 yıl öncesine göre daha kötü durumdadır.
musto 19 Nisan 2019 01:22
Hocam ister kız ister darıl 2007 den sonra akp,de fabrika ayarı falan kalmadı. Sn Ahmet Necdet Sezer bunları frenliyordu fren olmayınca içindeki yolcular ile uçuruma yuvarlandık araba pert oldu.Hasarı ödeyecek sigortamızda yok. biz neymişiz modunda ülkeyi bu hale soktular.
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 00:36
Bizim gibi Ortadoğu ülkeleri bazı sonuçlara bilimsel verilerden hareketle değil de acı tecrübeler yaşayarak ulaşmayı tercih ediyor. Sonuçta ulaşmamız gereken makule varıyoruz ama bir sürü zayiat veriyor, enerjimizi boşa harcıyor ve kaplumbağa hızında ilerliyoruz. Yolumuzu deneyerek değil de bilgiyle bulmaya başlamadığımız sürece de bu iş böyle devam edecek.
KARAR OKURU 19 Nisan 2019 10:53
3
yav arkadaş kendini ortadoğu ülkesi sanan bir güruh var ülkemizde .....
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN