Back To Top
Demokrasinin krizi, birlikte yaşama kültürü ile aşılabilir

Demokrasinin krizi, birlikte yaşama kültürü ile aşılabilir

 - Son Güncelleme: 09.08.2019 Cuma 08:46
- A +

Liberalizm ve demokrasi kavramları temelleri itibariyle birbirinden farklı iki gelenekten geliyor olmalarına rağmen, giderek öylesine bütünleştiler ki, bugün demokrasi denildiğinde akla liberal demokrasi gelmektedir.

Sosyalizmin bitişi sonrasında, serbest piyasa ekonomisi ile liberal demokrasinin artık alternatifsiz bir demokrasi tipi olduğuna inanılıyordu. Ancak liberal demokrasinin başta küreselleşme olmak üzere kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlikler yüzünden bir kriz içine girmiştir. Bu yeni durum liberal demokrasinin alternatifsiz ve üstün bir model olduğu düşüncesini tartışmalı hale getirmiş bulunuyor. Avrupa’da krizden çıkış için liberal demokrasiye alternatif oluşturacak farklı demokrasi düşünceleri ileri sürülmüştür. Halkın etkin bir şekilde yönetime katılımını öneren Habermas’ın öncülüğünü yaptığı “müzakereci demokrasi” kuramı bunlardan en önemlisidir. Habermas bütün insanların katılabileceği bir müzakere sürecine işaret eder. Bireyler bu süreç içerisinde hiçbir sınırlama olmaksızın sürece katılmada özgür ve eşittir.

***

Günümüzde liberal demokrasinin artık ciddi bir kriz yaşadığını biliyoruz. Özellikle kapitalizmin günahlarının liberal demokrasiye fatura edildiği de bir gerçek. En önemlisi de kapitalizmin yarattığı krizin aynı zamanda demokrasinin krizi olarak algılanmasıdır. Çünkü liberal demokratik değerler dünyada eşit dağıtılmamaktadır, esas itibariyle bunun en önemli nedeni de hiçbir ahlaki ilkeyle kendini bağlı hissetmeyen kapitalizmin sınır tanımayan eşitsizliğidir.

Küresel ekonomik şartların kültürel kimlikleri alabildiğince tahrip ettiği bir dünyada, hem bireysel ve toplumsal özgürlük alanını muhafaza edebilmek, hem de birlikte yaşamayı gerçekleştirebilmek için “özne” düşüncesinin daha belirgin hale gelme zarureti bulunmaktadır. Yani hepimiz kendimizi birer özne olarak inşa edemediğimiz sürece farklılıklarımızı korumamız da mümkün değildir. Ve en önemlisi de, kendi hayatımızın bir öznesi olarak varoluşumuzu sürdürebilmemizin garantisi olan yasaları, kurumları ve toplumsal örgütlenme biçimlerini oluşturamadığımız sürece birlikte yaşamayı başaramayız.

Giderek genişleyen bir çoğunluğun özel yaşamını ve kamu yaşamını her yönüyle istila eden dünyasallaşmış bir toplumda yaşadığımızın altını çizen ve böyle bir dünyada ancak karşılıklı olarak birbirimizi birer “özne” olarak kabul ettiğimizde, birlikte ve farklılıklarımızla yaşayabileceğimizi belirten Fransız yazar Alain Touraine şöyle bir tespitte bulunuyor: “Otoriter erkler, düşünceleri ve inanışları birbirinden farklı olan birey ve öbeklere mutlak bir denetim biçimini dayatmak için toplumu kültürel anlamda birleştirmeyi, bütünleştirmeyi istediler. Bu erkler, us olsun, ulus olsun, ırk olsun ya da din olsun, kültürel anlamda birleştirici bir ilkeyle özdeşleştikçe yönettikleri toplumu da totaliter bir cehenneme doğru sürüklerler.” (birlikte yaşayabilecek miyiz?, s.203)

***

İnsanın “özne” olması bağlamında disiplinler arası yapılan bütün tanımların ortak noktası, insanın düşünen bir varlık olduğudur. Ve bütün tanımlar varlığını düşünme niteliğine, yani akla borçludur.

Kuran, melek ile insan arasındaki farkın, insanın akıl sahibi ve özgür iradeli bir varlık olarak iyiyi de kötüyü de yapabilecek güce sahip olduğuna ve en mükemmel şekilde yaratıldığına işaret etmektedir. “Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık” (Tin: 95/4)

Dolayısıyla birey olabilmenin en önemli göstergesi, bireyin kendi kararlarını bizzat kendisi olarak alabilmesi ve sorumluluğunun bilincinde olmasını gerektirmektedir. Ayrıca Allah’ın yarattığı en mükemmel varlık olarak ayakta kalabilmesi için birey olmak, gerçek özne olabilmek şarttır. İnsanın, birey olarak kalabilmesi, benlik sahibi olması bencillik ya da “bireycilik” olarak algılanmamalıdır. Yani insanın kendi varlığının bilincinde olması, asla benmerkezcilik demek değildir.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Modern insan tipi: Gönlü komünist, beyni kapitalist, İslam'a kapalı, sömürüye açık embesil bireyler sürüsü...
22 milyon metrekare bir ülkede 72 millet birlik beraberlik içinde yaşarken demokrasi kültürümüz yoktu...
KARAR OKURU 10 Ağustos 2019 18:32
0
Ne kadar temelsiz ve cahilce bir yorum. O 22 milyon metrekaredeki insanların birbirlerinden haberleri bile yoktu. Ne birliği? Hepsinin tepesinde yerel kılıçları varken, demokrasi de ne?
KARAR OKURU 11 Ağustos 2019 04:26
1
19.22, İşkemden atma. Fetret döneminde Balkanlarda Hıristiyan teba Osmanlıyı bekledi. Osmanlılığa sahip çıktı. Ayrılmadılar. Kafalarında kılıç, mılıç yoktu...
KARAR OKURU 09 Ağustos 2019 17:22
Demokrasinin krizi değil bu. Kendisini demokrasi ile yönetilen ülkelerin özellikle paraca zengin olan ülkelerin dünyayı sömürme işinde umduklarını bulamamaları. Yıllarca dünyanın bir çok ülkesini demokrasi götürme adına işgal ettiler, darbeler yaptılar, kan döktüler yönetimleri değiştirdiler yaptıklarına demokrasi dediler. Halkın liderlerini kiralık adamları ile katlettiler. Hakan Albayrak M. Esed'den naklen bir not yayınladı. Hikaye sizi tatmin eder mi? Mr.
Aliş 09 Ağustos 2019 14:00
Demokrasi, sosyalizm,liberalizm insanlığın geçirdiği sosyoekonomik aşamalarda sorunları, ihtiyaçları gidermek için ürettikleri çözümlerdir. Değişen, gelişen toplumsal şartlar,ihtiyaçlara göre çözümün şeklinde değiştirir.Artık kapsayıcı,sosyoekonomik ve siyasi kural ve kurumlara gerktirir.Sorun burda başlar.Zihni,ahlaki, kültürel fikri ve fiili kural ve kurum üretme yeteneği olan toplumlar, yöneticiler,sorunu aşabilir. Bizde zihni ortaçağın ihtiyacına göre üretilen fikri, fiili kurum, kurallara bağımlı,bedeni 21 yy da tiplerin yönetim deyiz.Önce bulunduğu yer, hal, zamanı bilmek lazım,ama!
METİN P. 09 Ağustos 2019 11:23
EVET ÇOK DOĞRU BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ OLMADAN HUZUR,BARIŞ VE GÜVENLİK SÖZKONUSU BİLE DEĞİL.MÜSLÜMAN,LAİK,TÜRK,KÜRT,HANEFİ VEYA ŞAFİİ OLMADAN ÖNCE İNSAN OLACAKSIN.İNSAAAAN.DİNDARLIĞINI,MİLLİYETÇİLİĞİNİ VS. ALLAHA GÖSTER!BANA İNSANLIĞIN LAZIM!
Köroğlu 09 Ağustos 2019 10:22
Küreselleşme hangi eşitsizliği yarattı? Destek? Ama şunu diyebiliriz: Batı'nın işçileri Çin'in, Türkiye'nin, Hindistan'ın işçileri ile rekabet edemedi. Bir arbitraj doğdu. Bu da aşırı sağı güçlendirdi. Beklenmeyen bir etki değil. Tam tersine beklenen bir durum. Bu liberal demokrasinin krizi değil, zaferi. Küreselleşme en çok gelişmekte olan ülkelerin alt sınıflarına yaradı. Onlar tarihte ilk defa subsistence ekonomisinden çıktılar. Sırf amerikalı olmanın vasıfsızlığı offset edemeyeceği bir dönem başladı.
Sayın yazar, demokrasinin sorunu insanların hırslarıdır. Tanrı insanları akıl gibi yüksek bir özellikle donatırken, hırs gibi gözü dönmüş bir istekle de baş başa bırakmıştır. İnsan hırslarını kontrol altına almadıkça hiç bir sosyal ve siyasal düzende huzur olmaz. Günümüz entelektüeli bu gerçeği fark edecek düzeyde değildir. Çözüm olarak önerilen sekülerleşme, hırsların tamiri için yegane yol olan Tanrı ve din kavramlarını kişilerin vicdanına hapsettiği için, kaçınılmaz bozulmuşluğun tek sebebidir.
KARAR OKURU 09 Ağustos 2019 08:48
Yüce ALLAH insanları engüzel şekilde yarattı ama insanlar nefislerinin yüzünden ne yazıkki aşağıların aşağısıda olabiliyor sorun insanlarda neye layıksalar o şekilde yönetiliyorlar sabah kurtuluş parkında yerler kedi köpek pisliğinden tutunda köpeğini tarayıp kılını yere atana kadar her şey görebiliyorsunuz. şimdi belediye başkanı bunlara ceza yazsa parkta köpek gezdirmem bunun yeri bura değil burda insanlar spor yapıyor sağlıksız bir ortam oluyor dese o belediye başkanı sizce bir daha başkanlığı kazanabilr mi ? buda her şeyi anlatır
KARAR OKURU 09 Ağustos 2019 04:34
Bugün yaşanılan vahşi kapitalizmin karar süreçlerinde egemen olması. Vatandaşların çıkarları değil, şirketlerin çıkarlarını kolluyor siyasi düzen. Kapitalizmin özü adil rekabettir. Malını iyi yapan öne geçer, daha fazla kazanır, istihdam yaratır, vergisini verir. Vahşi kapitalizm bir şekilde öne geçer, yasaları çevre kanunlarını, vergi oranlarını kendi lehine politikacıları parayla destekleyerek değiştirir. vahşi kapitalizmi başka bir terminoloji ile tanımlamamalı siyaset bilimciler. Kapitalizm yok Türkiye’de.
KARAR OKURU 09 Ağustos 2019 09:11
1
Kapitalizm budur. Ve altın çağını yaşıyor.
KARAR OKURU 09 Ağustos 2019 09:56
1
Kapitazimin kendisi vahşidir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN